(353 S. K. m. 207)
Sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün Dairemizin 18.5.2004 tarih ve 2004/717-714 sayılı ilâmı ile, maddi vakıanın tespitinde eksiklik ve yanlışlık yönlerinden bozulması üzerine, askeri mahkemece, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; sanığın, 3.4.2002-11.9.2002 tarihleri arasında mükerrer izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 66/2-c ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık müdafii tarafından, müvekkilinin mazeretinin değerlendirilmediği, bu yönde bir araştırma da yapılmadığı, müvekkilinin beraatına karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede:
Sanığın, 8.3.2002 tarihinde 15 gün izne gönderildiği, talebi üzerine izni 6 gün daha uzatıldığı, aynı yıl içinde daha önce yol süresi kullanmadığından, izne gidiş ve dönüşü için 4 günlük yol süresi tanınması gerektiği, bu duruma göre, 2.4.2002 tarihinde saat 24.00e kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 11.9.2002 tarihinde yakalandığı, daha önce izin tecavüzü suçundan mahkûm edilip cezasının infaz edilmiş olması nedeniyle, dava konusu eyleminin mükerrer izin tecavüzü suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Askeri mahkemece, Dairemizin bozma ilâmı üzerine yapılan tensipte, diğer hususlarla birlikte sanık müdafiine duruşma gününün ve bozma ilâmının tebliği için tebliğ mazbatalı zarf çıkarılmasına karar verildiği, 20.9.2004 tarihinde yapılan duruşmada, tensipte alınan karar gereğinin yerine getirilmediği görülerek, aynı konunun yeniden karar altına alındığı, bu kez dosyada fotokopisi bulunan ve sadece duruşma gününü içeren davetiyenin çıkarıldığı, belirtilen davetiyenin sanık müdafiine tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı, sanık müdafiinin 17.11.2004 tarihinde yapılan ve sanık hakkındaki hükmün de kurulduğu duruşmaya gelmediği, yapılan yoklamada bu duruma değinilmediği hüküm fıkrasında da hükmün sanık müdafiinin yokluğunda verildiğine ilişkin bir açıklama yapılmaksızın hüküm kurulduğu görülmektedir.
Askeri mahkemece, sanık müdafiine bozma ilâmı ve duruşma günü tebliğ edilmeksizin, duruşma yapılarak hüküm kurulması adil yargılama ilkelerine aykırı ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, bu durum 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi gereğince mutlak bozma nedeni oluşturduğundan, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni karşısında bu aşamada diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy