(1632 S. K. Ek m. 6) (765 S. K. m. 273, 482)
Askeri savcılıkça, sanığın, görevli memura sıfat ve hizmetlerinden dolayı sövme suçunu işlediği iddia edilerek, ASCK'nın Ek-madde 6/1, TCK'nun 482/1 ve 273'üncü maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış, askeri mahkemece, atılı suçun şikâyete bağlı olduğu, mağdurun süresinde ve usulüne uygun bir şikâyeti bulunmadığı gerekçesiyle 353 sayılı Kanunun 162'nci maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Askeri savcı, yargılama görevinin askeri mahkemelere ait olduğunu, atılı suçun askeri suç niteliğinde bulunduğunu, şikâyete bağlı olmadığını, esasen mağdur tarafından yapılan işlemin şikâyet olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Sanık hakkında görevli memura hakaret suçundan verilen ve taraflarca temyiz edilmeyen mahkûmiyet hükmü inceleme dışında tutulmuştur.
Yapılan incelemede: sanığın 4.7.2003 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle başvurduğu GATA Acil Servisinde yapılan muayenesinden sonra konsültasyon için gönderildiği göz hastalıkları kliniğinde nöbetçi doktor olarak görevli Tbp.Kd.Ütğm. S.A. tarafından da muayene edildiği, muayeneden sonra sanığın kendisini muayene eden doktoru kastederek, "....bunların hepsi şerefsiz, aptal, salak, o çocuğu..." şeklinde sözler sarf ettiği, daha sonra tekrar gittiği acil serviste, diğer doktorların huzurunda, Tbp.Kd.Ütğm. S.A. hakkında, "... geri zekâlı, ne biçim doktor..." şeklinde sözlerini sürdürdüğü, böylece atılı suçu işlediği iddia edilerek, eylemine uyan ASCK'nın Ek-madde 6/1 ve TCK'nın 482/1 ve 273'üncü maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, askeri mahkemece; atılı suçun şikâyete tâbi olduğu, mağdurun süresinde ve usulüne uygun şikâyetinin bulunmadığı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de;
Asker olmayan kişilerin hangi suçları nedeniyle askeri mahkemelerde yargılanacakları 353 sayılı Kanunun 11 'inci maddesinde sayılarak gösterilmiştir. Anılan maddenin B fıkrasında, " ....askeri kurumlarda.... askerlere fiilen taarruzda bulunan, söven veya hakaret eden veya askerlik görevine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya zorlamak için şiddet ve tehdide başvuranların Türk Ceza Kanununun bu fiillere ilişkin 188, 190, 191, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 266, 267, 268, 269, 271, 272 ve 273'üncü maddelerinde gösterilen suçlar," şeklindedir.
ASCK'nın Ek-6'ncı maddesi de, 353 sayılı Kanunun 11/B maddesinde belirtilen suçları aynen sıralayarak, anılan suçları işleyenlerin aynı kanun maddeleri gereğince cezalandırılacaklarını belirtmiş, böylece bu suçlara atıf suretiyle askeri suç niteliğini kazandırmıştır.
ASCK'nın Ek-6'ncı maddesinde sayılan maddeler arasında yer alan TCK'nın 273'üncü maddesi, kanunun özel olarak düzenlediği suçlar dışında, bir memur aleyhine sıfat ve hizmetinden dolayı bir suç işlenmesi hâlinde cezanın artırılarak verileceğini içermektedir.
TCK'nın 482'nci maddesi. 353 sayılı Kanunun 11/B ve ASCK'nın Ek-6'ncı maddelerinde açıkça yazılı değilse de; madde metinlerinde, sayılan yerlerde, askerlere sövenlerden söz edildiğinden, memurlar aleyhine imlenen ve Türk Ceza Kanununda özel olarak düzenlenen (Ör. TCK'nın 254, 258, 260, 266,268, 269, 271'inci maddeleri) suçlar dışında kalan suçların memur aleyhine işlenmesi hâlinde "sıfat ve hizmet" suçun nedeni olması hâlinde TCK'nın 273'üncü maddesinin uygulanacağı ortadadır. Aksi takdirde 353 sayılı Kanunun 11/B ve
ASCK'nın Ek-6'ncı maddelerinde, TCK nın 273' üncü maddesinin sayılmış olmasının herhangi bir anlamı kalmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın, atılı suç nedeniyle askeri mahkemede yargılanması gerekmekte olup, ASCK'nın 48/A maddesi gereğince askeri suçların takibi şikâyete bağlı bulunmamaktadır. Kaldı ki, olay günü, GATA Nöbetçi Amirliğine hitaben düzenlenen ve mağdurun imzasının bulunduğu tutanaktan, olaylar anlatıldıktan sonra gereğinin yapılması istendiğinden, olay nedeniyle mağdurun şikâyetçi olmadığının kabul edilmesi de yerinde görülmemiştir.
Askeri mahkemece, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, mağdur tarafından süresinde ve usulüne uygun bir şikâyet yapılmadığı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy