(1632 S. K. m. 87)
Askeri mahkemece, sanığın, 15.1.2003 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 87/1 2nci cümle" ve TCKnın 59/2'nci maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından, nöbetçi onbaşının kendisini uyandırdığında, nöbetçi amirinin emridir diye tebligat yapmadığı, 647 sayılı Kanunun paraya çevirme ve erteleme maddelerinin tatbik edilmemesinin bozma nedeni olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğname de, sanık hakkındaki hükmün, usul yönünden bozulmasının gerektiği belirtilmekle birlikte, müsnet emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübut yönünden oluşmadığı yolunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askerî mahkemece, 15.10.2003 tarihinde nöbetçi olan J.Er A.K.'nın rahatsızlanması nedeniyle, bu durumun nöbetçi onbaşı S.Ç. tarafından Nöb. Amiri Tğm. K.Gye rapor edildiği, nöbetçi amiri tarafından nöbet listesinde yapılan değişiklik sonrası 7 no.lu kule nöbetçisi olarak görevlendirilen sanık A.K.'ya, Onb. S.Ç.'nin, "7 no.lu gözcü nöbetçisi rahatsızlandı, 7 no.lu gözcü nöbetçisi olarak nöbetçi amiri seni görevlendirdi, nöbete gideceksin" sözleriyle bu emri sanığa tebliğ ettiği sırada sanığın, Onb.ya hitaben, "Ben nöbete gitmem, git başkasını götür." dediği, maddî olay olarak kabul edilerek, bu oluşa göre sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de;
Nöbet çizelgesinde bölük komutanının haberi olmadan değişiklik yapılamayacağı, mazeret nedeniyle nöbetçi değişikliğinin yine bölük komutanının bilgisi dâhilinde olacağı nöbet talimatında açıklanmış olup, bölük komutanının birlikle fiilen görevli olmadığı anlarda ise bu yetkinin nöbetçi amirinde olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Sanık aşamalardaki sorgu ve savunmasında, nöbetçi Onb. S.Ç.'nin, nöbetçi amirinden kendisinin nöbete gitmesi için izin aldığını söylemediğini ve bu nedenle de nöbet değişikliğinden haberinin olmadığını, Nöb.Onb.nın kendiliğinden bu şekilde bir görevlendirme yaptığını düşündüğünü ve bunun için de nöbetçi amirine haber verilmesinin gerekli olduğunu ifade ettiğini ve kesinlikle nöbete gitmeyeceğini söylemediğini ileri sürmektedir.
Nöb.Onb. S.Ç,. olay sırasında sanık A.K.'nın yanına giderek nöbetçi amiri tarafından rahatsızlanan A.K.'nın yerine nöbetçi olarak görevlendirildiğini bu kişiye söylediğini beyan etmiş ise de, yeminli görgü tanığı olarak beyanlarına başvurulanlardan M.Ç., duruşmadaki beyanında Nöb.Onb.nın, nöbet değişikliği hususunun nöbetçi amirinin emri olduğunu söylediğini hatırladığını, ancak bu durumu, Nöb.Onb.nın burnu kanadıktan sonra söylediğini, ilk seferde söylemediğini ifade ettiği, M.A. ve İ.E.'nin beyanlarında ise Nöb.Onb. S.Ç. tarafından, sanık A.K.'ye, A.K.'nın nöbetini tutacağının söylendiğine dair açıklamanın yer aldığı, ancak bu beyanlarda bu görevlendirmenin nöbetçi amirin eniri gereği olduğuna dair bir ifadenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklamalara göre, nöbetçi onbaşı S.Ç.'nin nöbetçi değiştirme yetkisi bulunmadığından, bu kişinin söz konusu nöbet değişikliğinin nöbetçi amirinin bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiğini sanığa olay sırasında söyleyip söylemediği önem arz etmektedir.
Görgü tanıklarından M.Ç.'nin yeminli anlatımları dikkate alındığında, Nöb.Onb. S.Ç. tarafından sanığa A.K.'nın nöbetini tutacağının söylenmesi üzerine, sanığın gece 03.00-06.00 saatleri arasında da nöbetinin olduğunu söyleyerek bu nöbeti bir başkasının tutması için itirazda bulunması üzerine, Onb. S.Ç.'nin, sanığın burnuna yumrukla vurduğu, bu andan önce nöbetçi değişikliğinin nöbetçi amirinin emri gereği olduğu konusunda bir açıklamanın olmadığı, burnu kanadıktan sonra ise, bu değişikliğin nöbetçi amirinin emri olduğunu söylediği belirlenmiş olup, sanığın bu konudaki savunmasını doğrular nitelikteki bu tanığın beyanına aykırı düşecek başka bir tanık beyanının da bulunmaması karşısında, sanığın nöbet değişikliğinden nöbetçi amirinin haberdar olmadığı, bu değişikliğin bu konuda yetkisi bulunmayan nöbetçi onbaşının kendiliğinden gerçekleştirdiği kanısıyla nöbete gitmeyeceğini beyan ettiği, keza görgü tanıklarının beyanları doğrultusunda, nöbetçi amirinin nöbet değişikliği yaptığını öğrenmesinden sonra, nöbete gitmeyeceği konusunda bir beyanının veya fiili davranışının olmadığı, gerçek durumu öğrenmek için "nöbetçi amirine gidelim" şeklinde söz sarf ettiği, nöbetçi amirinin yanına gittikten sonra da kendi iradesi dışında nöbetçi amirinin emriyle darp raporu almak üzere dispansere ve oradan da hastaneye sevk edildiğinden nöbetini tutamadığı, maddî vakıa olarak anlaşıldığından, sanığa müsnet emre itaatsizlikte ısrar suçunun manevî unsur itibarıyla oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy