(2709 S. K. m. 141) (1632 S. K. m. 85, 87, 90, 91) (5237 S. K. m. 43, 62) (353 S. K. m. 207, Ek m. 1) (5271 S. K. m. 34, 230, 231)
Askeri mahkemece, sanığın 17.2.2007 tarihinde;
1- Emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 87/1 (ikinci cümlesi) ve TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2- Zincirleme üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 91/1 (az vahim hal cümlesi), TCK'nın 43 ve 62'nci maddeleri gereğince, altı ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
3- Üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 85/1 (ikinci cümlesi) ve TCK'nın 62'nci maddesi gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; karar verilmiştir.
Bu hükümler, sanık tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 17.2.2007 tarihinde 19.00-21.00 saatleri arasında nöbetçi olduğu, nöbet hazırlığı sırasında, devriye onbaşı olan Çvş. H.E.'nin nöbetçilerin üzerini aramak istediği, ancak sanığın buna izin vermeyerek Çvş. H.E.'nin boğazını sıkıp iteklediği, Çvş. H.K.'nin araya girerek tarafları ayırdığı, nöbet bitiminde Çvş. H.E.'nin bu olay nedeniyle sanık hakkında tutanak tutmaya çalıştığı, buna sinirlenen sanığın Çvş. H.E.'ye g... sinkaf ederim, a... sinkaf ederim şeklinde küfür edip yumrukla vurduğu maddi vakıa olarak anlaşılmıştır.
Sanığın, talimat gereği ceplerini boşaltması ve üzerini aratması için Çvş. H.E. tarafından verilen emri ifadan söz ile ve fiilen imtina ederek emre itaatsizlikte ısrar ve devriye onbaşı olan Çvş. H.E.'yi itekleyip silahlıkta iken boğazını sıkmak, daha sonra nöbetçi subayının odasının önünde yumrukla vurmak suretiyle zincirleme üste fiilen taarruz suçlarını işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de;
1- Sanığın, nöbet talimatı gereği ceplerini boşaltıp devriye nöbetçi onbaşı tarafından üzerinin aranmasına müsaade etmesi gerekmekte olup, bu hususta devriye nöbetçi onbaşı tarafından verilen emrin hizmete ilişkin olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanık, devriye nöbetçi onbaşı olan Çvş. H.E.'nin bu husustaki emirlerini yerine getirmeyip ona fiziki müdahalede bulunarak devriye nöbetçi onbaşısının hizmet emrini ifa etmesini engellemeye çalıştığı anlaşıldığından, bu eylemlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde ASCK'nın 90'ıncı maddesinde düzenlenen mukavemet suçunu oluşturduğundan emre itaatsizlikte ısrar ve zincirleme üste fiilen taarruz suçlarından tesis edilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.
2- Sanığın nöbet sonrasında Çvş. H.E.'ye yumrukla vurduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanık hakkında bu eylemle ilgili olarak mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de; bu eylemin zincirleme üste fiilen taarruz suçu içerisinde değerlendirilmesi hukuka aykırı olduğundan zincirleme üste fiilen taarruz suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün bu nedenle de bozulmasına karar verilmiştir.
3- Sanığın, yukarıda açıklanan olayla ilgili olarak hakkında tutanak tutan Çvş. H.E.'ye nöbet bitiminde g... sinkaf ederim, a... sinkaf ederim şeklinde sözler sarf ettiği, bu suretle hizmete ilişkin muameleden dolayı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de;
Anayasanın 141/3'üncü maddesi; Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. hükmünü içermektedir. Bu temel kural, 353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanunla değişik Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın 34/1'inci maddesinde de; Hakim ve mahkemelerin her türlü Kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. şeklinde yer almış olup; aynı Kanun'un Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230'uncu maddesinde ise; hükümlerin niteliğine göre gerekçe yazımında göz önünde tutulacak esaslar ve hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak açıklanmıştır. CMK'nın konu ile ilgili bulunan 230/1'inci maddesinde; mahkumiyet hükmünün gerekçesinde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açıklanması; delillerin tartışılıp değerlendirilerek, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, bu kapsamda dosya içeriğinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi; ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi, cezanın saptanması, ceza yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirlerinin belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanakların gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.
353 sayılı Kanun'un 207'nci maddesinde ise; temyizin kural olarak hükmün hukuka aykırılığı nedenine dayandığı, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturduğu açıklandıktan sonra, hukuka kesin aykırılık varsayılan haller tek tek gösterilmiş olup, belirtilen haller temyiz incelemesi yönünden mutlak bozma nedeni niteliğindedir. Hükmün gerekçeden yoksun olması da anılan maddenin üçüncü fıkrasının G bendinde hukuka kesin aykırılık varsayılan hallerden biri olarak yer almıştır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; askeri mahkemece sanığın hizmete ilişkin muameleden dolayı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükmü tesis edilirken eylemin hangi nedenle hizmete müteallik muameleden dolayı işlendiğine ilişkin kabule yer verilmediğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan; hükümden sonra 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562'nci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231'nci maddesi uyarınca; atılı suçla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda askeri mahkemece değerlendirme yapılması bakımından mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy