(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 221) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Sanığın, 13.10.2013 tarihinde ayrıca iki gün yol süresi tanınarak on gün izne gönderildiği, izin bitiminde en geç 25.10.2013 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 31.10.2013 tarihinde saat 21.36 sıralarında Birlik Komutanlığına katılışını yaptığı, ileri sürdüğü mazeretin askerlik hizmetine tercih edilebilir nitelikte olmadığı, bu suretle 25.10.2013-31.10.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de;
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1-b maddesinde; Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir.
Özür kavramı kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtay'ın yerleşik kararlarında; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle birliğinden ayrı kaldığı, birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi, yapılacak değerlendirmelerde de özür unsurunun, kanun koyucunun amacını aşacak şekilde yorumlanmaması gerekmektedir.
Sanık savunmasında; izne gittiği dönemde çocuğu olduğunu, eşini kaçırarak evlendiği için ailevi problemleri bulunduğunu, eşinin işsiz kaldığını ve barınacak yeri olmadığını, bu nedenle eylemi gerçekleştirdiğini beyan etmiştir.
Sanığın savunmasında öne sürdüğü mazeretlerinin hiç birisi araştırılmadığı gibi, doğum konusunu ortaya koymak bakımından aile nüfus kayıt örneğinin de dosyada mevcut bulunmadığı görülmektedir. Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/2-b maddesinde doğumun, izin süresinin uzatılmasını gerektiren nedenlerden sayılmış olması ve maddi olayın tüm açıklığı ile ortaya konularak değerlendirme yapılabilmesi gereği gözetildiğinde, sanığın çocuğunun olması ve diğer mazeretlerinin araştırılması sonrasında haklı, makul ve kabul edilebilir nitelik taşıyıp taşımadığı hususunda hukuki değerlendirme yapılması gerektiğinden, hukuka aykırı kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Noksan soruşturma yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi uyarınca, sanığın temyiz nedenlerine atfen ve resen BOZULMASINA;
26.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy