(353 S. K. m. 217, Ek. m. 1) (5237 S. K. m. 55) (5271 S. K. m. 148) (YCGK 16.12.2008 T. 2008/5-146 E. 2008/235 K.)
“Sanığın, 2008 yılı Ağustos ayında … Komutanlığı Merkez Kantin sorumlusu olarak görevlendirildiği (Dz.4), kantindeki malların sayılarak teslim edildiği, ay sonunda, teslim edilen malların listesinin gönderilerek kontrol yapmasının istendiği, sanığın yaptığı kontrolde ise açığının olduğunu fark ettiği, 28.8.2008 tarihinde bankadan para çekmek için çarşı izini alıp …ilçesine gittiği, çarşı iznine çıkarken kantinde bulunan nakit parayı da yanına aldığı, aynı gün saat 18.00’de Birliğine geri dönmesi gerekirken dönmeyerek garnizondan izinsiz olarak ayrıldığı (Dz.34) ve memleketi Sivas’a gittiği, Birliğini izinsiz terk ettiğinin anlaşılması üzerine Tabur Komutanı tarafından verilen emirle (Dz.7), bir heyet kurularak kantinde sayım yapıldığı ve bu sayım neticesinde 4.151,75 TL tutarında açık bulunduğunun tespit edildiği (Dz.6,163), sanığın ise …’ta arkadaşları O.K. ve E.Ş. ile buluştuğu, arkadaşlarına Birliğinden izinli olarak geldiğini söylediği, O. ile sanığın bir araba almaya karar verdiği ve birlikte sanayiye gittikleri, burada tanıdıkları birinin arabasını sattığını öğrenince de pazarlık yaparak …marka aracı 3.200 TL karşılığında satın aldığı, satıcıya parayı peşin olarak ödediği, ancak aracın devir işlemlerinin yapılmadığı, daha sonra yanlarından ayrılmış olan E.Ş.’nin işyerine gittikleri burada sanığın E...’ye arabayı satın almak için parayı nereden bulduğunu sorduğu, sanığın İstanbul’dan bir arkadaşının gönderdiğini söylediği, daha sonra E.Ş.’nin yanından ayrıldıkları, bir süre arabayla gezdikleri ve şehir dışına çıktıkları, bir miktar alkol aldıkları, sanığın O...’ya ‘S.’ ye gidelim’ demesi üzerine de yola çıktıkları, O…’nun yolda uyuyakaldığı, sanığın ise; araçla …’dan …yoluna yöneldiği ve 30.8.2008 günü saat 08.21’de …ilçesine yakın bir bölgede trafik polislerince aşırı hız nedeniyle durdurulduğu (Dz.44,106), polislere başka bir kişiye ait ehliyet göstermesi üzerine Jandarma Birliğine teslim edildiği ve buraya yapılan ihbar neticesinde de sanığın esas kimliğinin belirlendiği ve asker olduğunun anlaşıldığı (Dz.39), araç içerisinde yapılan kontrolde sanığın kimliğinin aracın içinde paspasın altında bulunduğu, 31.8.2008 tarihinde mevcutlu olarak birliğine teslim edildiği (Dz.1);…” böylece kesinleşen hükümlere ilişkin maddi vakanın bu şekilde kabul edildiği görülmektedir.
Dosya içeriğine göre; hükümlünün, kantin parasını zimmetine geçirmesi sonrası bu para ile 16.7.2007 tarihinde S.S.M. adına tescil edilmiş olan, hâlen bu şekilde kayıtlı bulunan, S.S.M.’den M.Y.’nin satın aldığı …plakalı …marka arabayı, firar hâlindeyken zilyet olan M.Y.’den adi veya resmi herhangi bir belgeye dayalı olmaksızın satın aldığı, Askeri Savcının talebi doğrultusunda, 20.10.2008 tarihli ve 2008/2512-1228 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair karar ile CMK’nın 128/1-b maddesi gereğince arabaya el konulmasına karar verildiği, bu kararın, 27.10.2008 tarihinde araç tescil kaydına işlendiği, tanık M.Y.’nin anlatımlarına göre, aracın hükümlünün rızası dahilinde 4.12.2008 tarihinde malik S.S.M. tarafından noter satışı ile hükümlünün kardeşi S.Ç.’ye satıldığı, Mahkemece ortaya çıkan kantin zararının ise doğrudan tahsiline karar verildiği, el koyma işlemine tabi tutulan araç yönünden bir hükme varılmadığı ve verilen hükmün taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiği açıktır.
İncelemeye konu karar açısından, 353 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinin yollamada bulunduğu 256 ilâ 259’uncu maddeleri kapsamında müsadere konusunda verilecek kararlara karşı kanun yolunun temyiz olduğu konusunda da bir tereddüt bulunmamaktadır.
5237 sayılı TCK’da bir güvenlik tedbiri olarak düzenlenen kazanç müsaderesinin konusunu; bir suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar oluşturmaktadır. Bu durumda, suçun işlenmesi ile elde edilen bütün malvarlığı değerleri müsadere edilebilecektir.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; kazanç müsaderesi, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesini engelleyecek etkin bir yaptırım olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile güdülen temel amaç, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesidir. Bu konu öğretide de aynı şekilde değerlendirilmiş, kazanç müsaderesiyle, suç işlemek suretiyle veya dolayısıyla elde edilmiş olan maddi menfaatin, kişinin yanında kâr olarak kalmasının önüne geçmenin amaçlandığı belirtilmiştir (Prof. Dr. İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3’üncü Bası, Ankara, 2008, s.685; Artuk-Gökçen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3’üncü Bası, Ankara, 2007, s.1027).
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 tarihli ve 2008/5-146 Esas, 2008/235 Karar sayılı kararında ise, mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceği açıklanmıştır.
Bu anlamda, TCK’nın 55’inci maddesindeki “mağdur” ibaresi, dar anlamda suçtan zarar göreni de kapsayacak şekilde yorumlanmalı, işlenen suç nedeniyle elde edilen kazancın, meşru hak sahiplerinin belirlendiği veya belirlenme olanağının bulunduğu ahvalde kazanç müsaderesine hükmedilmemelidir.
Öğretide ve uygulamada, ilgililerin kanun yollarından yararlanabilmeleri için iki ölçüt kabul edilmektedir. Öncelikle, ilgiliye kanun yollarından yararlanma hakkının tanınmış olması ve kişinin kanun yoluna başvurmakta hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, Askeri Mahkemece; kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüyle kantin zararı olarak tespit edilen 4151,75 TL tutarındaki paranın hükümlüden tahsil edilerek …K.lığı kantin başkanlığına iadesine karar verilmiş olması ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Müsadere kararı verilmeyerek, …plakalı araç üzerindeki el koyma kararının ve şerhinin kaldırılmak suretiyle verilen karar ile; aracın özel hukuk hükümleri çerçevesinde ilgililerin tasarrufuna bırakılmasında, hükümlünün hukuki menfaatini ihlal eden ve aleyhine sonuç doğurmasını mümkün kılan bir yönün bulunmadığı açık olduğundan, hükümlünün temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Üye…, yargılama sırasında, zimmete geçirilen (suçun konusunu oluşturan) Kantin parasının bir kısmı ile sanık tarafından satın alınmış olan araca el konulduğu, yargılama sonunda meydana gelen zararın ödettirilmesine hükmedilmiş olmasının el koyma kararının kaldırılmasını her hâl ve durumda zorunlu kılmadığı, el koymanın zorunlu neticesinin sadece müsadere olmayıp yasada belirtilen bazı hâllerde iadesinin de söz konusu olduğu hususları dikkate alındığında, verilen karara karşı hükümlünün kanun yoluna müracaat etmesinde hukuki yarar yokluğundan bahsetmeye de imkân olmadığı gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün, …Askeri Mahkemesince verilen 29.7.2015 tarihli ve 2015/65-289 sayılı el koyma kararının ve şerhinin kaldırılmasına dair karara karşı temyiz hakkı mevcut olmadığından, temyiz isteminin, 353 sayılı Kanun’un 217/1’inci maddesi gereğince REDDİNE;
8.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, Üyenin karşı oyu nedeniyle ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy