(1632 S. K. m. 132) (765 S. K. m. 59, 491, 522) (647 S. K. m. 4, 6)
Hırsızlık suçundan sanık er Ümit KOZ hakkındaki Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 29.11.1999 tarih ve 1999/1195-762 sayılı kararı, süresinde Askeri Savcı tarafından temyiz edildiğinden dava dosyası Başsavcılığın Bozma istemini taşıyan 19.01.2000 tarih ve 2000/152 sayılı tebliğhamesiyle 4.ncü Daireye gelmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Sanığın, üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği iddiasıyla ASCK.nun 132nci maddesince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yürütülen yargılaması sonunda, TCK.nun 491/1, 522, 59, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddelerince tayin ettiği 200.000.000 lira ağır para cezasının ertelenmesine hükmeden Askeri Mahkeme kararı, Askeri Savcı tarafından ASCK.nun 132nci maddesince cezalandırılması gerektiği itirazıyla temyiz edilmiş, Başsavcılık tebliğnamesinde vasıftan bozma isteminde bulunmuştur.
Dosyanın incelenmesinde: İzmir Orduevinde 3ncü kat görevlisi olan sanığın, 1 Kasım 1999 günü temizlik sebebiyle açık olan 306 numaralı odaya saat 10.00 sıralarında girip orada kalmakta olan subay eşi Funda ÖZTÜRK'ün makyaj çantasından 6 adet çeyrek ve bir adet yarım altını aldığı, daha sonra olayın anlaşılması üzerine aynı gün saat 23.30 sıralarında altınların sanığın dolabında bulunduğu, maddi vakıa olarak sabit görülmektedir. Esasen eylemin sübutunda tereddüt de mevcut değildir.
Öncelikle tartışılması gereken husus; iddianame ve temyizde bulunan Askeri Savcının ileri sürdüğü gibi, üstünün eşyasını çalmaya ilişkin ASCK.nun 132nci maddesindeki suç mu, yoksa TCK.nun hırsızlığa ilişkin 491nci maddesindeki suç mu olduğudur.
Çalınan altınlar 306 numaralı odada kalmakta olan Funda ÖZTÜRK'e aittir.
Kocası Ütğm. Ali ÜZTÜRK İzmit'te görev yapmakta olup depremde zarar gördüklerinden bu hanım, memleketi olan İzmir Orduevinde kalmaktadır. Hukukumuza göre eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerli bulunduğundan ve altınların sahibi de sivil şahıs Funda olduğundan, müeyyidesinin Türk Ceza Kanununda aranması yerindedir.
Mal sahibinin eşinin subay olması ve Orduevinde kalıyor bulunması, mağdurenin sanığın Üstü kabulünü gerektirmez. Belirleyici husus malın objektif olarak kime ait olduğudur. O itibarla suçu ASCK.nun 132nci maddesi kapsamında değerlendirmeyen mahkeme gerekçesinde isabet vardır.
Ancak: Mahkeme eylemde, TCK.nun 491nci maddesindeki vasıflı hale sokacak özellik bulamadığını vurgulayarak, suçu basit-adiyen hırsızlık olarak kabul ettiği halde, bu defa olayda uygulama yeri bulunmayan TCK.nun 491nci maddesinin 1nci bendince ceza tayin etmiştir. Oysa tipiklik bakımından eylem TCK.nun 491nci maddesinin 3ncü bendini ihlal etmektedir.
O halde mahkumiyet kararı vasfa ilişkin olarak uygulama noktasından bozulmalıdır.
Sonuç ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının, kabule değer görülmeyen temyiz itirazının 353 Sayılı Kanunun 217/2nci maddesince reddine,
Ancak, Askeri Savcının temyizine atfen ve resen, sanık hakkındaki mahkumiyet kararının vasfa ilişkin olarak uygulama noktasından BOZULMASINA, Tebliğnameye uygun olarak 26 Ocak 2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy