(353 S. K. m. 1)
Yapılan incelemede: 9 uncu Kor. Mrk.K.lığında görevli olan P.Çvş. AŞ. ve P.Er A.A.'nın 5.8.2001 tarihinde şehir içi devriyesi görevini yürütürlerken Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Mavi-Beyaz isimli salona girerek, işyeri sahibi sanık K.D. ile görüştükleri, anılan işyerine askerlerin girmesine müsaade edilmediğinden içerde askeri şahıs olup olmadığını kontrol edeceklerini söyledikleri, sanığın görevli inzibatlara "Buraya polis bile giremez, siz kim oluyorsunuz burası birinci sınıf bir işyeridir." dediği, işyerindeki sivil şahıslarında inzibatların etrafını sardığı, çıkan tartışma sırasında sanığın inzibatlara yönelik olarak "Size terhis olduktan sonra gösteririz, nizamiyeden dışarı bile çıkamayacaksınız, benim kim olduğumu bilmiyorsunuz, o.....çocuğu, ananı s.k. edeceğim." şeklinde sözler sarf ettiği, böylece görevli memura hakaret suçunu işlediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de;
Sanık hakkında görevli memura hakaret suçundan TCK'nın 266/1-1 ve 80 inci maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası nedeniyle yargılama heyet hâlinde oluşan askeri mahkemece sürdürülürken 31.12.2002 tarihinde, atılı suç için yasada öngörülen cezanın üst sınırının üç yılı aşmadığı gerekçesiyle 353 sayılı Kanunun 19 ve Ek-1 inci maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilerek dava dosyası tek hâkimden oluşan askeri mahkemeye gönderilmiş, sanık hakkındaki hüküm tek hâkimden oluşan askeri mahkemece verilmiştir.
353 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin B fıkrasında; birinci derecede yasak askeri bölgeler içinde veya nöbet yerlerinde karakollarda kışla ve karargâhlarda, askeri kurumlarda, yerleşme ve konaklama amacıyla kullanılan bina ve mahaller içinde askerlere fiilen taarruzda bulunan, söven veya hakaret eden veya askerlik görevine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya zorlamak için şiddet ve tehdide başvuranların Türk Ceza Kanununun bu fiillere ilişkin 188, 190, 191, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 266, 267,268, 269, 271, 272 ve 273 üncü maddelerinde gösterilen suçlar ile aynı maddenin C fıkrasında; nöbetçi, devriye, karakol, inzibat, askeri trafik, kolluk veya kurtarma görevi yapan askerlere (....) karşı bu görevleri yaptıkları sırada işlenen yukarıdaki (B) fıkrasında yazılı suçları işleyen asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanacakları öngörülmüştür.
Sivil şahıs olan sanığa atılı ve TCK'nın 266 ncı maddesinde düzenlenen suç nedeniyle yukarıda belirtilen kanun maddesi gereğince yargılama görevinin askeri mahkemeye ait olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Ancak, ASCK'nın Ek-6 ncı maddesi, 353 sayılı Kanunun 11/B-C maddesinde gösterilen suçları aynen sıralayarak, anılan suçları işleyenlerin aynı kanun maddeleri gereğince cezalandırılacaklarını belirtmiş, böylece bu suçlara atıf suretiyle askeri suç niteliğini kazandırmıştır.
Bilindiği gibi askeri suçlar, unsur ve cezaları Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlar ile unsur ve cezaları itibariyle Askeri Ceza Kanununun Türk Ceza Kanununa atıfta bulunduğu suçlardır.
Sanığa atılı ve TCK'nın 266 ncı maddesinde düzenlenen görevli memura hakaret suçu, ASCK'nın Ek-6 ncı maddesi gereğince askeri suç niteliğindedir.
Öte yandan, 353 sayılı Kanunun Ek-1 inci maddesinde, hangi suçlara askeri mahkemelerin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılacağı, yani yargılamanın tek hâkimden oluşan askeri mahkemede yapılacağı tek tek sayılarak gösterilmiştir. Anılan maddenin d fıkrasında yer alan, "para cezasını veya hafif hapis cezasını veya yukarı haddi üç seneye kadar hapis cezasını gerektiren, diğer ceza kanunlarında yazılı suçlar", Askeri Ceza Kanununun atıf suretiyle cezalandırmadığı, başka bir deyimle askeri suç niteliğinde olmayan suçları kapsamaktadır. Yine aynı maddede tek hâkimden oluşan askeri mahkemece bakılacak davalar arasında ASCK'nın Ek - 6 ncı maddesindeki suçlara ilişkin davalar sayılmamıştır.
353 sayılı Kanunun 207/3-A maddesinde ise, "askeri mahkemenin kanuna uygun olarak kurulmamış olması" hâli kanuna mutlak aykırılık olarak gösterilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, görevli memura hakaret suçundan sanık hakkında açılan davaya heyet hâlinde oluşan askeri mahkemece bakılması gerekirken, tek hâkimden oluşan askeri mahkemece bakılması usul ve kanuna mutlak aykırılık niteliğinde olduğundan, mahkûmiyet hükmünün, askeri mahkemenin kanuna uygun olarak kurulmamış olması yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy