(353 S. K. m. 217)
Sanık hakkında, Kasım 2008 ayı içerisinde nöbet yerinde mastürbasyon yaparken nöbetçi subaya yakalanan mağdur Hv.P.Er F.M.’yi odasına çağırdığı, burada yaptığı davranışa sinirlenerek yüzüne birkaç tokat attığı, bu suretle asta müessir fiil suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;
Askeri Mahkemece; olay esnasında sanık ve mağdurla aynı odada olduğunu belirten tanıkların, sanığın mağdura tokat atmadığını, sadece ikaz ettiğini, olayı görmeyen ancak olay sonrasında mağduru gören bir kısım tanıkların ise; sanığın yüzünün kızarık olduğunu ve mağdurun sanığın kendisini dövdüğünü söylediğini beyan ettikleri, bu durumda atılı suçun sübutunun şüpheli kaldığı kabul edilerek, beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanıkla mağdur arasında meydana gelen olayı doğrudan gördüğünü beyan eden tanık Astsubaylar G.S. ve C.Ö.’nün, sanığın, mağdura asta müessir fiil oluşturacak bir eylemi olmadığını; buna karşın olaya ilişkin duyuma dayalı bilgileri olduğunu beyan eden tanıklar H.Ç., S.I., A.B., S.Y., İ..G., E.T., H.G. ve H.B.’nin ise mağdurdan, sanığın ona tokat attığını duyduklarını beyan ettikleri görülmekle; yargılama konusu tokat atma eyleminin sübuta erip ermediğinin tespiti için görgüye dayalı beyanları olduğunu ifade eden iki tanığın, G.S. ve C.Ö.’nün beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğinin ve dolayısıyla bu beyanların hükme esas alınıp alınmayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Sanığın soruşturma sırasında verdiği ifadesinde; mağdurla birlikte odada bulunduğu sırada, odada Astsubay G.S.’nin de olduğunu, kovuşturma sırasında yapmış olduğu savunmasında ise odada G.S. ile birlikte C.Ö.’nün de bulunduğunu (Dz.4,94), tanık G.S.’nin kovuşturma sırasında tespit edilen yeminli beyanında, sanıkla mağdurun odada bulunduğu sırada, kendisinin de odada olduğunu, C.Ö.’nün ise odada olup olmadığını hatırlamadığını (Dz.103), tanık C.Ö.’nün kovuşturma sırasında tespit edilen yeminli beyanında, sanıkla mağdurun odada bulunduğu sırada kendisi ile birlikte G.S.’nin de odada olduğunu (Dz.104) beyan ettiği;
Duyuma dayalı beyanı olan tanıklar H.G. (Dz.198), İ.G. (Dz.212), S.Y. (Dz.219, 250), E.T. (Dz.224) ve H.Ç.’nin (Dz.240), yargılama konusu olay olduğu sırada, mağdur ve sanığın bulunduğu odada, tanıklar G.S. ve C.Ö.’nün bulunup bulunmadığını bilmediklerini beyan ettikleri; tanık H.B.’nin ise sanığın mağduru odasına çağırdığını, kapısını kapattığını ve mağduru dövmeye başladığını, odada G.S. vardı diye hatırladığını, tam olarak emin olmadığını ifade ettiği (Dz.231) görülmektedir.
Dolayısıyla, taraflar dışında olayın görgü tanığı durumundaki tanıklar G.S. ve C.Ö.’nün, sanıkla mağdurun bulunduğu odada olmadıkları konusunda, şüpheye yer bırakmayacak hiçbir tanık beyanı, dolayısıyla G.S. ve C.Ö.’nün beyanlarının doğruluğunu şüpheye düşürecek ve dolayısıyla beyanlarına itibar edilmemesini gerektirecek bir delil bulunmaktadır. Bu anlamda tanıklar G.S. ve C.Ö.’nün, sanığın mağdura tokat atmadığı şeklindeki beyanları ile tanıklar H.Ç., S.I., A.B., S.Y., İ.G., E.T., H.G. ve H.B.’nin, sanığın mağdura tokat attığı yönündeki duyuma dayalı beyanlarının çelişki oluşturduğu açıktır.
Bu itibarla Askeri Mahkemece; sanığın suça konu fiili gerçekleştirdiği hususunun hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde açık ve kesin olarak ispatlanamaması sebebiyle, maddi ceza hukukunun sübut konusundaki temel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkında beraat hükmü verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
26.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy