(1632 S. K. m. 63)
Sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının sanığın amcası olduğundan bahisle, anneannesinin amcasının kızının oğlu olan İsmet BOZKURTa tebliğ edildiği, yapılan bu tebligatta son yoklamasını yaptırması için 15.7.1998 tarihinde askerlik şubesine müracaat etmesi istenen sanığın, emsallerinin sevk edildiği 27.5.1999 tarihine kadar son yoklamasını yaptırmadığı ve 28.1.2000 tarihinde güvenlik kuvvetlerince yakalandığı; son yoklamasının yapılmasını müteakip 3.2.2000 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek sevk edildiği, 6.2.2000 tarihinde birliğine katılması gerekirken 7.2.2000 tarihinde katıldığı anlaşılmaktadır.
Sanık savunmasında; son yoklama çağrı pusulasının tebliğ edildiği kişi olan İsmet BOZKURTu tanımadığını ve böyle bir akrabası olmadığını beyan etmiş; yapılan araştırmada da; bu kişinin, sanığın anneannesinin amcasının torunu olduğu belirlenmiştir.
1111 sayılı Kanunun 25 ve 4 inci maddelerinde; son yoklama ve askere sevk için düzenlenen çağrı pusulalarının kimlere tebliğ edileceği bir sıra gözetilmek suretiyle belirtilmiş olup; buna göre tebligatın öncelikle bilinen adresinde mükellefe, mükellefin adresinde bulunmaması durumunda ana, baba ve kardeşlerine, bunların da bulunamaması halinde sair akrabalardan (hısımlarından) birine yapılması gerekmektedir. Sair akraba ya da hısım kavramlarından tam olarak neyin anlaşılması gerektiği Kanunda belirtilmemiş ise de; bu kişilerin, tebligattan beklenen amaçların gerçekleşmesini sağlayabilecek, asıl muhatabı tanımasının yanında, menfaatlerini gözetip onu tebligattan haberdar edebilecek kişiler olması gerekmektedir.
Buna göre; halen aynı yerde ikâmet ettiği anlaşılan sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı pusulasının; anne, baba, kardeş, amca, teyze ve kuzenler gibi sanığın yakın akrabalarından birine tebliğ edilmesi gerektiği dikkate alınmadan; "amcası" olduğu belirtilmek suretiyle, esasen anneannesinin amcasının torunu olan ve tebligattan beklenen amaçların gerçekleşmesini sağlayabilecek şekilde akraba sayılması mümkün olmayan bir kişiye yapılan tebligatı geçerli kabul etmek yasaya uygun olmayacaktır.
Dolayısıyla, tebligatın geçerli olmaması sebebiyle, yoklama kaçağı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının; bunun sonucu olarak sanığa 1111 sayılı Kanunun 43üncü maddesi uyarınca sevkten evvel 15 gün hazırlık süresi tanınması gerektiği ve bu takdirde geç iltihak suretiyle bakaya suçunun da oluşmayacağının kabulüyle, atılı suçlardan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy