(765 S. K. m. 80, 504) (353 S. K. m. 166) (1412 S. K. m. 326)
Sanığın 17.12.1997 tarihinde Astsb. T.Ö.'nün kredi kartı ile Marmaris Migros Mağazasından üç milyon liralık alış veriş yaptığı, Marmaris Martı Otelindeki casinoya (kumarhane) giderek T.Ö.'ye ait kredi kartını kullanarak yirmi milyon liralık oyun kredisi açtırdığı, kumarhanede bir müddet kaldıktan sonra oyun kredisini kullanmadan dışarı çıkarken yirmi milyon lira nakit parayı ödeme belgesine T.Ö.'nün ismini yazıp sahte imza atarak aldığı T.Ö.'nün kartının kaybolduğunu bankaya daha sonraki bir tarihte bildirdiği ve böylece sanığın Astsb. T.Ö.'ye karşı bankayı vasıta olarak kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle ve aynı suç işleme kararı cümlesinden olarak aynı suçu birden çok kez işlediği belirtilerek hakkında TCK'nın 504/3, 80, 59/2 ve ASCK nın 30/l-A,B maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis, 44.722.221 TL. sı ağır para ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma cezalarıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün sanık vekili tarafından nedenleri gösterilerek özetle dolandırıcılık suçundan usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı, sanığın usulüne uygun bulunmayan bir dava nedeniyle yargılanmasının ve sadece esas hakkındaki mütalâaya dayalı olarak TCK'nın 504 üncü maddesini ihlâlden mahkûmiyet kararı verilmesinin usule, anayasal haklara, iddia makamının iddia ile bağlı olması ilkesine aykırı olduğu gibi daha önce TCK'nın 503 üncü maddesini ihlâlden mahkûmiyet kararı verilmiş iken şimdi daha ağır ceza tayin edilmesinin de CMUK'un değişik 326 ncı maddesine aykırı olduğu itirazları ile temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Olayın mahkeme kabulü doğrultusunda gerçekleştiği, sanığın Astsb. T.Ö.'ye ait kredi kartını ele geçirip aynı suç işleme kararı cümlesinden olarak iki ayrı işyerinde kendisi T.Ö. gibi davranıp söz konusu kartı kullandığı böylece Astsb. T.Ö.'ye karşı bankayı vasıta olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği dosyadaki deliller ile anlaşılmaktadır. As. Yrg. Drl. Krl. nun 20.5.1999 tarih, 1999/83-107 esas ve karar sayılı kararında sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava bulunduğu kabul edilmiştir. Yargılamanın bu karardan önce ve sonrasında devam eden aşamaları ve verilen kararlar ile Drl. Krl. Kararının bağlayıcılığı dikkate alındığında sanık vekilinin sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılmış dava bulunmadığı, usule aykırı yargılama yapıldığı, savunma imkânı verilmediği, iddianın genişletildiği tarzındaki temyiz itirazları, keza sanık hakkında daha önce TCK'nın 503 üncü maddesinden verilen mahkûmiyet ile görevsizlik kararlarına karşı Komutan ile As. Savcı tarafından aleyhe temyize gelindiğinden ve Askeri Mahkemenin direnme hükmü Drl. Krl. ca As. Savcının aleyhe temyizi üzerine bozulduğundan kazanılmış hak kuralının ihlâl edildiği tarzındaki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. Ancak Askeri Mahkemece TCK'nın 504/3 üncü maddesini ihlâlden hüküm kurulmadan önce bu suçla ilgili sanık tarafının savunmaları ve ek savunmalarının tespit edildiği anlaşılmakla beraber bu madde ile ilgili uygulama yapılırken TCK'nın 80 inci maddesi uyarınca da cezada artırım yapıldığı hâlde 353 S.K.nun 166/2 nci maddesi uyarınca ek savunmanın alınmayarak bu konuda savunma hakkının kısıtlandığı görüldüğünden hükmün belirtilen nedenle bozulmasına karar verilmiştir. TCK'nın 504 üncü maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında yer alan para cezası Yrg. 6 ncı C.D.nin 24.3.1998/12638, 1999/1628 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere nispi para cezası niteliğinde bulunduğundan ve bu nedenle TCK'nın 80 inci maddesi ile yapılan artırımın sadece hürriyeti bağlayıcı ceza yönünden yapılması gerektiğinden Askeri Mahkemenin tayin ettiği para cezasını TCK'nın 80 inci maddesi uyarınca artırması şeklindeki uygulaması yanlış olmakla beraber bozma nedeni dikkate alınarak bu yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy