(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 223, 230) (353 S. K. m. 207, 221) (YHGK. 18.02.2004 T. 2004/13-97 E. 2004/92 K.)
Sanığın, ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3’üncü maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
CMK’nın 34’üncü maddesinde; “ (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230’uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”
CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230/2’nci fıkrasında; "Beraat hükmünün gerekçesinde, 223’üncü Maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.”
CMK’nın 223/2’nci maddesinde de, “Beraat kararı; a) yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve e) yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Hükmün gerekçesinde, sanığın leh ve aleyhine olan sübuta ilişkin tüm deliller gösterilip karşılaştırılarak, hangi delillerin diğerine üstün tutulduğu, hangi delillere itibar edilip, hangi delillere itibar edilmediği ve bunların nedenleri ayrıntılı olarak tartışılıp irdelenerek değerlendirilmeli, suçun maddi ve manevi unsurlarının nasıl oluştuğu, sanığın savunmalarına neden itibar edilmediği denetime de olanak sağlayacak şekilde açıkça ortaya konulmalıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde, yasal ve yeterli olması zorunludur. Yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması da, hükmün gerekçeden yoksun olmasıyla aynı sonucu doğurmaktadır. Yasal ve yeterli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetimde kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması gerekmektedir.
Öğretide de; gerekçe zorunluluğunun şekli amaçlamadığı, delillerin nakledilmesinden ibaret olmadığı, unsurların karşılaştırılmasına yönelik bir muhakeme yolu olduğu belirtilmektedir. “Sadece vakıaların (şahadetin), ‘dosya münderacatı’nın hükümde nakledilmesi veya bunlar arasında bir tercih yapılarak kısmen zikredilmiş olmaları gerekçe değildir. Gerekçe, unsurların karşılaştırılmasını, bunların hangilerinin diğerlerine ne sebeple tercih edildiklerinin sebeplerinin gösterilmesini icap ettirir. Gerekçe hâkimi muayyen bir hükmü vermeye sevk eden mantık yolunu, aralıksız ve boşluksuz olarak gösterebilmelidir. Eğer itham veya savunmanın bir görüşü varsa bu iddiaların gerekçede mutlaka cevaplandırılması icap eder.” ( Prof.Dr. Faruk EREM, Ceza Usulü Hukuku, 1973, s.484, 485).
Askeri Yargıtay’ın içtihatlarında belirtildiği üzere, dava dosyasındaki delillerin özetlenmesi veya sıralanması yeterli olmayıp, sübuta dayanak teşkil eden delillerin açıkça gösterilerek, deliller arasında çelişki ve farklılıklar bulunduğu takdirde, hangi delile ne sebeple itibar olunduğunun, diğerinin hangi sebeple kabul edilmediğinin, iddianamede sanığa atılı olayın ya da olayların hangi delillere göre sabit kabul edildiğinin, makul ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle izah edilmesi gerekli olup; bu nitelikteki bir gerekçeli hükmün, kamunun bilgilenmesini, tarafların ikna olmalarını, temyiz denetiminin kolaylaşmasını, yargılamanın güvenilirliğini ve adil yargılanma ilkesinin gerçekleşmesini sağlayacağı aşikârdır.
Bu kapsamda beraate ilişkin gerekçeli karar incelendiğinde; atılı eyleme yer verilmeksizin iddia ve mütalaa özetlenerek, sanığın sorgu ve savunmasının açıklandığı, delillerin sıralandığı, “Delillerin Değerlendirilmesi ve Kabulü” başlıklı kısmında ise, Askeri Savcılık tarafından iddianame düzenlenmesi aşamasına kadar olan soruşturma safahatına dair yapılan işlemlerden bahsedilip “maddi vakanın bu şekilde sübuta erdiği kabul edilmiştir.” denilerek, GATA Profesörler Kurulu tarafından düzenlenen 21.07.2014 tarihli ve 101 sayılı raporun “sonuç ve kanaat” kısmı aynen aktarılmak suretiyle hüküm kurulduğu;
Ancak, gerekçeli kararda, iddia konusu maddi eylemin ne şekilde gerçekleştiğine ve kabulün ne olduğuna, suçun unsurlarının oluşmama nedeninin neye dayandığına dair açıklamalarda bulunulmadığı, diğer bir deyişle sanığın hangi eylemi sebebiyle kamu davası açıldığının ve hükmün kurulduğunun yer almadığı, dolayısıyla sanığın atılı suç açısından aklanma hakkını koruyacak mahiyette bir gerekçeli karar oluşturulmadığı, sırf olayın akışı ve yapılan işlemler sıralanmak suretiyle temyiz denetimine imkân verecek şekilde bir kabul ve değerlendirmeye yer verilmediği, denetlenebilir bir hükmün bulunmadığı anlaşıldığından; Askeri Mahkemenin beraate ilişkin hükmünün gerekçesinin CMK’nın 230/1’inci madde ve fıkrasının (b) bendi hükmünde öngörülen hususları yeterince karşılamadığı, dolayısıyla 353 sayılı Kanun’un 207/3-G madde ve bendi kapsamında gerekçeden yoksun olduğu (Dairemizin 10.2.2015 tarihli,2015/97-92; 8.1.2013 tarihli, 2013/219-26 ve 18.9.2012 tarihli, 2012/920-875 sayılı kararları da benzer niteliktedir.),
Ayrıca kısa kararda isnat edilen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilmesine rağmen, gerekçeli kararın değerlendirme ve kabul bölümünde sanığın suç kastı ile hareket etmediği belirtilip, CMK’nın 223/2-b maddesinde düzenlenen “yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmasının” kabul edilmiş olmasının da teşevvüş oluşturduğu,
Sonucuna varıldığından, hukuka aykırı bulunan beraat hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Usul yönünden (gerekçesizlik) hukuka aykırı bulunan beraat hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, katılan M.D. vekilinin temyizine atfen ve resen BOZULMASINA;
26.1.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy