(1632 S. K. m. 87)
Askeri mahkemece; sanığın; 22.9.2004 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinin kabulüyle, eylemine uyan ASCK'nın 87/1 maddesinin birinci cümlesi ve TCK'nın 59/2'nci maddesi gereğince yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm, sanık tarafından, "cezanın ağır olduğu, eksik belge ile hüküm verildiği ve suç tarihinin hatalı olduğu" ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Birlikte cep telefonu ve sim kartı bulundurmanın yasak olduğuna ilişkin emir 15.1.2004 tarihinde sanığa tebliğ edilmesine rağmen. 22.9.2004 tarihinde yapılan aramada koğuştaki yastığının altında, bir adet cep telefonu ile sim kartı ele geçirildiğinden bahisle, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyeti cihetine gidilmiş, ise de;
Dosyada bulunan ve suça konu cep telefonu ve sim kartının ele geçirilişine dair tutanakla, tespitin 22.9.2004 tarihinde saat 10.00'da yapıldığı belirtilmesine karşın, tutanağın düzenleme tarihinin 22.10.2004 tarihi olarak belirtilmesi, sanığın kıt'asın da ifadesinin 22.10.2004 tarihinde alınması, vak'a kanaat raporunda tespitin 22.10.2004 tarihinde yapıldığının açıklanması kapsamında, askeri mahkemece de gerekçeli hükmün "Deliller, Delillerin Tahlil ve Değerlendirilmesi" bölümünde "....ancak gerekçeli kararın yazıldığı aşamada kısa kararda dava konusu cep telefonu ve SİM kartının, sanığın koğuşunda tespit ediliş tarihinin 22.10.2004 tarihi yerine sehven, maddi yazım hatası sonucu 22.9.2004 tarihi şeklinde gösterildiği belirlenmiştir." şeklinde ifadeye yer verilmiş, gerek kısa kararda gerekse gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında da suç tarihi olarak 22.9.2004 gösterilmiştir.
Ceza yargılamasında asıl olan, öncelikle maddi vakıanın açıkça ortaya konulması, bilahare hukuki niteleme yapılmasıdır. Bir eylemin somutlaştırılması bakımından öne çıkan belli başlı unsurlar, zaman, yer, kişi, hareket ve sonuç gibi yoruma bağlı olmayan maddi hususlardır. Suçun İşlendiği tarih, maddi vakıanın somut hâle getirilmesinde dikkate alınacak önemli unsurlardan biri olduğundan, bu unsurda yapılan hata, maddi vakıanın tespitinde yanılgıya düşülmesine sebep olur. Suç tarihi, zamanaşımı ve af gibi hukuki müesseselerin uygulanmasında önem arz ettiğinden, hüküm kurulurken suç tarihinin doğru belirlenmesinde failin ve kamunun hukuki menfaati bulunmaktadır. 353 sayılı Kanunun 162/son maddesi uyarınca, aynı konuda aynı sanık hakkında tekrar dava açılamayacağından, suç tarihinin ve dolayısıyla hükmün konusunun doğru ve ayrıntılı bir şekilde tespitinin zorunlu olduğu açıktır.
Nitekim yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, suç tarihi bizzat öz vakıayı teşkil ettiğinden, öz vakıanın hatalı tespiti nedeniyle sanığın hukuki durumunda olumlu veya olumsuz bir değişiklik oluşmayacak olsa dahi, hükmün bozulmasında zorunluluk bulunduğundan, mahkemece 22.9.2004 tarihindeki emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkûmiyete hükmedilmesi kanuna aykırı görülmüş ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy