(5237 S. K. m. 257)
Sanığın, Haziran 2010 ayı içerisinde …ilçe Jandarma Komutanlığı envanterinde bulunan malzemeleri sayarak ve tam olarak teslim aldığı, 17.1.2011 tarihinde bu malzemeleri J.Asb.Bçvş. M.A.’ya teslim ettiği, bu devir teslim esnasında 52 kalem malzemeyi teslim edemediği ve eksik malzemeler ile ilgili olarak tutanak düzenlendiği, 5.169,62 TL tutarındaki ordu malını kaybetmek suretiyle memuriyet görevini ihmal suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açılmıştır.
Askeri Mahkemece; sanığın sorgu ve savunmalarında görevi ve malzemeleri vekâleten teslim aldığı sırada detaylı sayım yapamadıklarını, eksik olan malzemeler önemli malzemeler olmadığından daha sonra bulunabileceğini düşünerek herhangi bir işlem yapmadığını beyan ettiği, bu beyanının tanık ifadeleri ile desteklendiği, bunun sonucunda dava konusu malzemelerin fiilen teslim edildiği noktasında tereddüt hasıl olduğu, “sanık el senetlerine imza atmışsa sorumlu olmalıdır” şeklindeki yaklaşımın, maddi hakikatin ortaya çıkarılmasına yönelik ceza yargılaması bakımından kabul edilemeyeceği, bilirkişinin kovuşturma aşamasındaki mütalaası ve eksik olduğu belirtilen malzemeler değerlendirildiğinde, özellikle engel manzumesi isimli malzemelerin niteliği itibarıyla jandarma birliklerinde sürekli kullanılan malzemeler olduğu, gerek bu malzemeleri gerekse kitap ve basılı evrakı bizzat kullanmadığı gözetildiğinde, söz konusu malzemelerin sanık tarafından zimmete geçirilmesi, alınıp götürülmesi veya satılmasının mümkün olamayacağı, hâlen çeşitli birimlerde kullanılıyor olmasının ya da birliklerce kayıtların sağlıklı tutulmamasından dolayı bu durumun ortaya konulamamasının da imkân dahilinde olduğu, kısa bir süreliğine vekâleten yürüttüğü görevden dolayı sanığın açığı olarak belirtilen malzemelerin sadece belgeler bazında açık olarak göründüğü, sanığın görevini ihmal ettiğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı, ayrıca suç işleme kastı ile hareket ettiğinin de tam olarak ortaya konulamadığı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Genel ve tamamlayıcı nitelik taşıyan ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; görevin gereklerinin yapılmasında ihmal ve gecikme gösterilmesi, suç kastı, bu ihmal ve gecikmenin sonunda kişilerin mağduriyetine veya kamu zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmış olması gereklidir. Memurun bilerek ve isteyerek kanunun suç saydığı sonuca yönelmesi, başka bir anlatımla görevini yapmama veya mevzuatta öngörülen biçimde yerine getirmeme veya geciktirme olgusunu kasten istemesi hâlinde manevi unsurun oluştuğu kabul edilebilecektir. Kastın varlığı değerlendirilirken, kamu görevlilerinin görevlerini en iyi şekilde ve aksaksız olarak yerine getirmeleri esas olmakla birlikte, sadece görevin gereği gibi yapılmamış olmasına dayanılarak görevi ihmal suçunun oluştuğundan söz edilemez. Bu nedenle, suç işleme kastı değerlendirilirken, memurun eyleminin niteliği ve ağırlığı, görev koşulları, deneyim ve olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanığın, …İlçe Jandarma Komutanlığında Asayiş İstihbarat Kısım Amiri olarak görev yaparken, Personel Lojistik Kısım Amiri olarak görevli J.Asb.Bçvş.A.A.’nın 2010 yılı genel atamaları ile İlçe Jandarma Komutanlığından ayrılması nedeniyle, davaya konu malzemelerin de içinde bulunduğu malzemelerin, Haziran 2010 tarihinde görevi vekâleten yapacak olan sanığa teslim edildiği, aynı atama döneminde Personel Lojistik Kısım Amirliğine atanan J.Asb.Bçvş. M.A.’ya 15.10.2010 tarihinde malzemeleri teslim ederken bir kısım malzemenin eksik olduğunun görüldüğü, 17.1.2011 tarihinde bu eksik malzemeler de dâhil olmak üzere kendi kısmına ait malzemelerin tekrar sanığa teslim edildiği, 2011 yılı atamalarında İlçe Jandarma Komutanlığından ayrılacağı zaman sürecinde bir kısım malzemelerin bulunduğu, en son 7.6.2011 tarihinde hazırlanan tutanakta eksik olan 52 kalem malzemenin gösterildiği anlaşılmaktadır.
Sanık savunmalarında, görevi ve malzemeleri vekâleten teslim aldığı sırada detaylı sayım yapamadıklarını, eksik olan malzemeler önemli malzemeler olmadığından daha sonra bulunabileceğini düşünerek herhangi bir işlem yapmadığını beyan etmektedir.
Tanık J.Asb.Kd.Bçvş. M.D. ifadesinde, A.A.’nın tayini çıkınca üzerinde bulunan zimmetli malzemeleri bir liste hâlinde sanığa devrettiğini, o zamanki oluşan ortam nedeniyle sanığın bunları tek tek sayıp kontrol etmeden kağıt üzerinde devraldığını, M.A.’nın ise perdelerin büyüklüğüne kadar ölçüp teslim almak istediğini; tanık Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.A.’nın ifadesinde, sanığın malzemeleri teslim alırken önemli bir eksik olup olmadığını sorduğunu, A.A.’nın birkaç önemsiz malzeme dışında eksik olmadığını söylemesi üzerine, sadece muhabere malzemeleri ve silahların sayılıp karşılıklı güvene dayalı olarak malzemeleri devraldığını beyan etmişler; yine diğer tanıklar J.Asb.Kd.Çvş. Y.Y., Uzm.J.V.Kad.Çvş. A.Ç. ve Uzm.J.II.Kad.Çvş. V.C. de ifadelerinde, sanığın A.A.’ya güvenerek malzemeleri saymadan teslim aldığını duyduklarını belirtmişlerdir.
Bilirkişi kovuşturma aşamasındaki mütalaasında; “Soruşturma aşamasında vermiş olduğu '... soruşturma dosyasında bulunan belge ve bilgilerden sanığın kendisine teslim edilen ordu malının hesabını ve kayıtlarını tutmak, görevden ayrılırken de aynı şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu halde dava konusu malzemeleri ilgili kişiye teslim etmediği, ordu mallarının kayıp olmasında ihmali olduğunu değerlendirdiği' şeklindeki mütalaasının geçerli olduğunu, incelemesini dosya üzerinden yaptığını, sanığın eksik olarak tespit edilen malzemeleri fiilen teslim alıp almadığını bilemeyeceğini, belge bazında …İl Jandarma Komutanlığının mahkemeye hitaben yazmış olduğu cevabi yazılardaki tespitlerin de doğru olduğunu, eksik listesindeki mali değerin büyük bir kısmını oluşturan engel manzumesinin fiziki emniyet tedbiri olarak kullanılan malzemelerin genel adı olduğunu, bunların devir tesliminin bizzat kullanıldıkları yerlerin ölçümü ve mevcut malzemenin ölçümü ile yapıldığını, uygulamada yeni gelen komutanların zaman zaman eski engel manzumesini çıkarttırıp yerine yenilerini taktırdıklarını, bunların kayıtlarının tutulmayabildiğini, bunun haricinde sökülen malzemelerin başka yerlerde kullanılabildiğini, bunların atılmış olabileceğini, eksik olarak görülen kitapların ise hâlen birlik içinde olabileceği gibi personel tarafından alınıp geri verilmemiş de olabileceğini” beyan etmiştir.
Somut olayda; sanığın savunması, tanıkların ifadeleri, bilirkişi mütalaası ve Birlik Komutanlığının yanıtları ile eksik olan malzemelerin niteliği birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, güvene dayalı olarak saymadan malzemeleri teslim almakla birlikte, el senetlerine imza atmış olması, maddi gerçeğe ve dolayısıyla ceza sorumluluğuna ulaşma amacı olan ceza yargılamasında sorumluluğu belirlemede tek başına bir kriter olarak kabul edilemeyecektir. Mahkemenin haklı ve yerinde gerekçesinde de belirtildiği üzere; özellikle engel manzumesi isimli malzemelerin niteliği itibariyle jandarma birliklerinde sürekli kullanılan malzemeler olduğu, gerek bu malzemeleri ve gerekse diğer kitap ve basılı evrakı sanığın bizzat kullanmadığı, hâlen çeşitli birimlerde kullanılıyor olmasının ve birliklerce kayıtların sağlıklı tutulmamasından dolayı bu durumun ortaya konulamamasının da imkân dâhilinde olduğu, araştırılabilecek tüm bu deliller ışığında sanığın kısa bir süre vekâleten yürüttüğü görev sürecinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, ihmal kastıyla görevini savsakladığı kesin, açık ve net olarak söylenemeyeceğinden, herhangi bir isabetsizlik bulunmayan beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Komutan ve Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz nedeninin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
26.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy