(353 S. K. m. 243) (5237 S. K. m. 62, 66, 67, 72) (1632 S. K. m. 87) (5271 S. K. m. 231, 309, 310)
… Askeri Mahkemesinin 31.7.2015 tarihli, 2013/7 Esas ve 2015/266 Karar sayılı kararı ile; sanığın, 3.1.2006 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK’nın 87/1 (birinci cümlesi), 50 ve TCK’nın 62’nci maddeleri gereğince sonuç olarak yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231’inci maddesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın, … Askeri Mahkemesinin 4.11.2015 tarihli ve 2015/354-161 sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile reddedildiği;
Müdafiin 3.12.2015 tarihli dilekçesi ile; itiraz merciinin inceleme kapsamının sadece CMK’nın 231’inci maddesinde belirtilen koşulların denetimi ile sınırlı olmadığı, dava zamanaşımı süresinin dolduğu ve atılı suçun oluşmadığı belirtilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair kararlara itiraz edildiği ve böylece dava dosyasının Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmaktadır.
CMK’nın 309 ve 310’uncu maddeleri ile 353 sayılı Kanunun 243’üncü maddesinde olağanüstü bir yasa yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu, Askeri Yargıtay (Yargıtay) denetiminden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlayan ve bu yönden karar ve hükümlerin Askeri Yargıtay’ca (Yargıtay'ca) denetlenmesi için, kural olarak Milli Savunma Bakanınca (Adalet Bakanınca) ve istisnaen Askeri Yargıtay Başsavcısı (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı) tarafından başvurulabilen olağanüstü bir yasa yoludur.
Kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun konusunu, hâkim veya mahkemelerce verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümler oluşturmaktadır. Bu karar, temyiz yasa yoluna tabi olmayan ve verildiği anda kesin nitelikte bir karar olabileceği gibi, temyizi mümkün olmasına karşın bu yola başvurulmaksızın kesinleşen karar da olabilir. Bu olağanüstü yasa yolu ile, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen cezaya ilişkin hüküm veya mahkeme kararlarının Askeri Yargıtay tarafından yeniden incelenmesi, karar veya hükümdeki maddi hukuka ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ve ülke düzeyinde hukuk birliğinin sağlanması amaçlanmış olup, kanun yararına bozma yetkisi, dördüncü fıkranın (D) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak resen Askeri Yargıtay Başsavcısı tarafından da kullanılabilmektedir.
Dava dosyası 353 sayılı Kanunun 243’üncü maddesi dördüncü fıkrasının (D) bendindeki koşul yönünden incelendiğinde;
Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın tüm aşamalarında resen dikkate alınması gereken ve esasen bir dava şartı olan zamanaşımının TCK’nın 72/2’nci maddesi gereğince, resen göz önüne alınması ve uygulanması, derhal beraat kararı verilebilecek hâller haricinde davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Dava zamanaşımı süresi bakımından somut olay ele alındığında ise;
ASCK’nın 87/1’nci maddesinin birinci cümlesinde, emre itaatsizlikte ısrar suçu için bir aydan bir seneye kadar hapis cezası öngörüldüğü, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu; 67’nci maddesine göre de, dava zamanaşımının mahkûmiyet hükmü, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi ve iddianame düzenlenmesi ile kesileceği, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak bu şekilde zamanaşımını kesen bir işlem nedeniyle zamanaşımı süresinin, en fazla yarısı kadar uzayacağı düzenlenmiş bulunduğu, dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 3.1.2006 tarihi itibariyle başladığı, sanığın istinabe suretiyle sorgusunun tespit edildiği 6.2.2006 tarihinde zamanaşımı süresinin kesilip yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin bulunmadığı dikkate alındığında, sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin 6.2.2014 tarihi itibariyle dolduğu, anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, sanık hakkında 6.2.2014 tarihinde zamanaşımı süresi sona erdiğinden kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, bu tarihten sonra 31.7.2015 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ve bu karara yönelik itirazın reddedilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, Askeri Yargıtay Başsavcısının kanun yararına bozma isteminin kabulü ile davanın düşmesi sonucunu doğuran bu bozma sebebi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair duruşmasız işlere ait kararın kanun yararına bozulmasına ve kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Askeri Yargıtay Başsavcısının 8.1.2016 tarihli ve 2016/24 sayılı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2) … Askeri Mahkemesinin 31.7.2015 tarihli, 2013/7 Esas ve 2015/266 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ve …Askeri Mahkemesinin 4.11.2015 tarihli ve 2015/354-161 sayılı duruşmasız işlere ait kararının, 353 sayılı Kanun’un 243/3’üncü maddesi gereğince, kanun yararına BOZULMASINA;
3) Davanın düşmesi sonucunu doğuran bu bozma sebebi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, CMK’nın 223, 353 sayılı Kanun’un 220/2-C ve 223/4-D maddeleri gereğince sanık Alper KİLİT hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan açılan KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE;
16.2.2016 tarihinde ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy