(1632 S. K. m. 82)
Askeri mahkemece:
1. Sanık İ.T.'nin 18.5.1994 tarihinde askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/1-2 (teşdiden), TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 "inci maddeleri uyarınca 750.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürelerin ağır para cezasına çevrilerek mahkûmiyet süresinden mahsubuna, yasal imkânsızlık nedeniyle ertelemeye yer olmadığına;
2. Sanık İ.D.'nin 18.5.1994 tarihinde askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 81/1-2 (teşdiden), TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 'inci maddeleri uyarınca 750.000 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürelerin ağır para cezasına çevrilerek mahkûmiyet süresinden mahsubuna, yasal imkânsızlık nedeniyle ertelemeye yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükümler, askeri savcı tarafından, suçun az vahim hâl konumunda olmadığı, sanıklar müdafii tarafından ise, esas hakkındaki mütalâaya karşı sanıkların savunmasının alınmasının usule aykırı olduğu, askeri mahkemenin yargılamada görevli olmadığı, yeni TCK'nm lehe hükümlerinin uygulanması ve cezaların ertelenmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede:
Bölgede çok sayıda kişinin sahte rapor temin ederek askerlikten kurtulduğunun belirlenmesi üzerine, başlatılan araştırma kapsamında 6.2.2002 tarihinde Derik Askerlik Şubesi Başkanlığı yükümlülerinden, askerliğe elverişsizlik raporu alanların tespiti yoluna gidildiği ve dosyalarda yapılan araştırmalar sonucunda, sanık İ.T.'nin dosyasında sanık İ.D.'nin fotoğrafının yapışık olduğunun ve sanık İ.T.'nin kendi yerine sanık İ.D.'yi hastaneye gönderdiği ve Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastanesinin 18.5.1994 tarih ve 2036 sayılı raporuyla "Bilateral yüksek miyopi" teşhisi ile sanık İ.T. adına askerliğe elverişli değildir raporunun düzenlendiği, bu raporun 28.7.1994 tarihinde onaylandığı, soruşturma aşamasında yeniden hastaneye sevk edilen sanık İ.T.'nin, GATA Askeri Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda, 6.6.2002 tarih ve 5617 sayılı raporla askerliğe elverişli olduğuna karar verildiği, sanık İ.D.'nin ise Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastanesinin 17.8.1994 tarih ve 3553 sayılı raporuyla "Bilateral yüksek miyopi" teşhisi ile askerliğe elverişli değildir raporu almış olduğu, eylemin sanık İ.T.'nin sanık İ.D.'nin fotoğrafını alarak sahte nüfus cüzdanı kayıp ve değiştirme belgesi çıkararak, müteakiben de İ.D.'nin bu belge ve sevk evrakı ile kendi yerine sağlık kuruluna çıkmasını istemesi ve sanık İ.D.'nin sanık İ.T.'nin yerine sağlık kuruluna çıkması suretiyle gerçekleştirdiği dosya içeriğindeki kanıtlardan ve sanıkların aşamalardaki ikrarlarından anlaşılmıştır.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında benimsendiği üzere, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu; askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak için hile yapılması ve bu hilenin kast olunan amacı gerçekleştirmeye elverişli olması hâlinde oluşur. Bu suç netice suçu olmadığından, hilenin yapılması ile suç tamamlanır. Ayrıca sanığın lülen askerlikten kurtulmasının suçun oluşumuna etkisi yoktur.
Bu itibarla, askeri mahkemenin, sanık İ.T 'nta askerliğe elverişli olduğu hâlde askerlik hizmetinden kurtulmak kastıyla, kendi yerme İ.D.'nin sağlık muayenesine girmesini hileli hareketlerle sağlayarak, askerliğe elverişli olmadığına dair rapor almak suretiyle askerlikten kurtulmak için hile yapmak, sanık İ.D.'nin de sanık İ.T.'nin askerliğe elverişsizlik raporu alması için, fotoğrafını verip onun yerine sağlık kuruluna girerek sahte raporun alınmasını sağlamak suretiyle, askerlikten kurtulmak için hile yapmaya iştirak etmek suçunu işlediklerinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Askeri mahkemece, gerekçeli kararın delillerin tahlil ve takdiri bölümünde, sanıkların sübut bulduğu kabul edilen suçları nedeniyle ceza tayin edilirken; alınan sahte raporlar nedeniyle, askerlikten uzun yıllar süresince kurtulmuş olunmasındaki kastın yoğunluğu, eylemin ortaya çıkmadığı takdirde ömür boyu askerlikten kurtulunacak olmasındaki suçun işleniş şekli göz önüne alınarak sanıklar hakkında asgari hadden ceza tayin edilmiştir, şeklinde gerekçelere yer verildiği, keza eylemin sadece kendisi yerine başka birisini sağlık kuruluna çıkarmak ve çıkmak olması nedeniyle de olayın az vahim hâl kapsamında olduğu kabul edilmiştir.
Anayasanın 141 ve ASMKYUK'nın 50'inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasını amirdir. Gerekçe ise; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun şekilde açıklanması şeklinde tanımlanmaktadır.
Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar ise, ASMKYUK'nın 173'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre gerekçede, başla eylemin ne olduğu, suçun unsurları itibarıyla gerçekleşip gerçekleşmediği olmak üzere, cezanın artırılması ve indirilmesi gereken hususların mevcut olup olmadığının, hangi kanıtlara neden itibar edilip edilmediğinin, denetime imkân verecek şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Hükmün yeterli gerekçeden yoksun olması veya belirtilen nitelikleri taşımaması, kanunun 207nci maddesinde mutlak bozma nedenleri arasında gösterilmiştir.
Sanıklar hakkında, gerekçeli kararın delillerin takdir ve tahliline ilişkin bölümünde, teşdit nedeni olarak algılanan hususlara yer verildikten sonra, cezanın asgari hadden tayin edildiğinin açık şekilde belirtilmesine karşılık, kararın sonuç bölümünde cezanın takdiren ve teşdiden uygulandığının ifade edilmesi çelişki oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, sanıkların eylemi öncelikle sahte kimlik oluşturmak ve buna dayalı sevk evrakı tanzim ettirmek ve sonuçta biri diğerinin yerine sağlık kuruluna çıkmak suretiyle, askerlik hizmetinden tamamen kurtulmaya yönelik bir dizi hileli eylemlerin gerçekleştirilmesidir. Askerlik hizmeti. Anayasamı/m 72'nci maddesinde Vatan Hizmeti başlığı altında her Türk'ün hakkı ve ödevi olarak belirtilmiş olup, bu görevden hileli hareketlerle tamamen kurtulmaya yönelik eylemlerin az vahim hâl olarak kabul edilmemesi gerekir.
Nitekim Askeri Yargılayın yerleşik içtihatlarında da, benzer olaylar bakımından eylemin az vahim hâl kapsamında kabul edilmediği görülmektedir. Genelde kısa süreli istirahat raporları ve izin belgelerinin temin edilmesi, fazladan izin yol süresi kullanılmasına ilişkin hileli hareketlerin az vahim hâl olarak kabul edildiği, bu meyanda askerlikten tamamen kurtulmaya yönelik, sahte raporlar alınması, statü dışında askerlik yapılmasını sağlayacak hileler ile muvazzaflık hizmetinin yıllar İtibariyle ertelenmesine dair hileler az vahim hâl olarak kabul edilmemektedir (Drl.Krl. 16.11.2000/153-166, 4.D. 17.12.2002/ 1298-1295, 3.D.21.9.2004/805-806, 1.D.20.I0.2004/1073-1070 sayılı kararları).
Bu çerçevede, askeri mahkemece somut olay bakımından az vahim hâlin uygulanmasına İlişkin olarak "eylemin sadece kendisi yerine başka birisini sağlık kuruluna çıkartmak-çıkmak" şeklinde gösterilen ve suçun maddi unsurunu tekrarlayan gerekçenin yetersiz olduğu ve suçun işleniş şekli İtibarıyla az vahim hâlin takdirinde zaaf bulunduğu sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy