(1632 S. K. m. 87) (353 S.K. m. 243) (5271 S. K. m. 231, 223) (765 S. K. m. 102)
Yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Bu koşullardan sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması hâli, objektif koşul olup önceliklidir.
Dava dosyasının incelenmesinde; sanığın, 22.1.2003 tarihinde işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle
Asliye Ceza Mahkemesinin 5.3.2003 tarihli ve 2003/163-85 sayılı hükmü ile dört ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, bu hükmün 13.3.2003 tarihinde kesinleştiği, mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayılması için gerekli olan, karar verilme tarihinden itibaren beş yıllık süre geçmeden sanığın, 16.11.2004 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olan emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, somut olayda suç tarihinin 16.11.2004 olduğu ve yargılama süreci dikkate alınarak, öncelikle bir dava şartı olan dava zamanaşımı yönünden de inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın tüm aşamalarında resen dikkate alınması gereken dava zamanaşımı, belli bir sürenin geçmesi hâlinde davaya devam olunabilmesini engellediğinden, hâkim, CMKnın 223/9uncu maddesinde düzenlenen derhâl beraat kararı verilebilecek hâller haricinde, dava zamanaşımı süresinin dolduğunu anlar anlamaz davanın düşmesine karar verecektir.
Sanığa isnat edilen emre itaatsizlikte ısrar suçunun düzenlendiği ASCKnın 87/1inci maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı ve suç tarihi itibarıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin yürürlükte olduğu gözetildiğinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4üncü maddesinde, beş seneden fazla olmamak üzere (ağır) hapis
ve (ağır) para cezasını içeren cürümlerde zamanaşımı süresi beş yıl olup, aynı Kanunun 104/2nci maddesi uyarınca sürenin kesilmesi hâlinde ise zamanaşımı süresi, ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Dava zamanaşımı süresi, suç tarihi olan 16.11.2004 tarihinden itibaren başlayacak olup, bu süreyi kesici işlemler, 25.2.2005 tarihli iddianame ile kamu davasının açılması, 6.5.2005 tarihinde sanığın sorgu ve savunmasının tespiti ve 28.11.2005 tarihli mahkûmiyet hükmüdür. Dairemizin 24.3.2009 tarihli ve 2009/791-773 sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirme yapılmasını temin bakımından 28.11.2005 tarihli hüküm bozulmuş; bozma kararından sonra devam olunan yargılamada, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmasına rağmen, Askeri Mahkemenin 5.8.2009 tarihli ve 2009/1217-755 sayılı hükmü ile hukuka aykırı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında CMKnın 147nci maddesi anlamında sorgu niteliği taşımayan bozma kararına karşı diyeceklerin tespit edilmesi, zamanaşımını kesen nedenlerden olmayıp, hukuka aykırı olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kesinleşmesi ile de dava zamanaşımı durmayacaktır.
Dava zamanaşımı süresini kesen en son işlem olan 28.11.2005 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonra 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4üncü maddesinde öngörülen beş yıllık dava zamanaşımı süresinin 28.11.2010 tarihinde dolduğu ve derhâl beraat kararı verilebilecek hâlde bulunmadığı dikkate alındığında, Milli Savunma Bakanının kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, sanık hakkında
Askeri Mahkemesince verilen 5.8.2009 tarihli ve 2009/1217-755 sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kanun yararına bozulmasına, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-C ve CMKnın 223/8inci maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Milli Savunma Bakanının 18.2.2016 tarihli, MAİY.: 51393309-9010-528-16/As.Adlt. İşl.Rap.Tet.ve İşl.Ş.(31-98-15) sayılı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2)
Askeri Mahkemesinin 5.8.2009 tarihli ve 2009/1217-755 sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, 353 sayılı Kanunun 243/3üncü maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA;
Bu bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-C, 243/4-D ve CMKnın 223/8inci maddeleri gereğince sanık hakkındaki KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE;
3.5.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy