(353 S. K. m. 43)
Sanık hakkında müteaddit asta müessir fiili ve aslının suçu hakkında kasten takibatta bulunmamak suçlarından açılan kamu davası nedeniyle yargılama sürdürülürken, 7.10.2003 tarihinde yapılan duruşmada; askeri mahkeme heyetine dahil olan Üye Hâkim Yzb. İ.İ.'in davadan çekilme isteminde bulunduğu, Askeri Mahkemece de, istem konusunda karar verilmek üzere 353 sayılı Kanunun 43/3 üncü maddesi gereğince dava dosyasının Askeri Yargıtay'a gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.
Davadan çekilme isteminde bulunan Üye Hâk. Yzb. İ.İ., Askeri Mahkemeye sunduğu yazıda, eşi Av.E.İ.'nin 1.5.2002 tarihinden itibaren sanığın müdafiliğini üstlendiğini, eşinin sanık müdafii olduğu davada, kendisinin askeri mahkeme heyetinde bulunmasının Avukatlık Kanununun 13 üncü maddesi gereğince mümkün olmadığını, eşi sanık müdafiliğinden çekilse hile bu davada hâkim olarak görev yapmasının, yargılama süjelerinin tarafsızlığına olan inancını zedeleyebileceğini, bu nedenle 353 sayılı Kanunun 43/3 üncü maddesi uyarınca davadan çekilmesi gerekliğini ileri sürmüştür.
Dosyada yer alan 1.5.2002 tarihinde usulüne uygun olarak düzenlendiği görülen vekâletnameden sanığın, Av. E.İ.'yi umumi vekil tayin ettiği anlaşılmaktadır.
Hâkimlerin davaya bakamaması ve reddine ilişkin usul ve esaslar 353 sayılı Kanunun 37-46 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 43/3 üncü maddesi, "Bir hâkim reddini gerektiren sebepleri bildirir veyahut bazı hâller bir hâkimin davaya bakamayacağı şüphesini doğurursa, bu hususta bir istem olmasa bile Askeri Yargıtay kendiliğinden de karar verebilir." şeklindedir. Belirtilen hüküm gereğince, yargılama sırasında ortaya çıkan bu tür bir istemin Askeri Yargıtay tarafından karara bağlanacağı hususu uygulama ve Askeri Yargıtay kararları ile istikrar kazanmıştır.
Avukatlık Kanununun 13 üncü maddesi ise. Bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının eşi, sebep veya nesep itibariyle usul ve füruundan veya ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kısımlarından olan avukat, o hâkimin veya Cumhuriyet savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık edemez hükmünü içermektedir.
Askeri yargı alanında da hüküm ifade ettiği konusunda kuşku bulunmayan Avukatlık Kanununun 13 üncü maddesi gereğince, askeri mahkemede görevli hâkimlerden birinin eşinin, o hâkimin de dahil olduğu heyet tarafından bakılmakta olan bir davada sanık müdafiliği görevini yerine getirmesine olanak bulunmamaktadır. Ancak, olayda Av. E.İ.'nin davanın görülmeye başlandığı aşamada sanığın müdafiliğini üstlendiği, yargılamanın Hâkim Yzb. İ.İ.'nin dahil olmadığı bir heyet tarafından bir buçuk yıl gibi uzun bir süre yürütüldüğü, davanın hâlen esas hakkında mütalâa verilmesi aşamasında bulunduğu, Hâk. Yzb. İ.İ.'nin, 7.10.2003 tarihinde heyette bulunan hâkimlerden birinin i/in ve akabinde kursa gitmesi nedeniyle heyete dahil olduğu ve aynı tarihte davadan çekilme isteminde bulunduğu görülmektedir. Uzunca bir süre ve yasal bir engel olmaksızın sanık müdafiliği görevini yerine getiren Av. E.İ.'nin, askeri mahkeme heyetine dahil olan eşinden dolayı görülmekte olan davada avukatlık yapamaması nedeniyle sanık müdafiliğinden çekilmesiyle sorunun çözülebileceği söylenebilir. Ancak, eşlerden birinin sanık müdafililiğinden çekilmesi ardından diğerinin sanığı yargılayan heyette yer alması şeklindeki bir uygulama hâlinde dahi yargılama sonunda verilecek kararın kuşku ile karşılanması önlenemeyecektir. Oysa yargılama ile amaçlanan kuşku duyulmayan bir adaletin sağlanmasıdır. Aynı doğrultudaki düşüncelerle davadan çekilme isteminde bulunan üye hâkimin ileri sürdüğü nedenlerin görülmekte olan dava açısından tarafsızlığı konusunda kuşku yaratacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından istemin kabulüne karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy