(1632 S. K. m. 90, 136) (765 S. K. m. 59)
Askeri mahkemece; sanığın, mukavemet suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 90/1 (az vahim hâl cümlesi) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm, sanık tarafından, neden gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Sanık hakkında askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan verilen ve taraflarca temyiz edilmeyip kesinleştirilen beraat hükmü inceleme dışında tutulmuştur.
Yapılan incelemede: 8.4.2003 tarihinde 06.00-08.00 saatleri arasında garaj nöbetçisi olan sanığın, nöbet bitiminde diğer nöbetçilerle birlikte nöbetçi onbaşı tarafından doldur-boşalt istasyonuna götürüldüğü sırada, nöbetçi onbaşının elinde bulunan dolu şarjörlerden birini onun istemi dışında alıp tüfeğine taktığı, kendisine müdahale etmek isteyen nöbetçi onbaşı ve diğer nöbetçilere, üzerine gelmemelerini, sorunları olduğunu, onları sevdiğini, vurmak istemediğini söyleyip, tüfeği çenesinin altına dayayarak bölük garajına doğru uzaklaştığı, tüfekle havaya ateş ettiği, daha sonra olaya müdahale eden bölük yetkililerinin de ikazlarına uymadığı, tüfeği çenesinin altına dayayıp kendisini vuracağını söylediği, tüfekle havaya ateş etmeye devam ettiği, toplam 8 adet mermi ateşlediği, daha sonra tüfeğini bırakmaya ikna edildiği aşamalarda toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Olaydan sonra Mareşal Çakmak Askeri Hastanesine kaldırılan ve yatırılarak tedavi altına alınan sanık hakkında, anılan hastanenin 5.5.2003 tarih ve 975 sayılı sağlık kurulu raporuyla, "depresif bozukluk" tanısı konularak, SMK ile bir ay hava değişimi verilmiştir. Ancak, anılan rapor dava dosyasında olmadığı gibi, SMK gereğinin yerine getirilip getirilmediği, hava değişimi süresi sonunda nasıl bir rapor düzenlendiği de belli değildir.
Sanık hakkında düzenlenen vaka kanaat raporunda ise, esrar kullandığını beyan ettiği açıklanmıştır.
Sanık ise, tüm aşamalarda, olay anını hatırlayamadığını ifade etmekte olup, sorgusunda ayrıca daha önceden de psikiyatrik tedavi gördüğünü söylemiştir. Ancak, sanığın daha önce tedavi görüp görmediği araştırılmamıştır.
Askeri mahkemece, sanığın adli gözlem altına alınmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişiye muayene ettirildiği görülmekte ise de; muayene, eksik bilgi ve belgelere dayalı olarak yaptırıldığı gibi psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle uzunca süre yatarak tedavi edilen, uyuşturucu madde kullandığını ve olay anını hatırlamadığını beyan eden sanığın, bilirkişi tarafından, duruşmada kısa süre içinde yapılan rutin bir muayene sonunda düzenlediği, genel nitelikteki, herhangi bir irdelemeyi içermeyen ve sanığın gözlem altına alınmasına gerek olmadığına ilişkin raporu ile yetinilmesi yerinde bulunmamıştır.
Ayrıca; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 635'inci maddesi gereğince doldur-boşalt işlemi yapılmadan nöbet hizmetinin sona erdiğini söylemek mümkün değildir. Sanık, eylemini nöbetçi onbaşı tarafından doldur-boşalt istasyonuna götürüldüğü sırada gerçekleştirmiştir. Askeri mahkemece sanığın yukarıda açıklanan eylemi, mukavemet suçu olarak nitelendirilmiş ise de; başlangıçtan itibaren sanığın kast ve amacının, amir, üst veya diğer askerlere karşı zor kullanmaya veya onları tehdide yönelik olmadığı, kişisel sorunları da olan sanığın kendisi ile ilgilenilmediği düşüncesiyle yetkililerin dikkatini çekmek amacıyla eylemini gerçekleştirdiği, sanığın intihar amacı taşımayan eylemini, henüz sona ermeyen nöbet hizmeti sırasında gerçekleştirmesi karşısında, eylemin, mukavemet suçunu değil, ASCK'nın 136'ncı maddesinde düzenlenen mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; sanık hakkında verilen hava değişimi raporu ile bu rapor süresi sonunda düzenlenmiş rapor ve daha önceden gördüğü muayene ve tedavilere ilişkin rapor ve belgeler getirtilip, sanık adli gözlem altına aldırılarak, suç tarihlerinde ve hâlen cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişli olup olmadığının belirlenmesinden sonra eylemin, ASCK'nın 136'ncı maddesindeki suçu oluşturacağı hususu da dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığından, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma ve suç vasfı yönlerinden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy