(5237 S. K. m. 257) (211 S. K. m. 60) (353 S. K. m. 217) ( TSK İç Hizmet Yönetmeliği m. 286)
Dava: Müteveffa J.Er O.Z.’nin …İlçe J.K.’lığında askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada 20.10.2010-5.11.2011 tarihleri arasında düzenlenecek olan kalorifer ve doğalgaz ateşçiliği kursuna gönderileceğinden, hazırlık maksadıyla 16.00-04.00 saatleri arasında kazan dairesinde görevlendirildiği (Dz.68,117,113), 18.10.2010 tarihinde saat 05.00 sıralarında J.Er B.Y.’la beraber kahvaltı yaptığı, daha sonra koğuşa çıktığı, saat 06.05 sıralarında “kalbim ağrıyor” diyerek koğuşta kıvranmaya başladığı, J.Er E.C.’nin 18.10 2010 tarihinde …İlçe J.Klığı Nöbetçi Astsubayı olan sanığı arayarak müteveffanın rahatsız olduğunu söylediği, sanığın da “bir şeyi yoktur, numara yapıyordur, yüzünü yıkayın” dediği, ancak müteveffanın rahatsızlığının devam etmesi üzerine J.Er E.C.’nin yeniden telefon ettiği, sanığın yine benzer şeyleri söylediği, akabinde tanık J.Er S.K.’nin, bu sefer sanığın yanına giderek “müteveffanın rahatsızlığının ciddi olduğunu, baygın bir şekilde yattığını, kalbini tutarak nefes alamadığını” söylediği, sanığın yeniden “kalkmamak için numara yapıyorlar, yüzünü yıkayın geçer” dediği, bunun üzerine müteveffanın gözünün kapalı olduğu ve sol kolunun titrediğini gören … İlçe J.K.lığında görevli erbaş ve erlerin müteveffayı askerî araca bindirerek kendiliklerinden …Devlet Hastanesine götürdükleri, müteveffanın saat 07.02’de hastaneye girişinin yapıldığı ve müdahaleye başlandığı, müteveffayı ilk muayene eden tabibin refakat eden askerlere psikolojik rahatsızlığı olduğunu söylediği, tabip Dr. N.K.’nın ilk görüşmesinde, müteveffanın sedyede yattığı göz kapaklarını tik şeklinde hareket ettirdiği, Dr. N.K.’nın alkol koklatması üzerine gözlerini açtığı, “göğsünün ağrıdığını ifade ettiği”, müteveffanın tansiyonunun 12/8, nabzının da 88 olması nedeniyle Dr. N.K.’da müteveffanın konversiyon olabileceği yönünde kanaat oluştuğu, akabinde müteveffanın ajite olmaya başladığı, sağa sola dönerek ofladığı, müteveffaya diyazem uygulandığı ve oksijen verildiği, müteveffanın biraz rahatladığı, saat 08.00 sıralarında müteveffanın kötüleşmesi üzerine yeniden müdahale yapıldığı, kalp masajı uygulandığı, anestezi uzmanı ile kardiyoloğun çağrıldığı, ancak yapılan müdahalelere rağmen müteveffanın solunumunun durduğu, saat 09.00 itibarıyla ölü olarak kabul edildiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporuna göre müteveffanın vücudunda alkol ve uyarıcı madde bulunmadığı (Dz.227), …Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan ayrıntılı otopsi raporunda müteveffanın ölüm sebebinin “hipertirofik kardiyompatiye bağlı gelişen solunum-dolaşım yetmezliği” olarak belirlendiği, müteveffanın 24.5.2010 tarihinden vefat tarihine kadar önemli bir sağlık probleminin bulunmadığı, en son 14.9.2010 tarihinde …Devlet Hastanesinde nefes darlığı şikâyeti nedeniyle muayene edildiği ve herhangi bir anormallik, yine aynı gün KBB polikliniğinde yapılan muayenesinde herhangi bir rahatsızlık tespit edilmediği,
Karar: Adli Tıp Kurumu 1’inci İhtisas Kurulunun … sayılı raporuna göre;
1) İnvazit tetkiklerin özel kardiak şikâyetler olması durumunda dahiliye uzmanı veya kardiyologun istemi üzerine yapılan tetkikler olduğu, olay anına kadar invazit tetkik yapılmasını gerektirir özel bir bulgu tanımlanmadığı,
2) Hastanede yapılan ilk muayenesi sonrası çekilen EKG’nin normal bulunarak gözleme alındığı, hastaneye müracaatında çekilen EKG’nin kurulumuzda yapılan tetkikinde normal sınırlarda bulunması, MI bulgusu saptanmaması, olayın gelişimi ve otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde; hastaneye kısa sürede müracaat ettirilip yapılan ilk muayene sonrası normal EKG bulguları saptanan kişinin gözlem altına alınmayıp hemen bir üst sağlık kuruluşuna sevk edilmesi durumunda da sonucun değişmeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunduğu,
Maddi vakalar olarak anlaşılmakta olup, Askerî Mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu görülmektedir.
Rahatsız olduğu kendisine bildirilen müteveffayı ilgili sağlık kurumuna sevk edilmesini sağlaması gerekirken bu konuda yaklaşık 45 dakika süreyle gecikme gösterdiği, koğuşa gelip müteveffa J.Er O.Z.’nin durumunu kontrol etmediği, oysa 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun 60’ıncı ve TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 286’ncı maddeleri gereğince, durumu acil olan erlerin derhal ve en seri vasıtayla hastaneye sevk edilmesi gerektiği, nöbetçi astsubay olan sanığın, söz konusu sevk yükümlülüğünü gecikmeyle yerine getirerek müteveffa J.Er O.Z.’nin mağduriyetine yol açtığı iddiasıyla açılan kamu davasında;
Bilirkişi kardiyoloji uzmanı Doç.Tbp.Kd.Alb. M.Y. olaya ilişkin olarak; “…ölüm sebebi olarak tespit edilen “Hipertrofiik kardiyomyopatiye” adı verilen hastalığın; genetik geçişli, doğuştan ve çoğu zaman ilk belirtisi ani ölüm olan bir hastalık olduğu, bu hastalığın kalp kasının dejenere olmasıyla karakterize, ritim bozukluğuna neden olarak genç yaşlarda ani ölümün en önemli nedenlerinden birisini oluşturduğu, kalbin makroskobik incelemesinde, Hipertrofiik Kardiyomyopatiye’nin nonobstüriktif (tıkayıcı olmayan) tip olduğu ve hastalığın bu haliyle subklinik (semptom vermeyen, belirtisi olmayan) formda olduğu, dolayısıyla bu hastalığın daha önceden tespit edilmesinin ancak ileri invazif tetkiklerle mümkün olduğu, tespit edilen bu ölüm sebebinin soruşturma dosyasındaki belge ve kayıtlar ile olayların akışına uygunluk gösterdiği, J.Er O.Z.’nin hastaneye sevk edilmeden önce İlçe J.K.lığında meydana gelen gecikmenin ölümünde herhangi bir katkısının bulunmadığı (Dz.261),
Müteveffanın ölümüne sebebiyet veren rahatsızlık nedeniyle kısa sürede vefat gerçekleşebilir. Müteveffanın hastaneye götürülme süresi tanık ifadelerine göre makul süreler içerisindedir. Kışla yaşamında böyle bayılma, rahatsızlanma gibi olaylar gerçekleşebilir. Nöbetçi subayının bunların ciddiyetini takdir etme imkânı ve bilgisi yoktur. Her bayılmada ve rahatsızlanmada ambulans çağrılacak ve süratle hastaneye sevk edilecek bir durum söz konusu değildir. Tansiyonun düşmesi, şekerin düşmesi, psikiyatrik rahatsızlıklardan konversiyon reaksiyonu gerçekleşebilir. Bunlar kendiliğinden iyileşen müdahale gerektirmeyen rahatsızlıklardır.
Muhtemel senaryo şu şekilde gerçekleşmiştir. Müteveffa birliğinde rahatsızlanmıştır. Yolda giderken spontan düzelme olmuştur. Hastanedeki tetkiklerden düzelmenin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Daha sonra ikinci bir ritim bozukluğu atağı gerçekleşmiştir. Dosyadaki tanık ifadelerinde de anlaşıldığı üzere nöbetçi tabip hemen müteveffanın rahatsızlanması nedeniyle tekrar uyarılmıştır. Nöbetçi tabibin müdahalesine rağmen normal ritim sağlanamamıştır. Nöbetçi tabip N.K.’nın müteveffanın rahatsızlığının seyri itibarıyla başlarda konversiyon olabileceği yönündeki düşünceye kapılmasında da bir yanlışlık yoktur…” yönünde mütalaada bulunmuştur.
Tıp kaynaklarında, konversiyon bozukluğu olarak tanımlanan rahatsızlık; genellikle hareket ve duyu sistem organlarında, organik bir temele dayanmayan işlev yitimi, azalması ya da çoğalması olarak tanımlanmakta olup, belirtilerin başlangıcı veya alevlenmesinin psikolojik etkenlere dayalı olduğu, belirtilerinin bayılma, körlük ve konuşamama, kasılma nöbetleri, uyuşmalar, yürüyememe, kollarda güç azalması, tikler, dil tutulması, ses çıkaramama, güçsüzlük şeklinde ortaya çıktığı açıklanmaktadır.
Bu kapsamda, sanığı ilk muayene eden hastane acil servisinde görevli Dr. N.K.’nın mütevaffanın konversiyon halinde olduğuna dair değerlendirmesinin, sanık tarafından da öngörülmüş olabileceği, sanığın kendisine durumu haber veren tanıklara söylediği “bir şeyi yoktur, numara yapıyordur, yüzünü yıkayın” sözlerinden anlaşılmaktadır. Nitekim bilirkişinin kışla yaşamında böyle bayılma, rahatsızlanma gibi olaylar gerçekleşebileceği, nöbetçi subayının bunların ciddiyetini takdir etme imkanı ve bilgisi olmadığı yönündeki değerlendirmesi de sanığın içinde bulunduğu durumu açıklıklar mahiyettedir.
Ayrıca tanık Nöbetçi Çavuş H.G.’nin “…yanına gittiğimde ‘kalbim, kalbim’ diye bağırıyordu ben neden doktora götürmediniz diye yanımdaki asker arkadaşlarına söylediğimde komutanın izin vermediğini bana söylediler, bunun üzerine ben hemen nöbetçi astsubay M.D.’nin yanına giderek, O.’nun durumunun kötü olduğunu kendisine ilettim ve doktora götürülmesi gerektiğini söyledim, bunun üzerine M. Astsubay o zaman götürün deyince, ben geri döndüğümde O.’yu hastaneye götürmek üzere arkadaşlarımın kucakta araca taşıdığını gördüm, ben de zaten yolda kendilerine hadi götürün diye bağırmıştım…” yönündeki anlatımları da sanığın ihmali bir davranış içerisinde olmadığını ve bu amaçla hareket etmediğini göstermektedir.
Müteveffanın rahatsız bir şekilde birlikte kaldığı sürenin, bilirkişi mütalaasına göre kabul edilebilir bir süre olduğu, nöbetçi subayının her olaya koşarak müdahale etmesinin özellikle kıta ortamında çok sık rastlanan konversiyon vakaları nedeniyle beklenemeyeceği, müteveffanın hastanede de bir müddet iyileştikten sonra yeniden fenalaştığı, tabibin bile gerçek teşhisi koymakta zorlandığı, hastanın …Devlet Hastanesinden daha üst ve teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi durumunda da sonucun değişmeyeceğinin Adli Tıp Kurumu raporu ile ortaya konulduğu bir durumda, müteveffanın yanına numara yapıyor olması, konversiyon zannı ile sanığın gelmemesinin savsaklama olarak kabul edilemeyeceği, sanığın bilgi ve tecrübesi itibariyle davranımlarının normal olduğu, kendisinin nöbeti sırasındaki yardımcısı olan Nöbetçi Çavuş H.G.’nin bilgi vermesi sonucunda olayın ciddi olduğuna kanaat getirince müteveffanın hastaneye götürülmesi yönünde emir verdiği, ayrıca sanığın Nöbetçi Çavuş’a müteveffanın hastaneye götürülmesi yönünde emir vermesi ve hastaneye götürüldükten sonra durumunu telefon ile takip etmesinin, görevinin gerektirdiklerini yerine getirmeme kastı ile hareket etmediğini gösterdiği açıktır.
Askerî Mahkemece yerinde gerekçelerle verilen beraat kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Katılan vekilinin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
23.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy