(353 S. K. m. 128)
Yapılan incelemede: 17.4.2000 tarihinde SMK ile 1,5 ay hava değişimine gönderilen sanığın, hava değişimi süresinin bitiminde bir günlük yol süresinin sonunda 5.6.2000 tarihine kadar birliğine katılması gerekirken, başka bir suç nedeniyle yakalandığı 19.7.2001 tarihine kadar atılı suçu işlediği kabul edilerek yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Askeri Mahkemece, 5.6.2002 tarihinde yapılan duruşmada gıyaben tutuklanmasına karar verilen sanık hakkında askeri savcılığa yazılan yazıda sanık hakkındaki gıyabi tutuklama müzekkeresinin vicahiye çevrilmesi, daha sonra "en yakın askeri veya asliye ceza mahkemesine sevk edilerek" iddianame ve duruşma gününün tebliği ile sorgusunun tespit ettirilmesi ve tahliyesinin istenildiği, bu yazı üzerine askeri savcılıkça, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda askeri mahkemenin yazısı gönderilmeksizin ve sanığın sevk edileceği mahkeme belirtilmeksizin vicahiye çevirme, sorgu ve tahliye işlemlerinin yerine getirilmesinin istenildiği, sanığın 30.8.2002 tarihinde mevcutlu olarak Yalova Sulh Ceza Mahkemesince iddianameye karşı sorgu ve savunmasının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkındaki gıyabi tutuklama müzekkeresinin vicahiye çevrilmesi ve daha sonra "en yakın askeri veya asliye ceza mahkemesine sevk edilerek" iddianameye karşı sorgu ve savunmasının tespit ettirilmesine ilişkin askeri mahkeme yazısına rağmen, askeri savcılıkça Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda sanığın sevk edileceği mahkemenin belirtilmemesi, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca da sanığın mevcutlu olarak Yalova Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilmesi, sanığın sorgusunun askeri mahkeme yazısında belirtilen askeri veya asliye ceza mahkemesi yerine anılan mahkemece yapılması; "görülmekte olan bir davada, bir mahkemenin veya hâkimin belirli bir yargılama işini yapması hususunda başka bir mahkemeye veya hâkime yetki devri" şeklinde tanımlanan istinabe müessesesi ile bağdaşmayıp, usule aykırılık oluşturmaktadır.
Ayrıca, CMUK'un 219/1 ve 353 sayılı Kanunun 128/1 inci maddelerinde; duruşmada hükme katılacaklar ile cumhuriyet savcısının (askeri savcının) ve tutanak kâtibinin bulunmasının şart olduğu belirtilmiştir. Bu husus kamu hakları bakımından olduğu kadar yargılanan sanık açısından da bir teminat niteliğindedir. Oysa CMUK'un 219/2 nci maddesinde, sulh ceza mahkemesinde yapılan duruşmalarda cumhuriyet savcısının bulunmayacağı belirtildiğinden, sulh ceza mahkemesinin kuruluş ve görev yönünden askeri mahkeme ile aynı derecede mahkeme niteliğinde olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle sanığın, kuruluş ve görev yönünden askeri mahkeme ile aynı derecede olmayan Yalova Sulh Ceza Mahkemesince tespit edilen sorgu ve savunmasına itibar edilerek hüküm kurulması da usule aykırılık oluşturmaktadır. (As. Yrg.5 inci D.nin 18.2.1998 tarih ve 1998/92-90 ve 1 inci D.nin 12.3.2003 tarih ve 2003/296-289 sayılı kararları da ayın yöndedir.)
Açıklanan nedenlerle sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni karşısında, bu aşamada diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy