(2918 S. K. m. 84, 85) (1632 S. K. m. 137) (5237 S. K. m. 50) (353 S. K. m. 220)
Sanığın, 18.9.2008 tarihinde, sürücüsü olduğu ve kendisine hizmet gereği teslim edilen
plakalı askeri araç ile tören provasından kışlasına dönüşü esnasında, F-80 otoyolu
-
istikametine seyir hâlindeyken,
Havalimanı yol ayrımı mevkiine geldiğinde, aynı istikamette seyreden sivil şahıs M.G. yönetimindeki
plakalı çekici aracın şerit değiştirerek iki askeri aracın arasına girmesini ve hızını yavaşlatmasını zamanında fark edemeyerek, çekici aracın arkasına takılı
plaka sayılı araca çarptığı, kaza nedeniyle askeri araçta
TL tutarında Hazine zararı meydana geldiği, meydana gelen hasarın mühimce olduğu, bilirkişi raporuna göre, sanığın gelişen durumlara karşı tedbir almada geç kaldığı, aracı dikkatsiz ve tedbirsiz kullanarak kazanın olmasına doğrudan neden olduğu (asli kusur sayılan hâllerden, arkadan çarpma) ve kendini geçmeye çalışan araçların emniyetle ve güvenli geçişi için yavaşlama kuralına uymadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84 ve 55inci maddelerini ihlal ettiği ve bu yönüyle doğrudan kusurlu olduğu, böylece ASCKnın 137inci maddesinde yazılı hizmette tekâsülle askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; sanığın, hizmette tekâsülle askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği sabit görülerek, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan eden mağdur bulunmaması karşısında temel cezanın yaralama olayı hiç olmamış gibi ASCKnın 137nci maddesinin alt sınırından tayin edilmesinde, takdiri indirim yapılmasında, kamu zararını ödeyemeyeceğini belirtmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde, şartları taşıdığından TCKnın 50/3 maddesinin amir hükmü gereğince hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, ödeme gücü göz önünde bulundurularak Hazine zararı tenkis edilmek suretiyle kalan kısmın tahsiline karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Hesaplanan nispi harç tutarında 10 Kuruşa kadarki kesirlerin nazara alınamayacağı dikkate alındığında; kabul edilen Hazine zararının miktarına göre, nisbi harcın 136,60 TL olarak belirlenmesi gerekirken, 136,62 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğu, ancak yapılan nispi harç hatasının, suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmaması, nispi harç miktarının belirlenmesinin ayrı bir araştırma ve takdiri gerektirmemesi karşısında, mahkûmiyet hükmünün nispi harç miktarının yanlış belirlenmesi yönünden bozulmasına, bu bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükmünün belirtilen kısmının düzeltilerek ve diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Ancak, nispi harcın tayini sırasında 10 Kuruşa kadarki kesirlerin nazara alınamayacağı dikkate alındığında, kabul edilen Hazine zararının miktarına göre, nisbi harcın 136,60 TL olarak belirlenmesi gerekirken, 136,62 TL olarak belirlenmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
Bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün hukuka aykırı bölümlerinin 353 sayılı Kanunun 220/2-İ maddesi gereğince, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, sanıktan 136,60 TL nispi harç alınmasına şeklinde değiştirmek ve diğer kısımları aynen korunmak suretiyle mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek ONANMASINA;
26.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy