(1632 S. K. m. 50, 51, 79) (5237 S. K. m. 35, 62, 63) (353 S. K. m. 16)
Askeri mahkemece; sanığın, 28.12.2005 tarihinde, kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 79/1, 5237 sayılı TCK'nın 35, ASCK'nın 50, 51/B ve 5237 sayılı TCK'nın 62/1'inci maddeleri uyarınca üç ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 14.8.2006-25.8.2006 tarihleri arasında müşahede altında kaldığı sürelerin TCK'nın 63'üncü maddesi gereğince mahkumiyetinden mahsubuna, sebebiyet verdiği 0.8 YTL hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi uyarınca sanıktan tazminen tahsiline karar verilmiş olup, hüküm sanık tarafından; kendisine bilerek ve isteyerek zarar vermediği, psikolojik durumunun dikkate alınmadığı, suç kastının bulunmadığı belirtilerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 28.12.2005 tarihinde, 04.00-06.00 saatleri arasında, P.Er N.D. ile birlikte Çanakkale yol devriye nöbetçisi olduğu, nöbetçi onbaşı nezaretinde doldur boşalt istasyonunda dolu şarjörü kütüklüğe koyup, boş şarjörü kendisine zimmetli 188301 seri numaralı G-3 piyade tüfeğine takarak nöbetine başladığı, moralinin bozuk olması nedeniyle nöbet arkadaşı ile pek konuşmadığı, nöbet bitim saatine yakın tuvaletinin geldiğinden bahisle tanık N.D.'nin yanından ayrılarak Çanakkale nizamiye nöbet yerine doğru gittiği, buraya 100 metre mesafede kendisine hizmet sebebiyle ve el senediyle teslim edilmiş olan G-3 piyade tüfeğine kütüklüğündeki dolu şarjörü takıp, kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tüfeğini tam dolduruşa getirdiği, silahın emniyetini açarak namlusunu sol ayağının topuk kısmına yöneltip tetiği çektiği, sanığın kendisini yaralaması nedeniyle askerliğe elverişsiz hale gelmediği, harcamış olduğu mermi nedeniyle 0.83 YTL hazine zararı meydana geldiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen olayda, mahkemece, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre sanığın savunmasında ileri sürdüğü hususların yeterli bir şekilde karşılanması suretiyle, atılı suçun genel ve özel kasıt unsuru yönünden oluştuğunun kabulü ile yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek atılı suçun sübutunda, suç vasfının tayininde, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden her hangi bir isabetsizlik bulunmamakla beraber;
1) Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 16.5.2007 gün ve 2007/973-969 ve 3'üncü Dairenin 6.2.2007 gün ve 2007/230-225 sayılı kararlarında da isabetle belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK'nın 61/4'üncü maddesindeki, bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az ceza gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda, temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 61/5'inci maddesindeki yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, ... nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir hükmü gereğince, sanık hakkında, ASCK'nın 79/1'inci maddesine göre temel cezanın tespitinden sonra, önce ASCK'nın 51/B, 50'nci maddeleri gereğince artırım, sonra da teşebbüs sebebiyle cezada indirim yapılması gerekirken, önce teşebbüs sebebiyle cezada indirim yapılmış olması;
2) ASCK'nın 50 ve 51/B maddeleri gereğince ceza artırılması yoluna gidilirken, artırım yapılacak sürenin alt sınırın bir gün olması dikkate alındığında, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak bir ay süre ile artırılmasına ilişkin gerekçenin gösterilmemiş olması;
3) Hazine zararının 0.83 YTL yerine 0.80 YTL olarak belirlenmiş olması kanuna aykırı görüldüğünden, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy