(1632 S. K. m. 81, 82) (765 S. K. m. 69) (1412 S. K. m. 74) (353 S. K. m. 11, 136)
Askerlikten Kurtulmak İçin Hile Yapmak suçundan sanık Svl.Şhs. Aydın GÜNAY hakkında 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 15.11.2001 tarih ve 2001/426-1061 sayısı mahkumiyete ilişkin hüküm, sanık müdafileri tarafından süresinde temyiz edildiğinden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 1.7.2002 tarih ve 2002/2711 sayılı onama istemini içeren tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilen dava dosyası ile ilgili olarak duruşmalı yapılan temyiz incelemesi sonunda;
Askeri Mahkemece, Svl.Şhs.olan sanık Aydın GÜNAY'ın askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan As.C.K.nun 81/1 ve TCK.nun 69/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, müşahede altında geçirdiği sürelerin CMUK.nun 74/Son maddesi gereğince mahkumiyet süresinden mahsubuna karar verilmiştir.
Hüküm;
Sanık müdafii Av. Mehmet Ender ÇELİK tarafından duruşma istemli olarak, müvekkilinin askerliğini yapmamak gibi bir kasti olmadığını, müvekkilinin 3-4 gün Elazığ Askeri Hastanesinde yatıp kendisine askerliğe elverişli olmadığına dair verilen ön bildirim belgesini Karakocan Askerlik Şubesine götürmüş olduğunu, müvekkilinin suç tarihinde hasta olduğunu, raporun da sahte olmadığını, ortada bir suç varsa bunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, raporda neyin eksik olduğunun ve ilgili kurumun kayıtlarında bulunmamasının sahtelik anlamına gelip gelmeyeceğinin dosyada tartışılmadığını, sahte rapor tanzimi ve sahte mühür kullanma iddiasının olmadığını, böyle bir şeyinde müvekkili tarafından yapılmadığını, son celsede savunma yapılmadığından, mahkemece müvekkilinin ve kendilerinin yokluğunda, savunma yapılmadan ve beyin cerrahi bölümünden rapor alınmadan eksik incelemeyle karar verildiği, bu nedenle hükmün bozulması gerektiği ileri sürülerek,
Sanık müdafii Av. Abdulkadir SARI tarafından, müvekkilinin rahatsızlığı nedeniyle Elazığ Askeri Hastanesine sevkli olarak gittiği ve orada yapılan muayene ve tedaviler sonucu kendisine ön bildirim belgesi verildiği, kendisine verilen ön bildirim belgesinin sahteliğini de araştırma ve bilme durumunda olmadığı, Askerlik Şubesinin Askeri Hastane ile yaptığı yazışmalar sonucunda bu belgenin sahte olduğunu ileri sürdüğü, müvekkilinin bilerek ve isteyerek sahte belge düzenlemediği gibi, sahte belgeyi de bilerek ibraz etmediği, yüklenen suçun yasal unsurları itibarı ile oluşmadığı, ortada vahim bir durum olmadığı, bu nedenle As.C.K.nun 82 nci maddesinde yer alan az vahim halin kabul edilmesi gerektiği, askeri mahkemenin de görevli olmadığı ve ertelenme hükümlerinin uygulanmamasının ve bu konuda gerekçe gösterilmemesinin anayasa ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği belirtilerek,
Temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
1.6.1994 tarihinde Hannover Başkonsolosluğu kanalıyla son yoklamasını yaptıran, ancak askere sevkini sağlatmadığından bakaya olarak aranmakta olan sanık Aydın GÜNAYın 18.8.1999 tarihinde kayıtlı bulunduğu Elazığ Karakoçan Askerlik Şubesine başvurarak rahatsızlığını beyan etmesi özerine aynı gün Karakoçan Garnizon Tabipliğine sevk edildiği ve Garnizon Tabibince yapılan muayenesi sonucu aynı gün Elazığ Askeri Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevkinin uygun görüldüğü, sanığın ise Elazığ Askeri Hastanesine hiç gitmeden ve bu hastanenin herhangi bir kliniğinde yatmadan, Bipolar Bozukluk (Depresif Hecme) D/15-F-2 askerliğe elverişli değildir tanı ve kararıyla askerliğe elverişli olmadığına dair 24.8.1999 tarihli ve Sağ. Krl.9455-421-99 sayılı sahte bir ön bildirim belgesini temin edip, bu belgeyi 27.8.1999 tarihinde Karakoçan Askerlik Şubesine götürdüğü, bu belgeden herhangi bir şüphe duyulmayıp, bakaya durumundaki sanığın askere sevk edilmediği, ancak sanığın askerliğe elverişli değildir kararlı rapor aldığının şube kayıtlarından anlaşıldığından bahisle mutad olarak yapılan uygulama gereği bu ön bildirim belgesinin hastanelerinden verilip verilmediğinin Elazığ Askeri Hastanesi Baştabipliğinden sorulduğu, anılan Hastane Baştabipliğince rapor teyidine verilen cevabı yazıda söz konusu raporun hastanelerinden verilmediğinin bildirildiği gibi, Askeri Mahkemece yazılan yazıya verilen cevapta da sanığın 1999 Ağustos ayı içerisinde bu hastanenin herhangi bir kliniğinde yatmadığının bildirildiği, yargılama aşamasında da sanığın GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 13.4.2001 gün ve 409 sayılı raporu ile de psikiyatrik, nörolojik ve beyin cerrahisi yönünden suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğunun belirlendiği, bu suretle sanığın askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanığa As.G.K.nun 81 nci maddesinde düzenlenen askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu isnat edilmiş olup, bu suç, askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak amacına yönelik olarak hile yapılması ve bu hilenin kast olunan neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olması halinde oluşur. Bu suç netice sucu olmayıp, neticenin meydana gelmesine gerek olmayan şekli suç niteliğinde olduğundan, kast olunan amacı gerçekleştirmeye elverişli hilenin yapılması ile suç oluşur. Ayrıca neticenin meydana gelmesi zorunlu değildir.
Somut olayda, sanığın amacının askerlik hizmetini fiilen yerine getirmemek olduğu, bu amaçla sahte olarak temin ettiği askerliğe elverişli olmadığını gösteren ön bildirim belgesini askerlik şubesine ibraz etmesi üzerine, şubece bu belgenin sıhhatinden hiçbir şüphe duyulmadan işlemlere başlandığı, nitekim sanığın bu belgeye istinaden askere sevkedilmediği ortadadır. Sanık tarafından askerlik şubesine ibraz edilen ön bildirim belgesi (Dz.13) taşıması gerekli tüm koşulları taşıdığı gibi, kullanılan mühür gerçeğe uygundur. Belgenin sahteliği ancak araştırma ve yazışma sonucu ortaya çıkarılmıştır. Bu nedenle askerliğe elverişli değildir tanı ve kararını içeren, ilgili tüm şekli koşulları taşıyan, hatta mühürü gerçek olup, üzerinde imza da bulunan ön bildirim belgesinin sahte olarak düzenlenmesi ile askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu oluşmuştur. Bu belge kast olunan amacı gerçekleştirmeye elverişli niteliktedir, ibraz edildiğinde görevlilerce hiçbir şüphe duyulmadan alınıp, doğru kabul edilerek, buna göre işlem yapılan, bu nedenle askere sevkedilmeyen sanığın ibraz ettiği bu ön bildirim belgesinin araştırma sonucu gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkması kast olunan amacı gerçekleştirmeye uygun olmadığını göstermez. Bu nedenle, sanık müdafiinin bu beğeninin tek başına askerlikten kurtulmaya, hile yapmaya yeterli olmadığı şeklindeki temyiz itirazı yerinde değildir.
Sanık müdafiileri, temyiz itirazlarında, müvekkilleri olan sanığın Elazığ Askeri Hastanesinde 3-4 gün yattığını, hastaneden verilen raporu askerlik şubesine götürdüğünü, bu raporun sahte olmadığını, bu belge sahte olsa bile sorumluluğun askeri hastane personeline ait olduğunu ileri sürmüşlerse de, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu sağlık kurulu raporu ile tesbit edilen sanığın, askerlik şubesine ibraz ettiği ön bildirim belgesinde yer alan tarihlerde Elazığ Askeri Hastanesinde yatmaması ve bu raporun hastanelerinden verilmiş olması karşısında askere gitmek isteyen sanığın bu belgeyi sahte olarak temin edip, askerlik şubesine ibraz etmek suretiyle o tarihte yapması gerektiği askerlik hizmetinden kurtulduğu anlaşılmış, bu nedenle bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sanık müdafii Av. Mehmet Ender ÇELİK, teniyiz itirazında mahkemede eksik incelemeyle karar verildiğini, savunma, yapılamadığını, GATA Askeri Hastanesine sevkedilen müvekkili hakkında beyin cerrahiden rapor alınmadığını ileri sürmüş ise de; sanığın, müdafiinin huzurunda iddianameye karşı talimatla savunması tesbit edilmiş olup, duruşmadan vareste tutulmayı istemesi nedeniyle Askeri Mahkemece 353 sayılı Kanunun 136 ncı maddesine göre duruşmadan vareste tutulması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığından gözetmek mümkün ölmediği gibi, sanık hakkında sağlık kurulu raporu tanzim edilirken nöroloji ve beyin cerrahisi uzmanlarınca yapılan muayenelerinin değerlendirildiği anlaşıldığından, bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ayrıca 353 sayılı As.Y.U.Kanunun 11 nci maddesi hükmü gereğince davaya bakmaya askeri mahkeme görevli olduğundan, bu hususa yönelik temyiz itirazı da yerinde görülmemiştir.
Askeri Mahkemece, sanığın askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği kabul edilerek, yasal gerekçesi gösterilmek suretiyle eylemin As.C.K.nun 81/1 nci maddesi içerisinde değerlendirilmesinde, temel cezanın asgari hadden tayininde, yapılan takdiri indirimde, yasal imkansızlık nedeniyle verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmemesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddine ve mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiilerinin kabule değer görülmeyen temyiz itirazlarının 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, 22.10.2002 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy