(1632 S. K. m. 136)
Sanık ile Çvş.R.G.'niıı 26.8.2001 tarihinde B-1 kule nöbetçisi olarak görevli oldukları, kule yakın emniyet nöbetçisi olan sanığın önceden kendisine tebliğ edilmiş emirlere rağmen kuleye çıktığı, çavuşa ait G-3 piyade tüfeği ile oynadığı, bunun sonucu sağ gözünden yaralandığı, böylece sanığın kendisine verilen emirlere aykırı hareket ederek kendisini yaralamak ve nöbet hizmetinin aksamasına neden olmak suretiyle mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu işlediği kabul edilerek yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de:
ASCK'nın 136/1 inci maddesinde düzenlenen ve cürüm niteliğinde olan mazarratı mucip şekilde nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunun oluşabilmesi için; nöbetçinin kendisini, verilen vazifeyi yapamayacak hâle koyması veya nöbet mahallini terk etmesi veya diğer talimatlara aykırı hareket etmesi, bu şekildeki eylemler sonucu bir zarar doğması, eylemleri ile meydana gelen sonuç arasında doğrudan doğruya bir nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve bu suçun ihmal suretiyle (tekasül) işlenmesi hâlinde dahi sanığın cürüm işlemek kastı ile hareket etmiş olması gerekir.
Gözetleme dinleme postası kule yakın emniyet nöbetçisi talimatında, nöbetçinin kuleye çıkmaması, kulenin yakınındaki mevzide nöbet tutması gerektiği belirtildiği gibi, nöbet genel talimatında, mevzi nöbetçilerinin kuleye çıkmamaları ve mevzilerini terk etmemeleri konusunda sorumlu oldukları hususuna yer verilmiştir.
Olayda sanığın, kendisine tebliğ edilmiş nöbet talimatları gereğince kule yakınındaki mevzide nöbet tutması gerekirken, nöbet yerini terk edip kuleye çıkmakla nöbet talimatına aykırı hareket ettiği görülmektedir.
Sanığın nöbet mahallini terk etmesi eyleminden sonra kulede meydana gelen ve kendisinin yaralanmasına neden olan olay ise, sanık tarafından kasten ya da tekasül sonucu meydana getirilmiş değildir. Zarar, yani sanığın gözünden yaralanması, nöbet yerini terk etmesi şeklindeki eylemin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmamış olup, sanığın nöbet yerini terk etmesinden sonra gerçekleşen müstakil bir eylem niteliğindedir.
Sanığın nöbet yerini terk etmesinden sonra meydana gelen yaralanma olayı, ister sanığın kendiliğinden diğer sanığın silâhını kurcalaması, ister ileri sürdüğü gibi kule nöbetçisi olan çavuşun isteği doğrultusunda silâhla herhangi bir arıza bulunup bulunmadığını kontrol etmesi sırasında meydana gelmiş olsun, ortada belirli bir suç işlenmesine yönelik kasıtlı davranışlar bulunmamakta, olayın sanığın kendi kusurlu davranışları, yani tedbirsizlik, dikkatsizlik oluşturan eylemleri sonucu bizzat kendisinin yaralanmasına sebebiyet vermesi şeklinde geliştiği görülmektedir. Kusurlu davranışları sonucu sadece kendisinin yaralanmasına sebebiyet vermesi eylemi ise herhangi bir suça vücut vermemektedir.
Sanığın tedbirsizlik, dikkatsizlik oluşturan eylemleri sonucu bizzat kendisinin yaralanması olayı ile nöbet yerini terk etmesi eylemi arasında nedensellik bağının bulunmaması, ortada cürüm işlemek kastıyla meydana getirilmiş bir mazarrat olmaması karşısında eylemin, ASCK'nın 136/1-B-C maddesinde düzenlenen mazarratı mucip olacak şekilde nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu değil, 477 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu, bu suçtan yargılama yapmak görevinin disiplin mahkemelerine ait olduğu, Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu sonucuna varıldığından, hükmün suç vasfına bağlı olarak görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy