(2709 S. K. m. 175) (1632 S. K. m. 66)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve halk oylamasına katılma başlıklı 175inci maddesi kapsamında, askeri mahkemelerin ve Askeri Yargıtayın kaldırılmasını ön gören 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, TBMM Genel Kurulunca 21.1.2017 tarihinde kabul edilmesi, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak 11.2.2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması, bu doğrultuda Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının 11.2.2017 tarihli ve 74 sayılı kararı ile, halkoylamasının 16.4.2017 Pazar günü yapılacağının 11.2.2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması nedeniyle, Dairemizin 14.2.2017 tarihli ve 2017/38-9 sayılı ara kararı ile söz konusu Kanunun bekletici sorun sayılmasına karar verilmiş ise de; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli, 2016/91 Esas ve 2017/11 Karar sayılı kararı ile aynı Kanunun bekletici sorun sayılmasına gerek görülmediği anlaşılmakla, söz konusu ön sorun yeniden tartışılmış; 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak halkoylaması sonucu Anayasa değişikliğine ilişkin 6771 sayılı Kanunun kabul edilip Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe gireceği tarihe kadar Askeri Yargıtayın görevinin devam ettiği, bu nedenle olağan ve olağanüstü kanun yolu incelemelerinin yapılması gerektiği sonucuna ulaşılarak incelemeye geçilmiştir.
Üye
ve Üye
, Anayasa değişikliği halk oylamasından geçtiği takdirde, askeri yargıda devam etmekte olan yargılamaların, bulunduğu aşama gözetilmeksizin adli yargıya devredileceğini, görülmekte olan davaların taraflarında ve kamuoyu vicdanında, referandum tarihine kadar verilecek hüküm ve kararlar açısından, askeri yargı mercilerince verilecek kararların tabii hâkim ilkesini zedeleyeceğine dair bir kanı oluşabileceğini, halk oylamasını bekleyerek sonuca göre görevli yargı mercilerince nihai kararın verilmesindeki yararın, 1-2 ay gibi çok kısa bir süre için bile beklenmeksizin, kaldırılmasına dair hukuki süreç işletilmekte olan askeri yargı mercilerince bir an önce karar verilmesindeki yarardan daha fazla olduğunu, Anayasa değişikliğinin halkoylamasında da kabul görmesi ihtimalinde, özellikle bu süreçte onama/itirazın reddi kararları verilerek kesinleşecek hükümler açısından ortaya çıkacak muhtemel hukuki sorunların ve gereksiz şekilde olağanüstü kanun yollarına müracaat ihtimali ve çabalarının da ortadan kalkacağını, bu itibarla askeri yargı organlarınca verilecek kararlar üzerine gölge düşürülmesinin önüne geçilmiş olacağını belirterek, anayasa değişikliği sürecinin bekletici mesele yapılması gerektiği görüşü ile çoğunluğun kararına katılmamıştır.
Sanığın, 10.1.2012 tarihinde tel örgülerden atlamak suretiyle firar ettiği, firar ederken bir adet eğitim elbisesi, bir adet parka, bir adet palaska ve bir adet şapkasını Kışla tel örgüsünün İzmir-Manisa Karayolu ile bitiştiği noktaya bıraktığı, 4.3.2012 tarihinde Adanada yakalandığı, böylece atılı suçları işlediği anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede, sanığın temyiz dilekçesinde çürük raporu aldığına dair beyanı da dikkate alınarak, suç tarihlerindeki askerliğe elverişlilik durumunun tespiti için hükümlerin noksan soruşturma yönünden bozulması yönünde düşünce belirtilmiştir. Ancak, yargılama sırasında sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunun ve cezai ehliyetinin tam olduğunun sağlık kurulu raporu ve adli raporla belirlenmiş olması sebebiyle, sanığın beyanı doğru olsa ve sonradan tanzim olunan bir raporla askerliğe elverişli olmadığı hususu ortaya konsa bile, bu durumun sanığın suç tarihlerindeki askerliğe elverişliliği konusunda şüphe yaratmayacağı ve yargılama sırasında temin edilen raporların sıhhatine gölge düşürmeyeceği göz önüne alınarak bu görüşe iştirak edilmemiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın, firar ve askeri eşyayı terk etmek suçlarını işlediği kabul edilerek, yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde, daha önce kasıtlı suç sebebiyle verilip kesinleşmiş üç aydan fazla hapse dair mahkûmiyet hükmünün bulunması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında, sanığın talebi de göz önüne alınarak takdiren hapis cezalarının kamuya yararlı işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesinde, bozmayı gerektiren nitelikte bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Askeri Mahkemece, ceza tayin edilirken on ay hapis cezasının yarısı olan beş ay süreyle kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına hükmedilmesi ve mahsubu gereken sürelerin ayrıca belirtilmesi gerekirken, on ay hapis cezasından tutukluluk ve gözetim süresinin mahsubundan sonra kalan sürenin yarısı olan dört ay on üç gün süreyle kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmiş olması hukuka aykırı olmakla birlikte, aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle bu hataya işaretle yetinilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy