(1632 S. K. m. 131)
Askeri mahkemece, sanığın Kasım 2001 ve Ağustos 2001 tarihlerinde atılı suçu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 131/1'inci maddesinin az vahim hâli, TCK'nın 59/2, 647 s.K.'nın 4 ve 5'inci maddeleri uyarınca 1.090.355.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aylık 24 eşit taksitle tahsiline karar verilmiş, hüküm, sanık tarafından, kendisinin mutemet olmadığı, işlerin yoğunluğu nedeniyle mutemetlik görevi verildiği, olayda zimmet ve ihtilas suçlarının unsurlarının bulunmadığı, ortada bir suç varsa eylemin görevi kötüye kullanma olarak kabul edilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; Askerlik Şubesi Başkanlığında seferberlik işlem ve tahakkuk memuru olarak görevli olan sanığın, asker alımı ve genel sevk işlemlerinin yoğun olduğu dönemlerde, mutemet olan Svl.Me. H.B.U.'nun sevk işlemiyle görevlendirilmesi nedeniyle, askerlik şubesi başkanının emirleri doğrultusunda mutemetlik görevini de yerine getirdiği, bu kapsamda askere sevk edilecek yükümlülerin yol ve iaşe bedellerine ilişkin olarak, ilgili bütçe kaleminden avans alınma ve sevk bitiminde yol ve iaşe bedelleri ödenen yükümlülerin bordrolarının tanzimi ile avansın kapatılması görevlerini yürüttüğü, 27.11.2002 tarihinde yapılan denetleme sonucunda Osmancık Şubesi yükümlüsü olup da yabancı şubelerden sevk edilmiş ya da hiç sevk edilmemiş bir kısım yükümlülerden Kasım 2001 celp döneminde (8), Ağustos 2002 celp döneminde ise (11) yükümlü adına yol ve iaşe bedelleri tahakkuk ettirilip, bordrolarda bu yükümlülerin ilgili hanelerine parmak izi basılmak ve imza edilmek suretiyle yol ve iaşe bedelleri ödenmiş şekilde, Kasım 2001 dönemi için 70.700.000 TL Ağustos 2002 dönemi için 105.200.000 TL olmak üzere toplam 175.900.000 TL paranın sanık tarafından mal edinildiği, sanığın eylemi kabullendiği ve önceki dönemlerdeki açığını kapatmak amacıyla böyle davrandığını belirttiği, soruşturmanın başlamasından sonra mal edinilen paranın faizi ile birlikle Mal Müdürlüğüne iade edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Tebliğnamede, sevk edilecek yükümlülere ait yol ve iaşe bedellerinin sanığa tevdi edilmesi, teslim edilmesi, paraların onun muhafaza ve sorumluluğuna bırakılması unsurlarının bulunmadığı, ancak sanığın haksız mal edinmek kastıyla sevke tâbi yükümlülerin bordrolarında bir kısım yükümlülerin isimleri karşısındaki bölümlere imza atmak ve parmak basmak suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin, TCK'nın 339'uncu maddesi kapsamında resmi evrakta sahtekârlık yapmak suçunu oluşturduğu görüşüne yer verilmiştir.
Askerlik şubesinde tahakkuk memurluğu görevini yürüten sanığa, -Kasım 2001 ve Ağustos 2002 tarihlerindeki sevk dönemlerinde mutemet olan Svl.Me.H.B.U.'nun sevk işleriyle görevlendirilmesi nedeniyle, şube başkanının personel görevlendirme çizelgesinde belirtildiği şekilde mutemetlik görevinin de verildiği, ayrıca, dosyadaki belgeden anlaşıldığı üzere, askerlik şubesi başkanınca verilen şifahi emir doğrultusunda sevk işlemleri sırasında fiilen mutemetlik görevini yürüttüğü, bu kapsamda sevk edilen yükümlülerin yol ve iaşe bedellerinin sevk sırasında kendisine tevdi edilen avans paradan, ilgililerin bordrolardaki bölümlerine imzaları ve parmak izleri alınmak suretiyle bizzat sanık tarafından ödendiği, bu arada yabancı şubelerden sevk edilen bir kısım yükümlülerin sevk bordrolardaki bölümlerin de sanık tarafından imzalanmak ve parmak izi basılmak suretiyle doldurulup, yargılamaya konu olan miktardaki paranın doğrudan sanık tarafından mal edinildiği, bilâhare tahakkuk memuru olmasının sağladığı imkân çerçevesinde ilgili belgelerin düzenlenip, alınmış olan avansın kapatıldığı anlaşılmaktadır.
TCK'nın 339'uncu maddesinde düzenlenen evrakta sahtekârlık suçu, "bir memurun memuriyetini icrada tamamen veya kısmen sahte bir varaka veya hakiki bir varakayı tağyir ve tahrif ederek bundan dolayı umumi ve hususi bir mazarrat doğması" hâlini kapsamakladır.
İhtilasen zimmet suçu ise; eldeki mevcut paranın veya kıymetli evrakın zimmete geçirilmesinden sonra bunu gizlemek için hile ve hurdaya başvurulup, olayın ortaya çıkmasını önleyecek şekilde kayıtlarda gerçeğe aykırı hususlara yer verilmesi ile oluşur, evrakta sahtekârlık, suçunda önce gerçeğe aykırı veya farklı evrak düzenlemek ve buna dayanılarak haksız veya hak edinilenden fazla para, mal veya menfaatin elde edinilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın yoğun sevk işlemleri sırasında ek olarak verilen mutemetlik görevini de yürütürken kendisine tevdi edilen paranın bir kısmını mal edindiği, bilâhare bu miktara denk gelecek şekilde sevk bordrolarına sahte imza atmak ve parmak basmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiği dikkate alındığında, suçun, Askeri mahkemece de kabul edildiği üzere ihtilâsen zimmet olarak vasıflandırmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Benzer olay bakımından, Dairemizin 11.3.2003 tarihli ve 2003/1031-1029 sayılı kararında da suç vasfına ilişkin kabul bu yöndedir. Bu çerçevede, sanığın, eyleminin memuriyet görevini kötüye kullanmak olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz nedeni de kabule değer bulunmamıştır.
Ancak, sanığın Kasım 2001 ve Ağustos 2002 celp ve sevk dönemlerinde gerçekleştirdiği eylemlerinin, her iki eylem arasında sekiz ay gibi uzun bir sürenin geçmiş olması, söz konusu dönemlerde yabancı şubelerden sevk edilecek yükümlülerin olup olmayacağının ve sayısının Önceden bilinmesinin mümkün olmaması, her iki sevk döneminde avans olarak çekilen paranın mali prosedür çerçevesinde tahakkuk evrakına bağlanıp bir ay içerisinde kapatılmış olduğu dikkate alındığında, sanığın ihtilâsen zimmet olarak vasıflandırılan eylemlerinin, iki ayrı suç oluşturacak şekilde birbirinden ayrı olarak tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle; askeri mahkemenin, sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararı kapsamında tek bir ihtilâsen zimmet suçunu oluşturduğu yönündeki kabulünün kanuna aykırı olduğu, sanığın eylemlerinin iki ayrı ihtilâsen zimmet suçu olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmış, aleyhe temyize gelinmemiş olunması nedeniyle, sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy