(765 S. K. m. 59, 455) (647 S. K. m. 4, 6) (353 S. K. m. 218)
Dava ve Karar: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan sanık P. Çvş. Sinan YAVUZ hakkında Ege Ordu K.lığı As. Mahkemesince verilen 04.12.1996 gün ve 1996/891-751 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün sanık vekili tarafından ayrıca sanık aleyhine olarak Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesi üzerine dava dosyasının As. Yargıtay Başsavcılığının 22.01.1997 gün ve 1997/288 sayılı bozma istemini içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderildiği görülmekle dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yerel mahkemece sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan As.C.K.nun 146ıncı maddesi aracılığı ile TCK.nun 455/1 (teşdiden) ve 59/2nci maddeleri uyarınca 4 sene 2 ay hapis ve 5.000.000 TL.sı ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, 46.575 TL.sı Hazine zararının sanıktan alınmasına karar verilmiştir.
Bu mahkumiyet hükmü;
a) Askeri Sava tarafından sanığın eyleminin kasten adam öldürmek suçunu oluşturduğu ileri sürülerek sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
b) Sanık vekili tarafından ise; Sanığa azami hadden ceza verilmesinin hakkaniyete uygun düşmediği, belirtilerek duruşma İstemli olarak temyiz edilmiştir.
Sanık vekili her ne kadar duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuş ise de; Hükmün ağır cezalık işlere ilişkin olmadığı görülmekle; Sanık vekilinin talebinin 353 Sayılı, Kanunun 218nci maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde;
Şırnak/Andaç 2/19 İç Güvenlik P.Tb, 4ncü Bl.de görevli olan sanık Çvş. Sinan YAVUZ'un 14.02.1996 günü saat 15.00 sıralarında 5nci Time ait koğuş çadırına girerek içeride istirahat etmekte olan erlere hitaben soba küllerini neden çadırın arkasına döktünüz, sizin yüzünüzden Bl. Astsubayından azar işittim az bir askerliğim kaldı bana söz getirmeyin bundan sonra mermi namluda gezeceğim dediği, kurma kolunu birkaç kez çekip bırakarak yere mermi düşürdüğü, sonra düşen mermileri toplayıp yeniden şarjöre bastığı, er Muammer YILDIRIM'ın sanığa senin askerliğin bitmez dediği, sanığın da benim askerliğim nasıl bitmez seni vururum dediği, er Muammer YILDIRIM'ın tüfek ile şaka olmaz şeytan doldurur dediği, bu sırada sanığın tüfeğin kurma kolu ile oynamaya ve içindeki mermileri dışarıya attırmaya devam ettiği, emniyet mandalı ile de oynamakta olduğu. Daha 2 mermi varmış diyerek kurma kolunu çekip bırakarak 2 adet mermiyi atış yatağından dışarıya attırdığı, o anda patates soyup su almak için dışarı çıkmakta olan er Erhan YAYLACInın sanığın önünden geçerek çadırdan çıkmak istediği sırada sanığın er Erhan YAYLACIya seni vuracağım diye söylediği, er Erhan YAYLACI'nın ben ölür kurtulurum sen de yanarsın askerliğin bitmez diye karşılık verdiği, sanığın korkmuyor musun diye sorduğu, er Erhan'ın korkmuyorum diye cevap verdiği, sanığın bak elim tetiğe gidiyor ha diyerek tüfeğinde mermi olmadığı zannı ile tetiğe bastığı, ancak namluda kalan bir merminin patlaması sonucu er Erhan YAYLACI'nın göğsünden vurulduğu ve vefat ettiği dosyada ifadeleri bulunan tanık beyanları ve yazılı belgelerden anlaşılmaktadır.
Sanık ile müteveffa er arasında bir husumet bulunmaması, olay anında tartışma ve küfürleşmeye varacak derecede bir durum doğmaması birbirlerine karşılıklı şaka mahiyetinde takıldıkları sırada rütbesi ve Bölüğündeki başarıları nedeniyle arkadaşları üzerinde etkin ve söz sahibi olduğu anlaşılan sanığın er Erhan YAYLACI'nın korkmuyorum şeklindeki sözü üzerine daha önceden silahta bulunan en son iki adet mermiyi de kurma kolunu çekip bırakarak dışarıya attırmış olduğu için tüfeğin boş olduğu inancı ile bak elim tetiğe gidiyor ha diye sözler söyleyip tetik düşürdüğü tüfeğini iyi kontrol etmediği için atış yatağında yani namluya sürülü olan merminin patladığı ve er Erhan YAYLACI'nın göğsüne isabet ederek ölümüne neden olduğu, sanığın emir ve talimatlara riayetsizlik ederek tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği görülmekle; Eylemin kasten adam öldürme suçunu oluşturduğu yolundaki Askeri Savcılık temyizi kabule değer görülmemiştir.
Yerel mahkemece toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucu eylemin tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme sebebiyet olarak vasıflandırılmasında, oluşa uygun düşen gerekçelerle sanığın tam kusurlu kabulünde ve olayın meydana geliş şekline, sanığın kişiliğine, görev durumuna göre cezanın üst sınırdan verilmesinde 647 S.K.nun 4ncü maddesinin uygulanmayış nedeni olarak göstermiş olduğu gerekçelerde yasalara aykırı bir durum bulunmadığından bu konudaki temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak 3506 Sayılı Yasa ile TCK.nun 455/1nci maddesindeki ağır para cezasının üst sınırı 150.000 TL.sı olarak belirlendiği, 1996 Yılı Bütçe Kanunu 26.04.1996 tarihinde yürürlüğe girdiğinden olay tadilinde geçerli olan 1995 Bütçe Yasasındaki 1225 memur maaş katsayısı esas alınacağı, olay tarihindeki ağır para cezasının üst sınırı (1225-84):75=15 birim, 15x150.000=2.250.000 TL.sı olarak tespit edilmesi gerekirken bu miktarın aşılarak temel ceza olarak 6.000.000 TL.sı ağır para cezasına hükmedilmesi yasalara aykırı görülmüştür.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Hükmün ağır cezalı işlere ait olmaması nedeniyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması yolundaki sanık vekilinin talebinin 353 Sayılı Kanunun 218nci maddesi uyarınca REDDİNE,
2. Askeri Savcının ve sanık vekilinin temyizlerine atfen ve resen yasaya aykırı kurulan mahkumiyet hükmünün 353 Sayılı Kanunun 221/1nci maddesi uyarınca yukarıda açıklanan ağır para cezasının miktarının yanlış uygulanması noktasından BOZULMASINA,
4 Şubat 1997 günü tehliğnameye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy