(1632 S. K. Ek m. l )
Askeri mahkemece; sanığın, ticaret yapmak suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın Ek-l/2-A (tekerrürü hâlinde cümlesi), TCK'nın 59/2. 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri uyarınca sonuç olarak 1.155.700.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezasının ertelenmesine, ASCK'nın Ek-l'inci madde ikinci fıkrası uyarınca Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verilmiş; bu hüküm, sanık tarafından; hissedarı olduğu limitet şirketin kurulduğu günden bu yana ticari faaliyet göstermediği, şirket ortağı olarak hiçbir yerde isminin geçmediği, 2004 yılı Ocak ayı itibarıyla şirket ile ilgisi kalmadığı, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde çalışmaya devam etmek istediği ve atılı suçun oluşmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede: Şanlı Urfadaki birliğinde subay olarak görev yapmakta olan sanığın; 29.8.2002 tarihinde, Gaziantep'te faaliyet gösteren 50 milyar lira sermayeli Çiftşah Tekstil Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi hissedarlarından O.Ç.'ye ait hissenin 3.750.000.000 TLlik kısmını noter tarafından yapılan sözleşmeyle devralarak şirket hissedarı olduğu ve anılan şirkette pazar araştırma müdürü olarak görev yapmaya başladığı, bu eylemi nedeniyle hakkında açılan ceza davası sonunda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 10.7.2003 tarih ve 2003/230-343 sayılı kararıyla ticaret yapmak suçundan ASCK'nın Ek-1-A (birinci fıkra), TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddeleri uyarınca sonuç olarak 363.450.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verildiği, bu hükmün 30.9.2004 tarihinde kesinleştiği; sanığın bu tarihten sonra da anılan şirketteki görevini ve hissedarlığını sürdürdüğü, sorgusunda da bu hususu bizzat teyit ederek, bütün birikimini bu işe yatırdığı için ticari faaliyete zorunlu olarak devam ettiğini ve uzun bir süre daha devam edeceği kanaatinde olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır.
Sanık savunmasında ve temyiz dilekçesinde şirketle ilişiğini kestiğini ve şirketin hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını ileri sürmüş ise de; suç tarihleri itibarıyla, sanığın ticaret şirketinin hissedarı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. As.Yrg.Drl.Krl.nun 17.2.2000 tarih. 2000/54-45 ve 28.9.2000 tarih, 2000/143-138 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sermaye şirketi olarak kabul edilen limitet şirketin hissedarı olunmakla ticaret yapmak suçunun oluşması ve şirketle ilişiğin kesildiği tarihe kadar suçun temadi etmesi sebebiyle, şirketin fiilen ticari faaliyette bulunup bulunmamasının suçun oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sanığın ticaret yapmak suçunu işlediği açıktır.
Ancak; ASCK'nın Ek-1'inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ticaret yapmak suçunun "tekerrürü hâlinde" cümlesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, ASCK'nın "Tekerrür" başlığı altında düzenlenmiş olan 42'nci maddesindeki şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu madde hükümlerine ve yerleşik içtihatlara göre; bir cürüm işleyenin mükerrir sayılması için suçlunun kanunun tekerrüre esas olarak gösterdiği hükümden mahkûm edilmesi, hükmedilen cezanın tamamen veya kısmen infaz edilmesi veya cezanın özel af yoluyla düşmüş olması, cezanın infazından veya affından itibaren beş yıl içinde aynı cürümün tekrar işlenmesi gereği bulunmaktadır.
Sanık hakkında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 10.7.2003 tarih ve 2003/230-343 sayılı kararıyla ticaret yapmak suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; sonuç olarak verilmiş olan ağır para cezasının ertelenmiş olması sebebiyle cezanın infazı yapılmamış; dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanması için ön görülen şartlardan biri gerçekleşmemiştir.
Bu sebeple; sanığın işlediği sabit olan ticaret yapmak suçundan, ASCK'nın Ek-1'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, ikinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi yasaya aykırı olduğundan, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy