(353 S. K. m. 253)
Terhisli Dz.Er A.K. hakkında Güney Deniz Saha Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 20.12.2002 tarih ve 2002/1195-889 esas ve karar sayılı hükmü ile; 22.5.2002 tarihinde hizmette tekasülle askerî aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 137, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca 36.350.680 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verildiği ve bu hükmün, taraflarca süresinde temyiz edilmediğinden 5.3.2003 tarihinde kesinleştirildiği;
Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının 5.3.2003 tarih ve AS. SAV: 2002/2431-İnf sayılı yazısı ile; hükümlünün 740.832.000 TL. hazine zararına sebebiyet verdiği hâlde, söz konusu hükümde hazine zararının tahsili ile ilgili bir karar verilmediğinden bahisle bu hususta bir karar verilmesinin talep edilmesi üzerine, Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 5.3.2003 tarih ve 2002/1195 E.2003/21 Mut. sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile; bu hükmün "Olay sebebiyle meydana gelen 740.832.000 TL. hazine zararının ve terhisli olduğu anlaşılan sanıktan Harçlar Kanununun 1 sayılı tarifesi uyarınca tayin olunan 40.004.928 TL. nisbi harcın sanıktan tahsiline" şeklinde tavzihine karar verildiği anlaşılmış olup;
Yapılan incelemede,
Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının 5.9.2002 tarih ve 2002/2301-553 esas ve karar sayılı iddianamesinde, hazine zararının 740.832.000 TL. olarak belirtildiği, ancak tahsilinin istem konusu yapılmayarak, aksine, sanığın kendi imkânları ile hasar bedelini karşıladığından bahsedildiği ve esas hakkındaki mütalâada da aynı hususun tekrar edilerek, hazine zararının ödettirilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiğine dair görüş bildirildiği anlaşılmış olup;
353 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi hükmüne göre; suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte bakılacağı ve askeri savcıların hazineye ilişkin zararları tespit ve iddianameye yazarak istem konusu yapmak ve dava etmekle yükümlü olduklarından, istem konusu yapılmayan ve dolayısıyla hüküm altına alınmayan bir konu hakkında, hükmün açıklanması yoluyla yeni bir hükmün oluşturulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
Zira 353 sayılı Kanunun 253 üncü maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının, hükmün özünü tayinde veya tayin edilen cezanın hesabımla kararsızlık ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesinin gerekmeyeceğinin iddia edilmesi hâlinde işlenebileceğinden yukarıda açıklanan nedenlerle bu madde gereğince bir karar verilmesini gerektiren bir hususun bulunmaması nedeniyle, söz konusu duruşmasız işlere ait kararın kaldırılmasına karar verilmesi yönündeki Komutanın itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy