(5271 S. K. m. 223, 231) (1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 66, 67)
Askeri Mahkemece; sanığın, 21.7.2006 tarihinde
-
arasında iki gün yol süresi tanınarak on gün izne gönderildiği, aynı gün saat 08.20de Nizamiyeden çıkışının yapıldığı, izin bitiminde en geç 2.8.2006 tarihi saat 08.20de Birliğine katılması gerekirken kabul edilebilir mazereti olmaksızın katılmadığı, 15.8.2006 tarihinde katılışını yaptığı, bu suretle 2.8.2006-15.8.2006 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, mahkûmiyetine karar verilip açıklanması geri bırakılmış; daha sonra CMKnın 231/11inci maddesi gereği açıklanması geri bırakılan bu mahkûmiyet hükmü açıklanarak, lehe değerlendirme de yapılıp mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de;
Suç tarihlerinin 2.8.2006-15.8.2006 olduğu ve yargılama süreci dikkate alınarak, öncelikle bir dava şartı olan dava zamanaşımı yönünden inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Sanığa isnat edilen izin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1inci maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde, 5237 sayılı TCKnın 66/1-e maddesine göre, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıl geçmesiyle kamu davası zamanaşımına uğramaktadır. Yine aynı Kanunun 67nci maddesinde, bir suçla ilgili olarak, şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde dava zamanaşımı kesilir. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
CMKnın 231/8inci maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde sanığın beş yıllık denetim süresine tabi tutulacağı ve denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı belirtilmiştir.
Somut olayda; dava zamanaşımı süresinin suçun işlendiği tarih olan 15.8.2006 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, 29.9.2006 tarihinde iddianame düzenlenmesi, 18.12.2006 tarihinde sorguya çekilmesi, 15.1.2007 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmesi ile kesildiği, 15.1.2007 tarihinde yeniden işlemeye başlayan sekiz yıllık zamanaşımı süresinin, 24.8.2009 tarihinde kesinleştiğine dair şerh verilen, ancak gerekçeli kararın; 18.8.2009 tarihinde, yokluğunda karar verilen sanığa tebliğ edilmesi nedeniyle 26.8.2009 tarihinde kesinleşen 8.6.2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile durduğu, bu tarihe kadar dava zamanaşımı süresinin 2 yıl 7 ay 11 günlük kısmının geçtiği, geriye 5 yıl 4 ay 19 günlük sürenin kaldığı anlaşılmaktadır.
CMKnın 231/8inci maddesinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı hükmü bulunmaktadır. Öğretide de kabul edildiği üzere, durma süresi, Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanmasını gerektiren nedenlerden birinin ortaya çıkması hâlinde, bu nedenin ortaya çıktığı andan itibaren, durduğu yerden yeniden işlemeye başlayacaktır (Askeri Yargıtay Drl. Krl.nun 11.6.2015 tarihli ve 2015/64-79 sayılı kararında da aynı durum belirtilmiştir).
Dava zamanaşımı süresinden geriye kalan 5 yıl 4 ay 19 günlük sürenin, denetim süresi içinde sanık tarafından 29.10.2009 tarihinde görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenmesi ile yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımı süresini yeniden kesecek olan 23.12.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünden önce, 19.3.2015 tarihinde, sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu dikkate alındığında, CMKnın 223/8inci maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, 353 sayılı Kanunun 220/2-C ve CMKnın 223/8inci maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar Askeri Mahkeme tarafından, dosya dizi 174de yer alan adli sicil kaydındaki 10.2.2012 tarihinde işlenen hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin 13.3.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine, duruşma açılıp taraf teşkili yapılarak, 23.12.2015 tarihli ve 2015/486-559 sayılı hüküm ile açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanmış ise de; öncelikle yine aynı sicil kaydında ve bir önceki 9.12.2013 tarihli dizi 171deki adli sicil kaydında görülen, 29.10.2009 tarihinde işlenmiş görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğine öncelikle dikkat edilerek, duruşma açılıp taraf teşkili yapılması suretiyle hükmün açıklanması gerektiğinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasını gerektiren ilk neden olan 29.10.2009 tarihinden itibaren, dava zamanaşımı süresinin durduğu yerden yeniden işlemeye başladığı kabul edilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
23.12.2015 tarihli ve 2015/486-559 sayılı mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve resen, dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle BOZULMASINA;
Bu bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-C ve CMKnın 223/8inci maddeleri gereğince sanık hakkındaki KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE;
19.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy