(647 S. K. m. 5) (6183 S. K. m. 51)
Askeri Mahkemece; sanığın, 1.8.2002-9.1.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 63/1-A (3 aydan sonra gelenler cümlesi), TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 5 inci maddeleri gereğince, 1.155.700.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, verilen cezanın taksitlendirilerek tahsiline, karar verilmiş olup, hüküm, sanık tarafından, sübuta yönelik nedenlerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, 4786 sayılı Kanunun 15.1.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden, söz konusu Kanunun 1/2 nci maddesinin suç temadisinin bitim tarihi itibariyle uygulanmaması gerektiği hâlde, hükümde bu Kanuna göre uygulama yapılmasının kanuna aykırılık oluşturduğu, ancak söz konusu kanuna aykırılığın infaza ilişkin olduğundan kanuna aykırı olan hüküm kısmının uygulanmasını gerektiren bir hâlin ortaya çıkması durumunu, her an mahkemeden bir karar istenebileceği belirtilerek, bu hususa işaretle hükmün onanmasının gerektiğine ilişkin görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 2000/09 uncu grup Yedek Subay Aday Adayı olarak askerliğine karar alındığı, 4414 sayılı Kanun gereğince Ağır 2002 celbinde sevke tâbi olduğu, sevkini yaptırmak üzere en geç 31.7.2002 tarihinde askerlik şubesine müracaat etmesi gerektiğine ilişkin Haziran-Temmuz 2002 aylarında, muhtelif tarihlerde yayımlanan tebliğ mahiyetindeki. TRT duyurularına rağmen sanığın, istenilen tarihte müracaat etmediği, müteakip Aralık 2002 celbine de icabet etmediği, 9.1.2003 tarihinde Gebze Askerlik Şubesine başvurarak ifade verdiği anlaşılmış olup, kabul edilebilir nitelikte bir mazeretinin bulunmadığı belirlenen sanığın böylece 1.8.2002-9.1.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda kabul edilmek suretiyle, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, 4786 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunda ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15.1.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve suç temadisinin bitim tarihi itibariyle söz konusu Kanunun 1/2 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğinden, yerel mahkemece sanık hakkındaki hükmedilen ve 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince taksitlendirilerek tahsiline karar verilen para cezasının ödenmeyen miktarının tamamının muaccel olduğu tarihten başlayarak ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 51 inci maddesinde belirtiler gecikme zammının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmesinin kanuna aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
353 sayılı Kanunun 253/1 ve CMUK'nun 402/1 inci maddelerinde, bir hükmün özünün tayininde veya tayin edilen cezanın hesabında kararsızlık olursa veya cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesinin gerekmeyeceği iddia olunursa bu konuda cezayı veren askerî mahkemeden bir karar isteneceğine dair düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenlemelere dayanılarak, bir hükmün kanuna aykırı olarak kurulan kısmının hüküm yerinden çıkarılmasını istemek mümkün olmadığı gibi mahkemenin de isteğe uygun olarak önceki kesinleşmiş kararını değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yetkisi yoktur.
Bu nedenle söz konusu kanuna aykırılığın infaza ilişkin olduğundan bahisle kanuna aykırı olan hüküm kısmının uygulanmasını gerektiren bir hâlin ortaya çıkması durumunda her an mahkemeden bir karar istenebileceğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe itibar edilmeyerek, uygulama yönünden kanuna aykırı kurulan mahkûmiyet hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy