(353 S. K. m. 9, 10, 19) (5237 S. K. m. 125) (1632 S. K. m. 3) (211 S. K. m. 14, 115) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 717) (AYDK 27.12.2001 T. 2001/118 E. 2001/120 K.)
Askeri mahkemece; sanık Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın, 20.9.2006 tarihinde Hakaret suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Svl.Me. İ.O.'nun ASCK'nın 3'üncü maddesi kapsamında asker kişi sayılmayacağı kabul edilerek, Askeri mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının görevli ve yetkili Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm sanık tarafından; askeri personeli taşıyan sivil servis aracının askeri mahal kabul edilmesi gerektiği, dışarıdaki dolmuş ve otobüslerden farklı bir statüsü olduğu, olay günü servis aracının araç komutanı olduğundan, güzergahı kameraya çeken Svl.Me. İ.O.'yu ikaz ettiği, ancak uyarılarına aldırmadığından kendisine müdahale yetkisinin bulunduğu, davanın Askeri mahkemede görülmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Svl.Me. İ.O. hakkında, hakaret suçundan verilmiş olan görevsizlik kararı temyiz edilmediğinden, inceleme dışında bırakılmıştır.
Yapılan incelemede;
Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi K.lığı emrinde görev yapmakta olan sanık Lv.Tkns.Bçvş. N.K. ile Svl.Me. İ.O.'nun, 5.9.2006 tarihinde Harbiye-Kartal istikametinde ihale usulü verilen ve sivil araçla gerçekleştirilen servis hizmeti sırasında, servis güzergahı nedeniyle tartıştıkları, bu tartışmadan sonra, 20.9.2006 tarihinde yine aynı serviste bulunan Svl.Me. İ.O.'nun güzergahı kameraya alması üzerine, her ikisi arasında tekrar tartışma çıktığı, bu tartışma sırasında Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın Svl.Me İ.'ye hitaben Siktir git dediği, bu suretle hakaret suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan TCK'nın 125/1 'inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede; Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda sivil personel olarak çalışan Svl.Me. İ.O.'nun asker kişi sıfatının, ancak emrinde çalıştığı askeri amirlere karşı ast olmasından kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde veya amir olarak görevli ise, maiyetindeki asker veya sivil personele verdiği Askeri hizmetle ilgili emirlerin yerine getirilmemesi halinde söz konusu olabileceği, dava konusu olayda böyle bir durum söz konusu olmadığından, Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın eyleminin asker kişiye karşı işlendiğinden söz edilemeyeceği keza, olay tarihinden yaklaşık 15 gün önce, servis güzergahı yüzünden birbirleriyle tartıştıkları açık olup, birlik komutanlığı tarafından alman ifadesinde, servis güzergahının süresi konusunda bir takım yanlış tespitler yapıldığını beyan eden, olay günü servis güzergahını ve süresini tespit ederek durumu Ulş.Ks.A.Ulş.Bçvş. A.O.'ya bildirmek için cep telefonu kamerasıyla çekim yapan Svl.Me. İ.O.'ya, araç komutanı Lv.Tkns.Bçvş. N.K. tarafından yapılan yersiz müdahale ve sarf edilen küfür içerikli sözlerin askerlik hizmeti ve görevleri ile ilgili olduğunun da kabul edilemeyeceği belirtilmek suretiyle, askeri bir suç olmadığı gibi askeri bir suçla da bağlantılı olmayan ve Askeri mahal olarak kabulü mümkün görülmeyen sivil servis aracında gerçekleşen atılı suçtan yargılama yapma görevinin adliye mahkemelerine ait olduğu ileri sürülmüş ise de;
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun Askeri Mahkemelerin Görevleri başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan Genel görev başlıklı 9'uncu maddesinde Askeri mahkemeler, kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler hükmü yer almaktadır. Yine; aynı Bölümde yer alan Asker kişiler başlıklı 10'uncu maddesinin C bendi ise Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel hükmünü haizdir.
Askeri suç, öğretide ve uygulamada;
a- Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, başka bir anlatımla Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b- Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,
c- Türk Ceza Kanununa atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
Diğer yandan; ASCK'nın 3'üncü maddesi askeri şahıslar kavramına Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personeli de dahil etmiştir.
Gerek 353 sayılı Kanun'un 10/C maddesinde, gerek ASCK'nın 4551 sayılı Kanunla değişik 3/1 'inci maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, Askeri şahıs olarak kabul edilmekle beraber; ASCK'nın 3'üncü maddesine 4551 sayılı Kanunla eklenen 2'nci fıkrada Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan devlet memurlarının asker kişi sıfatlarının, 211 sayılı TSK iç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlı olacağı hükmüne yer verilmiştir.
ASCK'nın 3'üncü maddesinde 4551 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten ve eklenen fıkradan önce de, Milli savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil personel hakkında TSK iç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesindeki hükme göre uygulama yapıldığından; ASCK'nın 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında Devlet memurları yönünden getirilen sınırlama, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesinin ve bu konudaki Askeri Yargıtay in yerleşik uygulamalarının tekrarından ibaret olup, yeni bir durum yaratmamaktadır.
TSK İç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu Kanun'un askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından denildikten sonra, b bendinde, Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup, bu Kanun'un 14'üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar. denilmiştir. TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 717/b maddesinde de bu husus aynen tekrarlanmıştır.
Madde metinlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tüm sivil personelin emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda oldukları, İç Hizmet Kanunu'nun 14'üncü maddesinde asta yüklenen görevleri aynen yapmaya mecbur oldukları, aksine hareket edenlerin askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olacakları belirtilmiştir. Buna göre ve yerleşmiş Askeri Yargıtay içtihatları da nazara alındığında, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tüm sivil personel, Askeri Ceza Kanun'unda yazılı, Amiri Tehdit, Amire Hakaret, Amire Mukavemet, Amire Fiilen Taarruz, Emre İtaatsizlikte Israr gibi askeri cürümleri; 477 sayılı Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunda yazılı, Amire saygısızlık, Emre itaatsizlik, Amire bilerek doğru söylememek gibi disiplin suçlarını işleyebileceklerdir. Ancak, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.12.2001 gün ve 2001/118-120 sayılı ilamında da belirtildiği gibi; Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personelin cezai sorumlulukları sadece amirlerine karşı ve TSK İç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesindeki yükümlülükleri ile sınırlı olduğundan, bu kişiler, yukarıda sayılanlar dışındaki sırf askeri suçları işleyememekle beraber, bu husus; belirtilen şahısların, gerek ASCK'da yazılı olan ve gerekse ASCK'nın atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürdüğü diğer suçları işleyebilecek olmalarına ve bu eylemleri sebebiyle askeri mahkemede yargılanmalarına engel olmayacağı gibi bu durumun onların asker kişi sıfatlarına halel getirmediğinde de kuşku bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında; dava konusu maddi olaya dönüldüğünde; Türk Silahlı Kuvvetleri kurumlarından biri olan İstanbul/Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi K.lığı Müzecilik Grup Başkanlığı kadrosunda, sözleşmeli personel statüsüne tabi olarak görev yapan Svl.Me. İ.O.'nun, 353 sayılı Yasanın 10/C Maddesindeki açık hüküm nedeniyle asker kişi sayıldığında kuşku bulunmamaktadır. Sanık Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın da asker kişi olduğu tartışmasızdır. Atılı hakaret suçunun askeri bir suç olmadığı keza, askeri bir suçla bağlantısının da bulunmadığı açık olmakla beraber, sanık Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın eyleminin asker kişiye karşı işlendiğinde kuşku bulunmadığından, atılı hakaret suçundan yargılama görevinin askeri mahkemeye ait olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli astsubay olan sanık Lv.Tkns.Bçvş. N.K.'nın üzerine atılı hakaret suçu ile ilgili yargılamanın 353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesi ile değişik 19/1'inci maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 2'nci maddesine göre oluşturulan heyet tarafından yürütülmesinde herhangi bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık bulunmadığından, sanığın yargılamasının askeri mahkemenin hakim sınıfından olan üyelerinden biri tarafından yürütülmesi gerektiği yolundaki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy