(5271 S. K. m. 74) (353 S. K. m. 221)
Sanığın, 17.8.2013 günü saat 05.00de yol süresi dâhil olmak üzere toplam 22 gün süre ile gönderildiği izinden 8.9.2013 günü saat 05.00de dönmesi gerekirken 14.9.2013 günü saat 17.02de kendiliğinden Birliğine katılış yapmak suretiyle, 8.9.2013-14.9.2013 tarihleri arasında bulan izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanık, dedesi öldüğü için yerine getirmesi gereken birtakım görevleri olduğunu, izin süresince bunları halledemediği için birliğine geç katıldığını beyan etmektedir.
Bilindiği üzere; İzin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için, bu suçun faili olan asker kişinin, kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrıldıktan sonra, dönmeye mecbur bulunduğu günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak, diğer bir ifadeyle, askerlik hizmetine tercih edilebilecek ölçüde, yasal olarak kabul edilebilir bir mazereti bulunmaksızın gelmemesi gerekmektedir.
İzinli bulunurken vaktinde kıtasına veya memuriyetine (görevini yapmakta olduğu yere) dönmeye engel teşkil edebilecek mazeret (özür) hâllerinin nelerden ibaret olduğu, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde belirtilmiştir. 57inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde, aile fertlerinden birinin ağır hastalığı veya ölümü, kaza, doğum, yangın gibi beklenmeyen durumlar veya felaketler, izin süresinin geçirilmesinde mazeret (özür) olarak sayılmış bulunmaktadır.
Bu anlamda, sanığın ileri sürdüğü mazeretlerin doğru olduğunun anlaşılması hâlinde, dedesinin vefatı nedeniyle defin işlemleri ile uğraşmasının, bu üzüntülü ve zor süreçte ailesinin yanında bulunmasının Türk aile yapısına, örf ve adetlerine de uygun olacağı ve izin tecavüzünde bulunduğu sürenin kısa olduğu, kendiliğinden birliğine katılış yaptığı dikkate alındığında;
1) Sanığın kardeşlerini de kapsayacak şekilde vukuatlı nüfus kayıt örneğinin dosyaya ithal edilmesi, ardından vefat eden dedesinin kim olduğu, tam olarak hangi tarihte vefat ettiği, cenazenin ne zaman defnedildiği, sanığın cenazeye katılıp katılmadığı, cenaze işleri ile kimin uğraştığı, bu süreçte ailesinin yanında olup olmadığı hususlarının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre, ileri sürdüğü mazeretlerin kabul edilebilir olup olmadığı, suç kastı ile hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiğinden bu hususların yerine getirilmemesi;
2) Ayrıca, sanığa ait sabıka kaydı incelendiğinde, muhtelif suçlardan (hırsızlık, kasten yaralama gibi) yargılandığı ve hakkında mahkûmiyet kararları verildiği, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ve satın almak suçundan hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, yerine getirilmiş adli para ve hapis cezaları bulunduğu gözetilerek, kesinleşmiş hüküm ve infaz evraklarının getirtilmesinden, şahsi dosyasında mevcut ise gördüğü tedavilere ilişkin tüm kayıtların dosyaya ithal edilmesinden sonra suç tarihlerinde cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve askerliğe elverişli olup olmadığı konusunda, psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesinin yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde tam teşekküllü bir askeri hastanede CMKnın 74üncü maddesine göre adli gözlem altına alınması ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmaması;
Noksan soruşturma teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Noksan soruşturma yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, sanığın temyizine atfen ve resen BOZULMASINA;
26.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy