(1632 S. K. m. 3, 132) (5237 S. K. m. 35, 43, 50, 52, 62) (211 S. K. m. 113) (353 S. K. m. 9, 17)
Askeri mahkemece; sanığın, 13.5.2007 tarihinde zincirleme arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 132, TCK'nın 35/2, 43/1, 62, 50 ve 52'nci maddeleri uyarınca bin sekiz yüz altmış (1860) YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu adli para cezasının sanıktan 20 eşit aylık taksit hâlinde tahsiline, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmiş, hüküm sanık tarafından; sabıkasının olmadığı, yanlış anlaşılma sonucu bu olayın meydana geldiği, kimsenin bir eşyasını çalmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Heybeliada Deniz Lisesi Öğrenci Amirliği Hizmet Bölük Komutanlığı emrinde görevli olarak askerlik hizmetini yerine getiren sanığın, askeri lise öğrencilerinden olan mağdur M.B.Y.'nin MP4'ünü, mağdur R.U.'nun MP3'ünü gizlice aldığının kabulü ile yazılı olduğu şekilde mahkumiyeti cihetine gidilmiş ise de;
Askeri Ceza Kanunu'nun 132'nci maddesinin 4551 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki metninde, Bir mafevkin, bir arkadaşının, bir madunun veya misafir verildiği bir hane sahibinin veya mensuplarından birinin bir şeyini çalan dan bahsedilmekte ve buna göre, Askeri Yargıtay yerleşik içtihatlarında da; arkadaş tabiri, Aynı birlik dâhilinde veya aynı mahal ve aynı çatı altında bulunan ve aralarında askerlik camiasının icap ettirdiği karşılıklı emniyet ve itimada müstenit münasebetler bulunan aynı hukuki statüye tâbi askeri şahıslar şeklinde kabul edilmekte iken, ASCK'nın 132'nci maddesini Bir üstünün, arkadaşının veya astının bir şeyini çalan asker kişiler... şeklinde değiştiren 4551 sayılı Kanun'un 28'inci maddesi TBMM'de görüşülürken, madde metninde geçen arkadaş tabirinden, aynı rütbenin (hem rütbe) kastedildiği, bunun ileride uygulamada, yorumda faydasının görüleceği belirtilmiş olduğundan (TBMM Genel Kurul Görüşme Tutanakları), ASCK'nın 132'nci maddesinde düzenlenen suçun oluşması için failin, üstünün, astının veya aynı rütbedeki birinin bir şeyini çalması gerektiği, aksi hâlde eyleminin arkadaşının eşyasını çalmak suçunu oluşturmayıp, TCK'da düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir.
Askeri Ceza Kanunu'nun 3'üncü maddesinde askeri şahıslar arasında öğrenciler de sayılmış, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 113/a maddesinde ise, liselerden yukarı okullarda okuyan askeri öğrencilerin Askeri Ceza Kanunu ve Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu bakımından askerlik mükellefiyeti altına girmiş sayılacakları öngörülmüştür.
Somut olayda, mağdurlar askeri lise öğrencisi olup, henüz askerlik yükümlülüğü altına girmemiş olduklarından, üstü, astı veya aynı rütbede olmayan birinin bir şeyini çalan askeri şahsın eyleminin sübutu hâlinde TCK'da düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekirken sanığın eylemlerini arkadaşının bir şeyini çalmak olarak vasıflandıran askeri mahkeme hükmünde isabet görülmemiştir. (Dairemizin 10.6.2008 gün ve 2008/1290-1281 sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
Diğer yandan; yargılamayı yapan mahkemenin görevli olup olmadığı hususu kamu düzeniyle ilgili olup, yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir.
353 Sayılı Kanun'un 9'uncu maddesi, Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler hükmünü içermektedir, aynı Kanun'un 17'nci maddesi ise, Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askeri mahkemenin görevi sona erer şeklindedir.
Dosyada yer alan terhis belgesine göre, sanığın, zincirleme arkadaşının eşyasını çalmaya teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasının soruşturması devam ederken, 24.5.2007 tarihinde terhis edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, atılı hırsızlık suçunun TCK'da düzenlenmiş bir suç olması ve askeri bir suça da bağlı bulunmaması sebebiyle, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği ve atılı suçtan yargılama yapma görevinin adliye mahkemelerine ait olacağında kuşku bulunmadığından, mahkumiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy