(1632 S. K. m. 130) (353 S. K. m. 217)
Sanığın, 3.8.2014 günü 11.00-13.00 saatleri arasında Çevre-6 nöbet yerinde nöbetçi olarak görevlendirildiği, nöbetine G-3 Piyade tüfeği ve hücum yeleği ile gittiği, saat 11.30da yapılan kontrolde, nöbet yerinde bulunmadığının ve kışla dışına çıktığının tespit edildiği, hamili bulunduğu tüfeği ve hücum yeleğini ise nöbet yerine bıraktığı, aynı gün saat 19.30da Birliğine ailesi refakatinde katılış yaptığı anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre, sanığın firarını kolaylaştırmak amacıyla kışla sınırlarından ayrılmadan önce nöbet yerinde tüfeğini ve hücum yeleğini kolayca bulunabilecek bir yere bıraktığı, nöbet yerine bırakılan tüfek ve hücum yeleğinin yapılan ilk kontrolde kolayca bulunduğu görülmektedir.
Askeri Yargıtayın uyum ve kararlılık gösteren içtihatlarında,
ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen Askeri eşyayı kasten terk etmek suçunun teşekkülü için;
Suç konusu eşyanın askeri hizmete tahsis edilmiş olması;
Bu eşyanın terk edilmiş olması;
Failin fiilini terk kastı ile işlemiş olması unsurlarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği kabul edilmektedir.
Suçun maddi unsurunu, askeri hizmete mahsus eşyanın terk edilmesi, manevi unsurunu ise, bu eşyanın terk etmek niyet ve iradesi ile, yani terk özel kastı altında hareket edilerek bırakılması ve ondan vazgeçilmesi oluşturmaktadır.
Bu anlamda, sanığın asıl niyet ve iradesinin Birliğinden izinsiz olarak uzaklaşmak (firar etmek) yönünde olduğu, firara giderken sorumluluğuna tevdi ve teslim edilmiş olan tüfek ile hücum yeleğini yanında götürmesinin eylemini nitelik bakımından ağırlaştıracağı, söz konusu askeri eşyayı tamamen korumasız bir yerde değil kışla hudutları dâhilinde nöbet yerine bıraktığı (Dz.22), herhangi bir zarar ve ziyan meydana gelmediği, sanığın askeri eşyayı terk etmek özel kastı ile hareket ettiğinin söylenmesinin mümkün olmadığı, en azından bu hususun şüpheli kaldığı birlikte değerlendirildiğinde, Askeri Mahkemece, sanığın beraatine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir (Dairemizin 22.4.2008 tarihli, 2008/1199-1190; Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 09.10.2013 tarihli, 2013/1278-1305, 1inci Dairesinin 29.01.2014 tarihli, 2014/114-110 ve 23.12.2015 tarihli, 2015/776-776 sayılı kararları da bu yöndedir).
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
26.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy