(5271 S. K. m. 231) (765 S. K. m. 95) (647 S. K. m. 6) (5237 S. K. m. 58) (353 S. K. m. 243)
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.2.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas ve 2009/13 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; 1.6.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, 765 sayılı TCKnın 95/2nci maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayılacağı hâller veya mülga 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8inci ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun Geçici 2nci maddesi hükümleri uyarınca silinme koşulları oluşan mahkûmiyetler, adli sicilden silinmiş olup olmadığına bakılmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde olumsuz koşul olarak belirtilen engel bir neden olarak kabul edilemeyecektir. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.10.2008 tarihli ve 2008/154-173 sayılı kararının kabul tarzı da aynı niteliktedir.
Askeri Mahkemece, sanığın, daha önce kasıtlı suçtan adli para cezasına mahkûm edildiği anlaşılmakla birlikte, TCKnın 58/5 maddesindeki 18 yaşından küçüklerin önceki mahkûmiyetlerinin tekerrüre esas alınamayacağı hükmü gibi, sanık lehine yorumla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel kasıtlı bir suçtan mahkûm olmadığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamında sanığın,
Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2003 tarihli ve 2003/812-950 sayılı kararı ile 25.8.2003 ve 26.8.2003 tarihlerinde daha on sekiz yaşını doldurmamış iken dolandırıcılık suçu nedeniyle mahkûmiyetine ve cezasının 647 sayılı Kanunun 6ncı maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, bu hükmün 13.2.2004 tarihinde kesinleştiği, bu mahkûmiyetin vaki olmamış sayılması için mülga 765 sayılı TCKnın 95/2'nci maddesinde öngörülen ve karar tarihinden itibaren işlemeye başlayan beş yıllık deneme süresinin 19.12.2008 tarihinde dolmasından önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu suçun işlenmiş olması karşısında, sanık hakkında müsnet suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, CMKnın 231/6-a maddesinde öngörülen sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şeklindeki objektif koşulun somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle hukuka aykırı bulunduğundan, Milli Savunma Bakanının kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Davanın esasını çözmeyen bir karar olduğundan, 353 sayılı Kanunun 243/4-A maddesi kapsamında bozmadan sonra kararı veren mahkeme tarafından gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilmesi gerektiği, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe veya aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği hususlarına işaret edilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Milli Savunma Bakanının 22.3.2016 tarihli, MAİY.: 51393309-9010-858-16/As.Adlt. İşl.Rap.Tet. ve İşl.Ş. (26-B-31-16) sayılı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2) Mülga
Askeri Mahkemesinin 20.1.2009 tarihli ve 2009/293-1 sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, 353 sayılı Kanunun 243/3üncü maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA;
3) 353 sayılı Kanunun 243/4-(A) madde ve bendi gereğince, bu konuda bir karar vermek üzere, dava dosyasının
Komutanlığı Askeri Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
26.4.2016 tarihinde ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy