(1632 S. K. m. 91) (5252 S. K. m. 6)
Askeri mahkemece, sanığın, 26.5.2012 tarihinde …/… İlçe Jandarma Karakol Komutanlığında koğuş nöbetçisi olduğu, saat 06.30 sularında Nöbetçi Çvş. J.Onb. D.D. ile birlikte koğuşta bulunan arkadaşlarını kaldırmaya başladığı, ilk önce müteveffa J.Onb. S.A.’nın ranzasına giderek kaldırmaya çalıştığı, müteveffanın “Diğer arkadaşlarımı kaldır, ben ondan sonra kalkacağım” dediği, sanığın, herkesi kaldırdıktan sonra, müteveffanın yanına gelerek kalkması konusunda ısrarcı olduğu, hatta müteveffanın atletinden tutup çektiği ve aralarında bu nedenle küfürlü bir tartışma yaşandığı, ilk hakaretin kim tarafından edildiğinin net olarak tespit edilemediği, sadece sanığın, müteveffanın kendisine “S…ktir git başımdan” şeklinde küfrettiğini söylediği, müteveffa ayağa kalktığı sırada, sanığın, elinde bulunan müzik kutusunu müteveffanın kafasına vurduğu, daha sonra koğuşta bulunanların araya girerek tarafları ayırdığı, akabinde sanık ile müteveffanın aşağıya indiği, inerken de tartışmanın devam ettiği, sanığın aşağıdaki tartışmada elindeki bir taş parçasını havaya kaldırmış vaziyette durduğu, müteveffanın da kendisini korumaya çalıştığı, ancak sanığın, elindeki taşı müteveffaya fırlatmadığı, J.Onb. D.D.’nin müteveffayı kenara çekip, “Böyle şeyler yapmayın.” şeklinde tavsiyelerde bulunarak sakinleştirmeye, J.Er A.K.’nın da, sakinleştirmek amacı ile sanığı İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı hizmet binasının ön tarafına doğru götürmeye çalıştığı, ancak sanığın, su içme bahanesi ile J.Er A.K.’nın yanından ayrılarak mutfağa geçtiği, mutfakta bulunan, siyah renkli kabzasının üzerine beyaz bant yapıştırılmış ve kabza uzunluğu 13,5 cm, namlu uzunluğu 19 cm ve toplam uzunluğu 32,5 cm olan bıçağı aldığı, mutfak kapısından çıkar çıkmaz yemekhanenin merdivenlerinden J.Onb. D.D. ile birlikte yukarı çıkmakta olan müteveffayı gördüğü, sanığın kendisine doğru geldiğini gören müteveffanın ise geri çekilmek amacı ile karnını içeri çekip öne doğru eğildiği, bu sırada sanığın elindeki bıçağı müteveffaya saplamak için aşağıdan yukarıya doğru sallayarak hamle yaptığı, bunu gören J.Onb. D.D.’nin, sanığın eline ani bir refleksle vurarak bıçağın hızını kestiği, ancak sanığa engel olamadığı, sanığın, aşağıdan yukarıya doğru salladığı bıçağı eğilmesinin etkisi ile müteveffanın sol göğüs bölgesine sapladığı, böylece müteveffanın sol göğüs bölgesinde, kalp hizasında yaklaşık 5 cm’lik, sol akciğerinin alt kısmında ve kalbinde de 1,5 cm’lik yaralanmaya, bu yaranın 2 cm altında yine 1,5 cm’lik yaralanmaya neden olduğu, sanığın çıkardığı bıçağı tekrar saplamaya çalıştığı, ancak J.Onb. D.D.’nin, iki eliyle sanığın elini tutarak bıçağı alıp yere attığı, bu esnada merdivenlerden inen müteveffanın üzerindeki kıyafeti yukarıya doğru sıyırdığı ve yarasına baktığı, daha sonra İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı hizmet binasının ana giriş kapısının olduğu yere doğru yaklaşık 20 metre kadar yürüdüğü ve akabinde yanına gelen J.Er A.K. tarafından yere yatırılarak yarasına tampon yapıldığı, bir süre sonra diğer personel tarafından …/… Devlet Hastanesine götürüldüğü, hemen ameliyata alındığı, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen saat 08.05 sularında vefat ettiği, böylece ölümle sonuçlanan üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakta olup;
Sabah koğuşta sanık ile müteveffa arasında uyandırma/kaldırma meselesinden çıkan tartışmanın küfürleşme ve kavgaya dönüştüğü, orada bulunan askerler tarafından ayrılmalarını müteakip, bu kez bina dışındaki spor alanında da tartışma ve kavganın devam ettiği, bu sırada müteveffanın vurması üzerine sanığın kulağının kanadığı, arkadaşları tarafından ayrılmaları sonrasında, sanığın, kendisini olay yerinden uzaklaştırmak isteyen arkadaşı J.Er A.K.’yı su içeceğini söyleyerek atlattığı ve gittiği yemekhaneden toplam uzunluğu 32,5 cm olan ekmek bıçağını aldıktan sonra koşarak ve bağırarak dışarı çıkarken, yemekhane merdivenlerinden J.Onb D.D.ile birlikte yukarı çıkmakta olan müteveffa ile karşılaştığı, elindeki bıçağı aşağıdan yukarıya doğru savurmak suretiyle müteveffanın sol göğüs bölgesine sapladığı, böylece, müteveffanın kalp hizasında yaklaşık 5 cm’lik bıçak yarası ile bu yaralama sonucu sol akciğerinin alt kısmında bir ve kalbinde iki ayrı 1,5 cm’lik yaralanmaya ve ölümüne neden olduğu açıktır.
Sanığın, aşamalardaki samimi ikrarı ile yeminli dinlenilen tanıkların kendi içerisinde uyumlu ve birbiriyle çelişmeyen ifadeleri dikkate alındığında, olayın, Askeri Mahkemece kabul edilip, yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Müteveffanın Onbaşı rütbesinde olduğu ve sanığın da bu durumu bildiği dikkate alındığında, üstü konumunda bulunan J.Onb. S.A.’ya karşı elindeki bıçakla bilerek ve isteyerek üste fiilen taarruzda bulunmak suretiyle müteveffanın ölümüne sebebiyet verdiği ve böylece eyleminin ölümle sonuçlanan üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Sanık müdafiinin sanığın eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiğini belirterek temyiz talebinde bulunduğu görülmekle birlikte, müteveffa ile sanık arasında gerçekleşen olaylar nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda Dairemizin 17.3.2015 tarihli ve 2015/156-162 sayılı kararı ile Askeri Yargıtay Başsavcılığı arasında çıkan uyuşmazlık Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.6.2015 tarihli ve 2015/62-77 sayılı ilamında;
“Sabah koğuşta sanık ile müteveffa arasında uyandırma/kaldırma meselesinden çıkan tartışmanın küfürleşme ve kavgaya dönüştüğü, orada bulunan askerler tarafından ayrılmalarını müteakip, bu kez bina dışındaki spor alanında da tartışma ve kavganın devam ettiği, bu sırada müteveffanın vurması üzerine sanığın kulağının kanadığı dosya kapsamından anlaşılmakla birlikte, sanığın koğuşa girdiğinde onbaşı rütbesinde olan müteveffanın başına giderek sert bir şekilde kalkmasını söylemesi, akabinde atletinden tutup çekerek kaldırmaya çalışması dikkate alındığında ilk haksız hareketin sanık tarafından başlatıldığı, müteveffa tarafından sanığın ilk haksız hareketine verilen karşılığın sanığın haksız hareketlerine göre orantısız ve ağır olmadığı, olay sırasında sanığın eylemlerinin şiddetinin aşamalarda arttığı sanıkla maktül arasında geçen olaylar ve eylem sonucu ortaya çıkan zarar dikkate alındığında sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği sonucuna varılmıştır.” yönündeki değerlendirmeyle giderilmiş olduğundan bu yöndeki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Askeri Mahkemece; adli gözlem sonucu düzenlenen sağlık kurulu raporu ve adli rapor ile sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğunun tespit ettirilip, üstü konumunda bulunan J.Onb. S.A.’yı bıçaklayarak ölümüne neden olmak suretiyle ölümle sonuçlanan üste fiilen taarruz suçu suçunu işlediği kabul edilerek, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, 5078 sayılı Kanun’la değişik ASCK’nın 91/3’üncü madde ve fıkrasının vahim hâl cümlesine göre temel ceza belirlenirken, 5349 sayılı Kanun’la değişik 5252 sayılı Kanun’un 6/1’inci maddesi gözetilmek suretiyle müebbet hapis cezası verilmesinde, haksız tahrik hükümleri uygulanmamasında, takdiri hafifletici sebepler göz önünde bulundurularak cezasından indirim yapılmasında, belli hakları kullanmaktan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiş, tayin olan ceza süresine göre, tutuklu sanığın tahliyesine ilişkin istem ise yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Müdafi ve katılanlar vekilinin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
9.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy