(5252 S. K. m. 5, 9) (1632 S. K. m. 59)
Askeri mahkemece, sanığın, 18.9.2002 tarihinde askeri eşyayı kaybetmek suçunu islediği kabul edilerek, ASCK' nın 130/1, 2, 50, TCK' nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri uyarınca 727.013.600 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine, meydana gelen 2.400.000.000 TL Hazine zararının sanıktan alınmasına karar verilmiş olup, bu hükmün sanık taralından temyizi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde, 9.7.2003 tarih ve 2003/692-691 Esas ve Karar sayılı ilâmı ile uygulama yününden bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri mahkemece, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanığın, 18.9.2002 tarihinde askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK' nın 130/1, 2, 50, TCK' nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddeleri gereğince, 726.900.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, bu ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi gereğince ertelenmesine, sebebiyet verdiği 2.400.000.000 TL Hazine zararının ASCK' nın 130/son maddesi gereğince sanıktan tahsiline, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince 129.600.000 TL nispi harcın sanıktan alınmasına karar verilmiş olup, bu hüküm, sanık tarafından, tabanca fiyatının değerinden çok fazla olarak belirlendiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığın, olay tarihinde kendisine görev sebebiyle teslim edilen ve oturmakta olduğu kiralık evde bulundurduğu, komutanlığa ait 245 PV 22251 seri nolu Browning marka tabancanın, bu eve 18.9.2002 tarihinde hırsız girmesi sonucu çalındığı ve sanığın, muhafazasına tevdi olunan bu tabancayı korumada gerekli dikkat, itina ve teyakkuzu göstermeyerek askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediği dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığından, askeri mahkemenin, suçun sübuta ve suç vasfına ilişkin olarak bu yöndeki kabul ve uygulamasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Askeri mahkemece, müsnet suçtan dolayı ecza tayin edilirken eylemin silâha taalluk etmesi nedeniyle, ASCK' nın 130/2 ve 50'inci maddeleri gereğince cezada artırım yapılmasına esas alınan "suç konusu eşyanın tabanca olması ateşli silâh olarak kullanılabilme özelliğinin bulunması" şeklindeki hususlar, ASCK' nın 130'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında açıklanan ve suç konusu eşya... silâh ise ceza artırılır." hükmündeki suç konusu eşyanın silâh olduğunu belirleyici açıklamalardan ibaret olmakla beraber, suç konusu tabancanın değerinin göz önüne alınarak, ASCK' nın 130/2 ve 50'inci maddeleri gereği 1/3 oranında takdiren artırım yapılmasında ve buna ilişkin gösterilen gerekçede bir zafiyet ve kanuna aykırılık bulunmadığı görüldüğünden, tebliğnamedeki aksi yönde ileri sürülen görüşlere itibar edilmemiştir.
Ancak, 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun ile para birimi Yeni Türk Lirası (YTL) olarak belirlenmiş ve Türk Lirası değerler Yeni Türk Lirasına dönüştürülürken değişim oranının "Bir Milyon Türk Lirası'nın, Bir Yeni Türk Lirası" olarak esas alınması hususunda düzenleme getirilmiştir.
Diğer taraftan. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 ve 52'nci maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekil Hakkında Kanunun 5'inci maddesi uyarınca ağır para cezalarının adli para cezası na dönüştürülmesi öngörülmüştür.
1.5.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5335 sayılı Kanununun 22'nci maddesiyle 5083 sayılı Kanunun 2'nci maddesine eklenen 3'üncü fıkrada ise, ilgili kanunlar gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK' nın 7/2'nci maddesi de, "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur," hükmünü amildir.
Bu duruma göre, yürürlükten kaldırılan, ancak, suç tarihi itibarıyla lehe olan 765 sayılı TCK ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunların konuya ilişkin hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine, yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınarak, bir gün karşılığı olarak tespit edilen para cezalarının belirlenmesinde her aşamada "Bir Yeni Türk Lirası'nın altında kalan tutarların dikkate alınmaması gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, dava konusu olayda, sanık hakkında ASCK' nın 130/1, 2, 50 ve TCK' nın 59/2'nci maddeleri gereğince verilen 3 ay 10 gün hapis cezası, 647 sayılı Kanunun 4/1'inci maddesi gereğince para cezasına çevrilirken suç tarihi göz önüne alındığında, beher günün altı Yeni Türk Lirası (6 YTL) üzerinden hesaplanarak, Altıyüz Yeni Türk Lirası (600 YTL) adli para cezasına çevrilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir günün 7.269.000 TL üzerinden hesaplanarak, sonuç olarak 726.900.000 TL ağır para cezasına hükmedilmesi kanuna aykırı bulunduğundan, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy