(5237 S. K. m. 85) (353 S. K. m. 218)
Askerî mahkemece, sanığın üzerine atılı suçun unsurları bakımından oluşmadığı kabul edilerek beraatına karar verilmiş, hüküm askerî savcı ve müdahiller vekili tarafından, sübuta yönelik nedenler ileri sürülmek suretiyle ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Müdahiller vekili temyiz layihasında, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiş ise de; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması ASMKYUK' nın 218'inci maddesi uyarınca sadece sanık tarafından istenebileceğinden, bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.
Kısa dönem er olarak askerlik hizmetini yapmak üzere, 2.4.2001 tarihinde İstanbul Çekmeköy'deki birliğine katılan müteveffa İ.F.'nin, 3.4.2001 tarihinde sabahleyin yanaşık düzen eğitimi sırasında rahatsızlandığını belirtmesi üzerine, saat 12.30 sıralarında bir er refakatinde revire gönderildiği, sanık tarafından muayene edilen ve EKG'si çekilen müteveffa ere dilaltı ve kas gevşetici ilaçlar verilerek bir saat kadar revirde, asker koğuşunda dinlenmesi ve saat 16.00da kontrol edilmek ve ilaçları verilmek üzere yeniden müracaatının istendiği, saat 13:40 sıralarında ring aracı ile bölüğe gelen müteveffanın koğuşa gidip yattığı, saat 16:00 sıralarında rahatsızlığının artması üzerine, acilen revire getirilen müteveffa erin sanık tarafından yapılan muayenesinde solunum ve tansiyonunun alınamadığı, oksijen verilerek derhal GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, sedyeyle ex duhul olarak intikal ettiği, acil serviste yapılan tıbbi müdahaleye rağmen, yaşam belirtilerine rastlanılmaması nedeniyle ex kabul edildiği, yapılan otopsi sonucunda "kalp damar hastalığına bağlı solunum dolaşım yetmezliği" sonucu vefat ettiğinin saptandığı dosya içeriğindeki kanıtlardan anlaşılmıştır.
Bu oluş şekline nazaran askerî mahkemece, sanığa atılı taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, eylemin kast unsuru itibarıyla görevi ihmal suçunu da oluşturmayacağı kabul edilerek beraatına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığa isnat edilen, meslekte acemilik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçunun manevi unsurunu taksir oluşturmaktadır. Taksir ise, yapılan iradi bir hareketle, neticenin meydana geleceğinin tahmin edilebilir olmasına rağmen, failin tedbirsiz, dikkatsiz, ihmalkar ve meslekte acemilik, nizam ve kurallara riayetsiz davranarak neticeyi ön görememe hali olarak kabul edilmektedir.
Bu çerçevede, failin meslek kuralları gereği yapması gereken faaliyeti yapmaması şeklindeki hareketinden bir suç doğabileceğini öngörmesi gerekirken, bunu tahmin etmemiş olması kusur sayılmaktadır.
Dava konusu olayda Yüksek Sağlık Şurasının 1-5 Eylül 2003 tarihli ve 10738 sayılı, 20-21 Mayıs 2004 tarihli ve 10885 sayılı ve Adlî Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.11.2004 tarihli ve 4316 sayılı raporları çerçevesinde, ileri tetkik ve tedavi için hastayı en yakın hastaneye sevk etmemesi nedeniyle, sanığın 2/8 oranında kusurlu olduğu saptanmıştır.
Bu nedenle, sanığın olayda taksirinin bulunmadığının söylenmesi mümkün değildir. Askerî mahkemenin gerekçeli kararında yer verilen, "Hastanın en yakın hastaneye sevk edilmiş olması halinde dahi, yaşamasının %100 beklenemeyeceğine" dair kabulün, Yüksek Sağlık Şurası ve Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporlarıyla bağdaşmadığı ve bu nedenle de, mahkemenin kabulünün yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Zira, taksirli hareket ile netice arasında illiyet bağının kurulabilmesi için, bu hareket yapılmasa, yani fail taksirli bir şekilde davranmasa da, neticenin gerçekleşeceğinin anlaşılması gerekli olmayıp, neticenin gerçekleşmeyebileceğinin mümkün ve muhtemel olması yeterlidir.
Somut olayda, hastanın hastaneye şevki halinde, yaşanabileceğinden mutlak surette söz edilmesi mümkün olmamakla birlikte, olayın vuku bulduğu İstanbul gibi bir metropolde, günümüzün tıbbi imkanları da dikkate alındığında, yaşatılması ihtimalinin mevcut olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu çerçevede, sanığın kastı bir hareketinin bulunmaması sebebiyle, eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturmayacağı, ancak meslekte acemilik şeklinde gerçekleşen taksirli hareketinin ölümün meydana gelmesine etkili olabileceğinin, dosya içeriğindeki yetkili kurul raporlarıyla belirlenmiş olması karşısında, taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunun sübut bulduğu sonucuna varılmakla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy