(1632 S. K. m. 87) (5237 S. K. m. 21, 53, 62) (AYDK 07.03.2002 T. 2002/17 E. 2002/19 K.) (AYDK 17.04.2003 T. 2003/38 E. 2003/39 K.) (AYDK 20.04.2006 T. 2006/100 E. 2006/96 K.)
Askeri mahkemece; sanığın, 8.12.2002 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCK'nın 87/1'inci maddesinin 1'inci cümlesi ve 5237 sayılı TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, neticeten 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının yasal imkânsızlık nedeniyle seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına, sanığın adli gözlem altında geçirdiği sürenin 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesi gereğince mahkûmiyet müddetinden mahsubuna ve sanığın mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar 5237 sayılı TCK'nın 53/1'inci maddesinde sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmiş olup, hüküm sanık tarafından olay tarihinde içinde bulunduğu ruhsal durumunun verdiği sıkıntı ve baskı nedeniyle nöbetçi amirinden izin istemesine rağmen olumlu cevap alamayınca kışla dışına çıktığı, nöbetçi olduğu hususunda bilgisinin olmadığı, nöbetten kaçma ve emre itaatsizlik gibi bir kastının bulunmadığı, nöbetçi olduğunun söylenmesi üzerine de kışlaya dönerek kendisinin yerine nöbet tutan arkadaşının nöbetini tuttuğu, beraatine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Sanık terhisli P.Er O.Y.'nin, lağvedilen Çankırı 9'uncu Zırhlı Tugay 2'nci Mekanize Piyade Tabur Karargâh Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada, 8.12.2002 tarihinde, 13:00-15:00 saatleri arasında kademe nöbetçisi olarak görevlendirildiği, nöbet saatinden önce silâhsız ve teçhizatsız olarak birlik komutanlığından ayrılarak çarşıya gittiği, bu sebeple nöbet saati geldiğinde nöbetçi onbaşı tarafından bölük bölgesinde aranmasına rağmen bulunamadığı ve nöbet hizmetinin aksatılmaması amacıyla başka bir askerin nöbetçi olarak görevlendirildiği, daha sonra nöbet saatinin bitiminde, saat 15:00 sıralarında kendiliğinden birlik komutanlığına döndüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Suç vak'a raporunda aynı eylemi daha önce de gerçekleştirdiği belirtilen sanığın, 8.12.2002 tarihine ilişkin nöbet çizelgesinden, aynı gün 13.00-1500 saatleri arasında kademe nöbetçisi olduğu, birliklerde nöbetlerin bir gün önceden yazılarak koğuşa veya gazinoya asılmak suretiyle tebliğinin yapıldığı, sanığın da en azından, 7.12.2002 günü gecesi itibariyle nöbetinden haberdar olabilecek durumda bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece, sanığın olay tarihinde nöbeti olduğunu bilmediği yolundaki savunmalarına itibar edilmemesinde isabetsizlik görülmemiş ve sanığın aynı yöndeki temyiz sebepleri kabule değer bulunmamıştır.
ASCK'nın 87'nci maddesinde düzenlenmiş olan emre itaatsizlikte ısrar suçunun teşekkülü için;
1- Hizmete ilişkin bir emrin varlığı,
2- Astın bu emri hiç yapmaması, itaatten fiilen veya söz ile imtina etmesi veya emir tekrar edilmesine rağmen itaat etmemekte direnmesi,
3- Astın itaatsizlik kastıyla hareket etmesi gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 21/1 inci maddesi ise Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. şeklindedir.
Bu açıklamalar ışığında; eylemini, nöbetinden çok kısa bir süre önce birliğini terk edip, nöbetinin hemen bitiminde kendiliğinden birliğine dönmek suretiyle gerçekleştirmesi ve birliğinden ayrı kaldığı sürenin hemen hemen tamamının nöbet saatlerine ilişkin olması nazara alındığında, sanığın; yetkili amir tarafından verilerek usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği anlaşılan ve hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmayan kademe nöbetine ilişkin emrin gereğini yapmamak kastıyla hareket ettiği, eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle tebliğnamedeki; nöbet saatinden önce ailevi sorunları nedeniyle vazifesinin ispatı vücut etmeye zorunlu bulunduğu yer olan birlik komutanlığından yetkili makam veya kişiden izin almaksızın ayrılan ve nöbet saatinin bitiminden sonra kendiliğinden birlik komutanlığına katılan sanığın, ailevi sorunlarını çözmek için askerlik hizmetinden kısa bir süre uzak kalma maksadıyla hareket ettiği, nöbetini tutmama kastıyla hareket etmediği, üzerine atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun yasal unsurları itibarı ile oluşmadığı yolundaki görüşe iştirak edilmemiş ve cezai ehliyeti ile askerliğe elverişlilik durumu da araştırılmak suretiyle, kanıtlara uygun gerekçelerle ve alt sınırdan ceza tayiniyle yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılığı bulunmayan mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Nitekim, benzer olaya ilişkin olarak, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 5.10.1995 gün ve 1995/88-88, 7.3.2002 gün ve 2002/17-19, 17.4.2003 gün ve 2003/38-39, 20.4.2006 gün ve 2006/100-96 sayılı kararları ile Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 27.3.2007 gün ve 2007/737-733 sayılı kararı da aynı yöndedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy