(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Askeri Mahkemece; sanığın, 8.8.2015-14.8.2015 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri gereğince sonuç olarak 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık vasisi tarafından, esasa ve uygulamaya yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede:
Sanığın, 27.7.2015 günü yol dahil toplam 11 gün süreyle kanuni izne gönderildiği, Birliğinden ayrılış saati tam olarak belli olmadığı için aynı gün saat 24.00'de ayrıldığının kabul edildiği, izin süresi sonunda en geç 7.8.2015 günü bitimine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bilahare 14.8.2015 günü kendiliğinden katıldığı, böylece 8.8.2015-14.8.2015 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği maddi olgu olarak sabit olup, Askeri Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Askeri Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, izin tecavüzü suçunda yer verilen özrün kapsamı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin 57/b ve 58’inci maddelerinde öngörülen kıstaslar esas alınarak, beklenmeyen, aniden ortaya çıkan ve zamanında birliğe dönmeyi zorlaştıran, engelleyen durumlar olarak kabul edilmiştir. Sübjektif nitelik taşıyan ailevi ve ekonomik sorunlar ise askerlik hizmetine tercih edilebilecek yasal ve geçerli bir mazeret olarak kabul edilememektedir.
Bu kapsamda, sanığın savunmalarında belirttiği hususların askerlik hizmetine üstün tutulabilir bir yönünün bulunmadığı, izin süresi içerisinde beklenen ve aniden ortaya çıkan bir hâl olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.
Askeri Mahkemece sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı izin tecavüzü suçundan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, temadinin altı hafta içinde kendiliğinden gelmekle son bulması nedeniyle ASCK'nun 73’üncü maddesinin tatbik edilmesinde, cezasından takdiri indirim yapılarak, TCK’nın 50/1-a ve 52’nci maddeleri gereğince kısa süreli hapis cezasının alt sınırdan takdir edilmek suretiyle adli para cezasına dönüştürülmesinde, adli para cezasının taksitlendirilerek yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş olmasında, atılı suçun temadi bitim tarihinden önce “hırsızlık” ve “nitelikli hırsızlık” suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bulunduğu dikkate alınarak objektif koşulun bulunmadığı gerekçesiyle ve sübjektif yönden yapılan değerlendirme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında ve ertelenmemesinde, yerinde gerekçe ile kamuya yararlı işte çalıştırmaya karar verilmemesinde ve yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş olmasında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede, suç başlangıç ve bitiş tarihlerinin tam olarak tespit edilmesi bakımından, sanığın, 14.8.2015 günü saat kaçta Birliğine katılış yaptığının, yine izin belgesinde belirtildiği gibi 27.7.2015 günü saat 08.00’de çıkış yapıp yapmadığının o günlere ait nizamiye kayıtlarından araştırılması ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek noksan soruşturma yönünden bozulması yönündeki düşünceye 14.8.2015 günü Birliğine katıldığı şeklinde tutanak tutulduğu ve bu tarihten önce katıldığına ilişkin herhangi bir sözlü ya da yazılı delil bulunmadığı, sanığın da bu yönde bir beyanı olmadığı dikkate alındığında, lehine olacak şekilde izin başlangıç tarihinin 27.7.2015 günü saat 24.00 olduğunun kabul edilmesi durumunda dahi ASCK'nun 66/1-b maddesinde düzenlenen altı günlük temadi süresi dolduğundan iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy