(353 S. K. m. 136)
Askeri mahkemece, 11.3.1993 tarih ve 1993/103-93 esas ve karar sayılı kararla sanık B.G.'nin üste fiilen taarruz sonucu amirini öldürmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 91/4'üncü maddesi gereğince idam (ölüm) cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 59'uncu maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve hakkında TCK'nın 31 ve 33'üncü maddelerinin uygulanmasına, tutuklulukta geçirdiği sürenin 353 sayılı Kanunun 251/1inci maddesi gereğince mahkûmiyetinden mahsubuna, sebebiyet verdiği 30.989 TL Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi gereğince sanıktan tazmin ve tahsiline, müdahillerin özel hukuka ilişkin maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi, ayrıca resen de temyize tâbi olması nedeniyle, Dairemizin 4.10.1993 tarih ve 1993/335-393 sayılı ilâmı ile hüküm onanarak kesinleşmiştir.
Hükmün infazı aşamasında, askeri savcılığın 5078 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, 29.1.2004 tarih ve 25361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bahisle, hükümlü hakkında yeniden duruşma açılarak hüküm verilmesinin talep edilmesi üzerine, askeri mahkemece duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda 15.12.2004 tarih ve 2004/578-577 Esas ve Karar sayılı kararla, hükümlünün ölümü mucip şekilde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 4771 sayılı Kanunla değişik 91/3'üncü maddesi gereğince müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 59'uncu maddesinin hükümlü hakkında uygulanmasına yer olmadığına, TCK'nın 31'inci maddesi gereğince müebbeden kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, TCK'nın 33'üncü maddesi gereğince ceza süresince kanuni mahcuriyet altında bulundurulmasına, 11.8.1991-4.10.1993 tarihleri arasında tutuklulukta ve 4.10.1993 tarihinden itibaren
hükümlülükte geçirdiği ve geçireceği sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1 'inci maddesi gereğince mahkûmiyet müddetinden mahsubuna, sebebiyet verdiği 30.989 TL Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi gereğince hükümlüden tazmin ve tahsiline, müdahillerin özel hukuka ilişkin maddi ve manevi haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş olup, hüküm, hükümlü tarafından sebepleri gösterilmek suretiyle temyiz edilmiştir.
Hükümlünün temyizine atfen ve resen dosya üzerinde yapılan incelemede;
Askeri mahkemece, hükümlünün ölümü mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Hükümlü hakkında, ölüm cezasına ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyet kararından sonra hüküm giydiği 1632 sayılı ASCK'nın 91/4'üncü maddesinde, idam cezası ile ilgili 5078 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve aynı Kanun ile 1632 sayılı ASCK'ya eklenen geçici 2'nci madde göz önüne alınarak, askeri mahkemece duruşma açılmış, yeni yasal düzenlemeye göre hükümlünün beyanları Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesince istinabe yolu ile tespit edilmiş, ancak askeri savcının esas hakkındaki mütalâasını bildirmesini müteakip, hükümlünün mütalâaya karşı savunması alınmadan hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
353 sayılı Kanunun 136/4'üncü maddesine nazaran, "Sanık, davanın görüldüğü askeri mahkemeden uzakta bulunan bir mahalde, herhangi bir suçtan ötürü tutuklu bulunmakta veya cezası infaz edilmekte ise, duruşmadan vareste isteminde bulunmasa dahi, bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığı ile sorgusu ve ağır cezalı işlerde esas hakkındaki iddiadan sonra savunması tespit olunur" hükmünü amir olduğundan, hükümlünün sorgusu kanuna uygun olarak tespit edilmekle birlikte, müsnet suç ağır cezalı işlerden bulunduğundan, hükümlünün esas hakkındaki mütalâadan sonra savunması alınması gerektiği hâlde savunmasının alınmaması "savunma hakkının kısıtlanması" mahiyetinde görülmüş, hükümlünün temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 136/4 ve 207/H maddeleri gereğince mahkûmiyet hükmünün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy