(1632 S. K. m. 47, Ek. m. 8, 10)
…Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.3.2010 tarihli ve 2010/211-211 sayılı mahkûmiyet hükmü ile hükümlünün, 11.12.2006-26.3.2007 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, nezaret, yol ve tutuklulukta geçen sürenin TCK’nın 63’üncü maddesi gereğince hapis cezasından mahsubuna karar verilmiş; bu hüküm, Dairemizin 11.1.2011 tarihli ve 2011/35-35 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Yine, aynı Mahkemenin 6.12.2007 tarihli ve 2007/577-1340 sayılı mahkûmiyet hükmü ile hükümlünün, 19.8.2006-26.9.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; bu hüküm, Dairemizin 8.10.2008 tarihli ve 2008/2350-2303 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
İnfaz aşamasında; Askeri Savcılığın, 23.1.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.1.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, hükümlü hakkındaki cezaların infazının durdurulup durdurulmayacağı hususunda karar verilmesi ve uyarlama yargılamasının yapılmasına ilişkin istemi üzerine, Askeri Mahkemenin 24.1.2013 tarihli, 2007/577-2010/211 Esas ve 2013/168 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile, hükümlünün adli sicil kaydı dikkate alınarak, yasal imkânsızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı, suç işlemeye eğilimli kişiliği nedeniyle hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığı belirtilerek, 4.3.2010 tarihli, 2010/211-211 ve 6.12.2007 tarihli, 2007/577-1340 sayılı iki ayrı firar suçundan kesinleşen mahkûmiyet hükümlerinin aynen infazına karar verilmiş; bu karar, Dairemizin 24.4.2013 tarihli ve 2013/650-641 sayılı ilamı ile bozularak, kesinleşen mahkûmiyet hükümlerinin infazına başlanmamış ise infazın geri bırakılmasına, başlanmış ise durdurulmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece; iki dosyanın ayrı ayrı esasa kaydedilmesi akabinde, bozma ilamına uyularak, lehe hüküm değerlendirmesi yapılması için açılan duruşma ve yapılan taraf teşkili sonrasında; hükümlü hakkında … Askeri Mahkemesinin 4.3.2010 tarihli ve 2010/211-211 sayılı mahkûmiyet hükmü ile verilip, 11.1.2011 tarihinde kesinleşen hükmün; hükümlünün, 11.12.2006-26.3.2007 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit olduğundan, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, nezaret, yol ve tutuklulukta geçen sürenin TCK’nın 63’üncü maddesi gereğince hapis cezasından mahsubuna, yasal imkânsızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, takdiren seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına şeklinde uyarlanmasına, hükmün aynen infazına karar verilmiş; bu hüküm, hükümlü tarafından, esasa ilişkin nedenler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 23.1.2013 tarihli, 28537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17.1.2013 tarihli, 2012/80 Esas, 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCK’nın 47’nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin, Ek 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile...” ibaresinin ve ASCK’nın Ek 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kabul edilerek iptaline karar verilmiş olduğundan, hükümlü hakkında ASCK’nın 47, Ek 8 ve Ek 10’uncu maddeleri kapsamında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya ertelenmesine ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olay ile ilgili olarak dava dosyası incelendiğinde; objektif şart gerçekleşmediğinden, hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında, hükümlünün suç tarihinden önce (üç aydan fazla) hapis cezasına dair mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle cezasının ertelenmemesinde ve suça meyilli kişiliği dikkate alınarak, takdiren kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, uyarlama mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılamasının esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyeti olması gözetilerek, hükümlünün esasa ilişkin temyiz nedeni kabule değer görülmemiş ve irdelenmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan uyarlama mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
9.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy