(765 S. K. m. 240)
Askeri mahkemece, sanıklar K.E., Ö.S. ve M.K. haklarında, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan daha önce tesis edilen hükmün, Dairemizin 24.2.2004 tarihli ve 2004/1-200 sayılı kararı ile, sanıklar K.E. ve Ö.S. yönünden suç vasfı nedeniyle, sanık M.K. yönünden ise, usul ve noksan soruşturmaya ilişkin nedenlerle bozulması üzerine, askeri mahkemece bozmaya uyularak ve firari sanık S.S. hakkındaki tefrik edilmiş olan dava dosyasının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda:
1. Sanık Ter. Hv.Er S.S.'nin askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/1 (teşdiden) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince sonuç olarak bir yıl sekiz ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2. Sanık Hv.P.Kd.Alb. K.E.'in askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/2, ASCK'nın 81/1 (teşdiden), 51/A, 50 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince sonuç olarak bir yıl sekiz ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, ASCK'nın 30/A maddesi gereğince TSK.'dan çıkarılmasına,
3. Sanık Hv.P.Ütğm. Ü.S.'nin askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/2, ASCK'nın 81/1, 51/A, 50 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince sonuç olarak on ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
4. Sanık Ter.Tbp.Tğm. M.K.'nın askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/2, ASCK'nın 81/1 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince sonuç olarak en ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümler; sanık K.E. müdafii tarafından; "Mahkemece 4.6.2004 tarihli bozma kararına uyulduktan sonra, eski hüküm aynen tekrarlanmıştır. Bu ısrar değildir. Bozmaya uyma da değildir. Daha önceki temyiz nedenlerimizi tekrar ediyoruz" şeklindeki gerekçelerle,
Sanık Hv.P.Ütğm. Ö.S. müdafii tarafından; "Askeri mahkemenin bozma kararına uyulduktan sonra aynı kararı vermesi direnme değil, bozmaya eylemli uyma mahiyetindedir. Yeni deliller toplanmıştır. Değişik İfadelerle aynı kararın verilmesi isabetli değildir. Bozma ilâmında belirtildiği üzere, sanığın eyleminin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğunun kabulü gerekirken, maddi olayın varsayımlarla yanlış değerlendirilmesi isabetli değildir. Az vahim hâlin uygulanması gerekirken, gerekçe gösterilmeden bunun uygulanmamış olması da yasaya aykırıdır." şeklindeki gerekçelerle,
Sanık M.K. müdafii tarafından "Raporların sahteliği ile ilgili herhangi bir iddia yoktur. Bilirkişi raporu sanık M.K.'nın kusuruna işaret etmemektedir. Sanığın amacı asli failin askerlikten kurtulmasına iştirak etmek değildir. Sanığın amacı, olsa olsa konusu suç olan bir emri yerine getirmektir. Suçta manevi unsur yoktur. Hekim raporlarında sahtecilik ancak yüksek sağlık şurası tarafından belirlenir." şeklindeki gerekçelerle,
Sanık S.S. müdafii tarafından; "Müvekkil S.S.'nin raporlu gösterilerek askerlikten uzak kalması sağlanmamıştır. Müvekkilimin istirahat raporları birlik kayıtlarına girmiş ona göre işlem yapılmıştır. Esasen tamamı geçerli olan istirahat raporlarının sahteliğinin ortaya konulamamış olması, yat izin belgelerindeki şekli eksikliğinin diğer yat izin belgelerinde de bulunması, dini ve ulusal bayramlarında diğer erbaş ve erlerinde yat iznine gönderilmiş oldukları dikkate alındığında, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından müvekkilimin beraatına karar verilmesi gerekirdi." şeklindeki gerekçelerle,
Tüm sanıklar yönünden incelemenin duruşmalı yapılması işlemleriyle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede sanıklar hakkındaki hükümlerin, usule ve esasa ilişkin aykırılıklar nedeniyle bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Tüm sanıklar bakımından tayin olunan cezaların niteliği ve talep doğrultusunda duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi ve görüşülmesi sonucunda;
Sanıklardan Hv.P.Kd.Alb. K.K.'nin Yalova Hava Meydan Komutanı, Hv.P.Ütğm. Ö.S.'nin Muhafız-Hizmet Bölük Komutanı, Tbp.Tğm. M.K.'nın ise birlik revirinde görevli oldukları, Kütahya'daki Eğitim Birliğinden tertip edilen Hv.Er S.S.'nin Adapazarılı varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu, S.S.'nin 15 Ağustos 2000 tarihinde birliğe katılmasından 3 gün sonra, babasının talebi üzerine 18 Ağustos 2001 tarihinde 2 gün süreli garnizon yat iznine çıkarıldığı, ancak S.S.'nin, garnizonda adres olarak gösterilen otelde kalmadığı, daha sonraki dönemlerde S.S.'nin muhtelif tarihlerde 8 kez daha yat iznine gönderildiği, söz konusu izin talep belgelerinde kanuni yakınlarının talebini içeren imzalar yer almadığı gibi, sanığın yat izinlerini garnizon dahilindeki oteller olarak gösterilen adreslerde de geçirmediğinin tespit edildiği, bu kapsamda 22.12.2000 ve 2.3.2001 tarihlerinde sadece evci konumunda olanların yararlanabildiği, toplam 19 günlük bayram tatillerini kapsayan yat izin belgelerinin de mevzuatına aykırı şekilde verildiği, bu arada S.S.'nin 2-3 günlük kısa sürelerle muhtelif tarihlerde kanuni izinlere gönderildiği, bu izinlerin sonlarında çeşitli sivil sağlık kurumlarından, değişik rahatsızlıklar gösterilmek suretiyle, 15-20 günlük istirahat raporları aldığı, mevzuatına aykırı şekilde 2 Mart 2001 tarihinde gönderildiği 9 günlük bayram yat izni sonrasında, 11.3.2001 tarihinde birliğine gelen S.S.'nin, 13 Mart 2001 tarihinde sevk edildiği Yalova Devlet Hastanesinden 15 gün istirahat verilmesi üzerine sıhhi izine gönderildiği, istirahatın bitiminde Hendek Devlet Hastanesinden 20 gün süreli istirahat aldığı, bu istirahatın de sıhhi izne dönüştürdüğü, bu istirahatların askerlik şubesine bildirildiği, ancak 16.4.2001 tarihinde birliğe gelen S.S. 'ye, bu defa aynı gün birlik tabipliğince 10 gün istirahat verildiğinin vizite defterinden anlaşıldığı, raporun mevcut olmadığı, bu rapor dönemine ilişkin olarak S.S.'nin 17.4.2001'deki yoklamada izin tecavüzü, 18.4.2001'de istirahatlı, 20.4.2001'de harici görevli, 25.4.2001'de istirahatlı, 27.4.2001'de izin tecavüzünde gösterildiği, 27.4.2001 tarihinde usule aykırı şekilde yat izni verilen S.S.'nin, 30.4.2001'de bölük komutanı Ütğm. Ö.S. ve birlik komutanı Alb. K.K. ile daha önceden kurmuş olduğu samimi ilişkilere dayalı görüşmeleri sonucunda, Alb. K.E.'in revir tabibi M.K.'yı arayarak, S.S.'ye istirahat verilmesini söylemesi üzerine, "Aktif Pepticulus" tanısıyla 15 gün istirahat verildiği, S.S.'nin bu istirahata binaen birlikten ayrıldığı, istirahat süresi sonunda birliğe dönmeyen ve 15.5.2001-22.5.2001 tarihleri arasındaki yoklama kayıtlarına göre izin tecavüzü konumunda olan S.S.'ye yasal işlem yapıldığına dair kayıt bulunmadığı, 24.5.2001 tarihindeki yoklamada istirahatlı olmamasına rağmen raporlu gösterildiği, 25.5.2001-6.6.2001 tarihlerinde de yoklama kayıtlarına göre izin tecavüzünde gösterilmesine rağmen hakkında işlem yapılmadığı, 6.6.2001 tarihinde birliğine gelen S.S.'ye, gene Alb. K.E.'nin telefon etmesi sonrasında revir tabibi Tbp.Tğm. M.K. tarafından "Bronşit" tanısıyla 20 gün istirahat içeren rapor düzenlendiği, bu istirahata binaen izine gönderildiği, istirahat süresi sonunda 26.6.2001 tarihinde gene Alb. K.E.'nin söylemesi üzerine, "İnguinal Herni" tanısıyla Tbp.Tğm. M.K. tarafından 20 gün istirahat daha verildiği, bu istirahatın bitiminde ise, 16.7.2001 tarihinde yine Tğm. M.K. tarafından "Anksiyete" tanısıyla 15 gün istirahat verildiği, 1.8.2001 tarihinde de bu kez, Tbp.Ütğm. O.O. tarafından "Akut Bronşit" tanısıyla istirahat verildiği, sanık S.S.'nin birlikte bulunduğu zaman zarfında sabah içtimalarına katılmadığı, kendisine nöbet yazılmadığı, Alb. K.B. ve Ütğm. Ö.S. tarafından diğer personele uygulanandan farklı şekilde samimi davranışlar gösterilerek ayrıcalıklı askerlik yaptırıldığı, izin tecavüzünde olduğu süreler için yasal işlem yapılmadığı, keza almış olduğu istirahat raporlarının bir kısmı muhafaza edilmediği gibi, buna ilişkin kayıtların askerlik şubesine de bildirilmediği dosya içeriğindeki kanıtlardan anlaşılmıştır.
Bu itibarla, askeri mahkemenin gerekçeli kararında ayrıntılı şekilde yer alan eylemlerin sübutuna ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sanıklardan Alb. K.E. ve Ütğm. Ö.S. haklarında, daha önceki hükümde sanık Er S.S.'nin askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmekten verilen mahkûmiyet kararları suç vasfı yönünden, Atğm. M.K. yönünden ise gerekçedeki yetersizlik nedeniyle usul ve noksan soruşturma ile oluşabilecek suç vasfının tartışılmamış olması nedeniyle Dairemizce bozulmuş, bozmayı müteakip yapılan yargılamada, dosyası tefrik edilmiş olan sanık S.S.'nin ele geçirilmiş olması sebebiyle dava dosyalarının birleştirildiği ve mahkemece, Dairemizin bozma ilâmına uyulmasına karar verildikten sonra, işaret edilen noksan soruşturmaya ilişkin hususlar yerine getirilmeden, sanık S.S. hakkında askerlikten kurtulmak için hile yapmak, diğer sanıklar hakkında ise bu suça iştirak etmek suçundan ilâve gerekçelere de yer verilip, neticede önceki hükümde sebat edilerek kararda yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri tesis edildiği görülmüştür.
Sanıkların müsnet suçlarına ilişkin olarak, hazırlık soruşturması safhasında, sanık S.S.'nin askerlik şubesi ve kıt'a şahsi dosyası ile yoklama ve vizite defterlerini inceleyerek, bilirkişi sıfatıyla rapor tanzim eden Dz.P.Kd. Üçvş. G.M.'nın, son soruşturma aşamasında ASMKYUK'nın 154'üncü maddesinde yer verilen şartlar ortaya konulmadan dinlenilmemesi usule ilişkin eksiklik oluşturmakta ise de; son soruşturma safrasında bilirkişi olarak dinlenilen Dz.Bnb. A.D.M.'nın düzenlediği raporun, bilirkişi raporuyla aynı mahiyette olduğu, tespit edilen hususların her iki raporda da birbirleriyle örtüştüğü ve aynı yönde kanaat belirtildiği dikkate alınarak, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla usule ilişkin bu husus bozma nedeni yapılmamış işaret edinilmesi ile yetinilmiştir.
Askeri mahkemece, sanıkların sübuta erdiği kabul edilen eylemlerinin önceki hükümde de kabul edildiği şekilde. ASCK'nın 81'inci maddesinde tanımlanan askerlikten kurtulmak için hile yapmak ve bu suça iştirak olarak vasıflandırıldığı görülmektedir.
Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunda, asli failin askerlik hizmetinden tamamen veya kısmen kurtulmak için, bu amaca yönelik özel kasıt ile hareket edip bir takım hileli hareket ve işlemler gerçekleştirerek, aldatmaya elverişli bu hileli eylemleri sonucunda, askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmayı sağlayabilecek sonuçlara ulaşabilmeyi amaçlaması gerekmektedir.
Askeri mahkemece, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunun asli failinin sanık S.S. olduğu, diğer sanıkların da bu suça iştirak ettikleri kabul edilerek hüküm tesis edilmiş ise de, sanık S.S.'nin hangi hileli eylemleriyle bu suçu işlediği hususu açıkça ortaya konulamamıştır. Dava dosyasında da, asli fail konumundaki S.S.'nin hile ve desise içeren bir belgeyi tanzim ettiği veya davranışı ortaya koyduğuna dair ASCK'nın 81 'inci maddesinde tanımlanan suçun oluşumunu sağlayacak şekilde kanıtların mevcut olmadığı görülmektedir.
Sanık S.S.'nin aile efradı ve yakınları vasıtasıyla ilişki kurduğu sanıklardan Alb. K.E. ile Ütğm. Ö.S., sanığın tâbi olduğu statüdeki askerlik hizmetini yasal hak ve yükümlülükleri çerçevesinde yaptırmakla doğrudan görevli ve sıralı amirleri konumunda olan kişilerdir. Bunların temel görevi, komutasını üstlendikleri birliğe verilen görevlerin yapılması yanında, muvazzaflık hizmetlerini yerine getirmek amacıyla birliğe tertip edilen personelin eğitimlerini mevzuata uygun şekilde yerine getirilmesinin sağlanmasıdır. Sanık S.S.'nin mevzuata aykırı şekilde yat izinleri vermek, nöbet tutturmamak, içtimalara katılmamasına göz yummak, izin tecavüzü işlemi yapılması gereken durumlarda yasal prosedüre başvurmamak şeklindeki eylemleri yanında, kendisine istirahat verilmesine yönelik olarak, birlik tabibine emir verip tavassutta bulunmak şeklindeki eylemlerinin Dairemizin önceki hükmün bozulmasına dair kararında açıkça belirtildiği üzere, "memuriyet görevini kötüye kullanmak" suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi gerekirken, suç vasfının, bu sanıklar bakımından askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak olarak vasıflandırılması kanuna aykırı bulunmuştur.
Sanık S.S.'ye ayrıcalıklı askerlik yaptırıldığına ilişkin ihbar üzerine, olayı soruşturan hâkim sınıfından disiplin subayının, soruşturmanın başlangıcında tespit ettiği beyanlar doğrultusunda, sanık Tğm. M.K.'nın samimi beyanlarına göre, Tğm. M.K.'nın, rahatsızlık duymasına rağmen, birlik komutanı sanık Alb. K.E.'nin kendisine telefon açarak bir takım ailevi sorunları olduğundan bahsedip, Er S.S.'ye istirahat vermesi şeklindeki baskı ve talepleri doğrultusunda, S.S.'ye 30 Nisan 2001 tarihinden itibaren ard arda ve birbirini takip eden tarihlerde, esas itibarıyla tespiti uzmanlık ve tetkik gerektiren "Aktif pepticulus", ''Bronşit", "İnguinal Herni", "Anksiyete" gibi tanılarla, toplamı 70 gün olan dört ayrı istirahat içeren raporları verdiği, söz konusu raporların verilmesi öncesinde, her defasında Alb. K.E.'nin kendisini telefonla araması ve bir kez de makam odasına çağırıp konuşmak suretiyle talepte bulunması nedeniyle raporları düzenlediği, bu hususun sanık Er S.S. ile sanık Alb. K.E.'nin aşamalardaki tevil içeren beyanlarından da anlaşıldığı görülmektedir.
Sanık Tbp.Tğm. M.K. hakkında daha önce tesis edilen hüküm, bu sanık bakımından öncelikle gerekçedeki yetersizlik nedeniyle usule aykırılık yönünden bozulmuş, ayrıca sanık S.S. için düzenlenen istirahat raporlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması ve suç vasfına yönelik olarak eylemin suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan TCK'nın 240'ncı maddesinde tanımlanan suçu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması bozma nedeni olarak gösterilmiştir. Dairemizin bozma kararında tüm sanıklar bakımından kabul edilen bozma nedenlerinden biri de, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan asli fail konumunda olan S.S.'nin bu suçu işlediğine dair hüküm tesis edilememiş olması nedeniyle, diğer sanıkların bu suça iştirak ettiklerinden söz edilemeyeceği hususudur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy