(765 S. K. m. 80)
Uzm. J.Çvş. A.A.'nın yemekhanede bulunan eratın önünde ellerine celepçe takılarak nezarethaneye alınan arkadaşı R.P.'nin durumunu kastederek Alay Komutanının da, Bölük Komutanının da, Karakol Komutanının da analarını, avratlarını, Allahlarını, kitaplarını sinkaf edeyim..." şeklinde hakaretamiz cümleler sarf ederek Gümüşhane J.Alay Komutanı J.Alb. Ö.H., Şiran İlçe Jandarma Komutanı J.Ütğm. S.Y. ve Şiran Merkez J.Karakol komutanı J.Astsb. Bçvş. A.K.'nın vakar ve haysiyetine saldırıda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Türk Ceza Kanununun benimsediği sisteme göre, hukuksal açıdan eylem çokluğunun, maddî sonuçlu suçlarda dış dünyada oluşan değişikliğin, salt hareket suçlarında ise korunulan ve ihlâl edilen varlık ya da yarar hamilinin sayısına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Kişilik haklarına ve toplumsal hukukî değerlere karşı işlenen suçlarda hak sahipten veya suçun maddî konusu farklı olsa da, müteselsil suçun bütün şartları gibi sübjektif şartı da gerçekleşebilir. Mağdurların veya suçun maddî konusunun değişik olmasına, suç işleme kararının değiştiğini gösteren kesin bir delil niteliği tanınamaz.. " (Kayıhan İÇEL suçların içtimai Sh. 91/151).
Hakaret suçları, maddi sonuç doğurmayan salt hareket suçlarındandır. Bu cürümlerin, birden çok kişiye karşı aynı anda işlendiği durumlarda, "kovuşturulabilir, tipe uygun, hukuka aykırı ve kusurlu" nitelikte birden çok eylem, birden çok ihlâl ve "her ihlâl ayrı suçtur" kuralı gereğince de birden çok suç söz konusu olmaktadır.
Nesnel (objektif) ölçülere göre birden çok suçun varlığı böylece saptandıktan sonra sıra bu suçların TCK'nın benimsediği içtima kuralları içinde nasıl birleşip kaynaşacakları sorununu çözmeye gelmekte ve bu çözümde ise iki seçenek bulunmaktadır.
Gerçekten TCK'nın irdelenen konuda, müteselsil suç ve gerçek (maddî) içtima kurallarını benimsemiştir. Eğer somut olayda TCK'nın 80 inci maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir durum yoksa zorunlu olarak gerçek (maddî) içtima kuralları uygulanacak demektir. Bu sebeple ilk mahkeme kararında "müteselsil suç" hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının, bu kavramı tanımlayan hükmün öğelerine ve somut olaya göre irdelenmesi zorunludur.
TCK'nın 80 inci maddesinde yer alan müteselsil suçun varlığının kabulü için;
a) Birden fazla suçun bulunması,
b) Bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlâl etmesi,
c) Nihayetinde de birden fazla suçların aynı suç işleme kararına bağlanabilmesi, gerekmektedir.
Hukuk âlemindeki ihlâllerin; değişik zamanlarda olabileceği gibi, tek bir sözle veya hareketle aynı anda da yaratılabileceği hukuk doktrininde benimsenmiştir.
"Suç işleme kararından, kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlâl etmek hususunda önceden kurulan bir plan genel bir niyet anlaşılır. Umumî bir saik birliğine gitmemek şartıyla müteselsil suçu teşkil eden hareketlerin aynı gayeye tevcih edilmeleri suç işleme kararındaki birliğin kıstası olarak kabul edilebilir." (Prof. Dr. Faruk EREM, Ceza Hukuku Genel Hükümler Cilt 1 Sayfa 375)
Müteselsil suçta, teselsülü meydana getiren hareketlerin her birinin farklı suç isleme kasıtlarıyla yapılan hareketler bütünü olduğu, tek ve aynı olanın ise, sanığın suç işleme kararındaki birlik olduğu, doktrinde tartışmasız bir şekilde benimsenmiştir. Diğer bir ifadeyle, müteselsil suç işleme kastında birlik değil suç işleme kararındaki birlik sonucu oluşur. Nitekim 4055 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce TCK'nın 80 inci maddesinde "aynı kasdi cürmi" sözcükleri yer almışken, değişiklikle "aynı suç işleme kararı" kavramı yasal metne dâhil edilmiştir.
Kaynak Kanunun hazırlanış gerekçesinde açıklandığı üzere; Türk Ceza Kanunu, suçların mağdurları başka başka oldukları takdirde müteselsil suç hükmünün değil, gerçek (maddî) içtima hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir kural getirmemiş, birçok yabancı Kanun gibi, yalnızca öznel (sübjektif) bir ölçü öngörmüştür.
Bu ölçüye göre kişiyle sıkı sıkıya bağlı hakların (varlık ya da yararların) ihlâlinde ve dolayısıyla mağdur çokluğunda bile, "bir (aynı) suç işleme kararıyla" davranılmışsa, kuşkusuz "müteselsil suç" hükmü uygulanabilecektir. Bunun tersini önceden bir yargısal kural (içtihat) boyutunda kesinlemek, yasanın öngörmediği bir öğeyi TCK'nın 80 nci maddesine eklemek ve maddenin uygulanma alanını, yasama organının yerine geçerek darlaştırmak olacaktır. Belirtilen sebeplerle; eylem ve suç çokluğunun varlığı saptandıktan sonra, kast kavramına oranla daha genel, geniş ve kapsayıcı kavram olan "bir (aynı) suç işleme kararı" olgusunun kişinin iç dünyasını ilgilendiren bir fiili sorun olması sebebiyle her somut olayda tahlil ve münakaşası gerekmektedir.
Saik, ceza hukuku doktrininde "...faile suç işleme kararı verdirten psikolojik süreç..." olarak tanımlanmaktadır.
Pek çok olayda kanunî tanımda yer almayıp, suçun unsur ya da ağırlatıcı sebebi olarak gösterilmemiş olsa da, failin eylemle olan ilgi bağının kurularak cezaî kovuşturmanın sıhhatli bir şekilde neticelendirilebilmesi için fiilin hangi saik altında işlendiğinin göz önüne alınması gerekmektedir.
Sanık A.A., gıyabında hakaret ettiği üstleri ile herhangi bir tartışmaya girişmemiş, yakın arkadaşı durumundaki R.P.nin nezaret altına alınmasına üzülerek, bu psikolojik memnuniyetsizliğin sebebiyet verdiği ruh hâli ile atılı hakaret eylemlerini gerçekleştirmiştir.
Türk Ceza Kanunu eyleme göre sorumluluk esasını benimsemiştir. Bu sistemde, hareketin yol açtığı her maddî sonuç eylemi; hukuka aykırı ve kusurlu her eylem ise suçu oluşturacağından eylem çokluğu, maddî sonuç çokluğuna: suçların çokluğu ise, suçu öngören normun ihlâl sayısına göre belirlenecektir.
Sanığın üç mağdurun kişilik haklarına tecavüz teşkil eden, müstakil suç işleme kastı ile sarf ettiği cümlelerin hukuk âleminde üç ayrı ihlâle sebebiyet verdiği sabit ise de, yaratılan bu ihlâllerin, aynı suçu işleme kararının icrası cümlesinden olmak üzere, tek bir sübjektif bağ ile yekdiğerine ilintili olduğu görülmektedir.
Tüm bu nedenlerden dolayı; sanığın her üç mağdura karşı sarf ettiği cümlelerin teselsülen işlendiğinin kabulü gerektiğinden, müteaddit üste hakaret suçu ile ilgili mahkûmiyet kararlarının belirtilen nedenlerden dolayı bozulmalarına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy