(5237 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 40, 71) (1632 S. K. m. 177) (353 S. K. m. 251) (YİBK. 06.03.1940 T. 1940/5 E. 1940/68 K.) (YCGK. 30.12.2003 T. 2003/8-291 E. 2003/303 K.) (YCGK. 31.01.2006 T. 2006/1-4 E. 2006/7 K.)
Hükümlü Terhisli P.Er F. Y.nin;
1. 12'nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 11.5.2004 tarihli ve 2004/451-194 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, 20.5.2003-3.6.2003 ve 13.11.2003-23.11.2003 tarihleri arasında işlediği iki ayrı izin tecavüzü suçundan ASCK'nın 66/1-b, 73 ve 765 sayılı TCK'nın 59/2'nci maddeleri (iki kez) ve 765 sayılı TCK'nın 71'inci maddeleri gereğince, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün Dairemizce 2.11.2004 tarihinde onanarak kesinleştiği;
2. Kahramanmaraş 1'inci Sulh Ceza Mahkemesinin 1.11.2006 tarihli ve 2006/324 sorgu sayılı tevkif müzekkeresi ile, işlediği iddia olunan hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından 1.11.2006-2.2.2007 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/9276 sayılı soruşturma dosyasının resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak ve 2007/14459 sayılı soruşturma dosyasının ise hırsızlık suçundan dolayı halen soruşturma aşamasında olduğu (Kahramanmaraş C. Başsavcılığının 5.9.2008 tarihli bila sayılı dava dosyası içeriği yazısı);
3. Hükümlünün, iki ayrı izin tecavüzü suçundan kesinleşen on aylık hapis cezasının infazı aşamasında, 6.3.2007 tarihinde kayda giren dilekçesi ile; daha önce tutuklu kaldığı sürenin infaz aşamasında bulunan iki ayrı izin tecavüzü suçunun cezasından mahsup edilmesini talep etmesi üzerine, 12'nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.3.2007 tarihli ve 2004/451 evrak ve 2007/143 karar sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla, hükümlünün Kahramanmaraş 1'inci Sulh Ceza Mahkemesinin 1.11.2006 tarihli ve 2006/324 sorgu sayılı tevkif müzekkeresi ile, işlediği iddia olunan hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından 1.11.2006-2.2.2007 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin, 12'nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 11.5.2004 tarihli ve 2004/451-194 Esas ve Karar sayılı hükmüne konu ve infaz edilmekte olan 10 aylık hapis cezasından, 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesi gereğince mahsubuna karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Duruşmasız işlere ait mahsup kararma, komutan vekili tarafından, mahsuba konu hükmün kesinleşmesinden sonra gerçekleşen tutukluluk süresinin, kesinleşen hükme konu cezadan mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, süresinde itiraz edilmiştir.
Tebliğnamede, komutan vekilinin itirazına atfen duruşmasız işlere ait kararın kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede,
Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 22.5.2007 tarihli ve 2007/1212-1206, 9.8.2007 tarihli ve 2007/1772-1794 ve 25.3.2008 tarihli ve 2008/813-814 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; mahsup konusunda mülga 765 sayılı TCK'nın 40'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasında, hüküm kesinleşmeden önce meydana gelen tutukluluğun ceza mahkumiyetinden indirileceği; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesinde de hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin, hükmolunan hapis cezasından indirileceği belirtilmiş olmakla; her iki yasada da mahsubun mecburiliği (hukuki) sistemi kabul edilmiş, benzer düzenlemelere Askeri Ceza Kanunu'nun 177 ve 353 sayılı Kanun'un 251/1 'inci maddelerinde de yer verilmiştir.
Konu Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.10.1993 tarihli ve 1993/103-101 Esas ve Karar sayılı kararında, İşlenen bir suç sebebiyle maruz kalman her türlü özgürlüğü kısıtlayıcı sürelerin, niteliğine bakılmaksızın hükümlülük süresinden indirilerek cezanın infazının yapılması gerekmektedir. şeklinde açıklanmış, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesi de yargısal kararlarda vurgulanan hususları yasal temellere oturtmuştur.
Tutuklu kalınan sürenin mahkumiyetten mahsup edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkumiyete ait olması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada dikkat edilecek husus; mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir; tutuklu kalınan sürenin, mahsuba konu mahkumiyete ait suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleşme tarihinden önce veya sonra olması değildir. Diğer bir deyişle, tutuklu kalman suçtan dolayı bir karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, mahsuba konu mahkumiyete ait suç bu kesinleşme tarihinden önce işlenmiş ise mahsup yapılabilecek, kesinleşme tarihinden sonra işlenmiş ise mahsup yapılamayacaktır. Bunun da temel nedeni, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeniden bir suç işlemesine engel olmak düşüncesidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 6.3.1940 tarihli ve 1940/5-68 sayılı kararı ile Ceza Genel Kurulunun 30.12.2003 tarihli ve 2003/8-291-303 sayılı, 31.1.2006 tarihli ve 2006/1-4,7 Esas ve Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay Kararları Dergisi Ekim-2006, s. 1662).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; hükümlünün, infaza (dolayısıyla mahsuba) konu on aylık hapis cezasına dair iki ayrı izin tecavüzü suçunu işlediği tarihlerde (20.5.2003-3.6.2003 ve 13.11.2003-23.11.2003), tutuklu kaldığı hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin değil kesinleşmiş bir mahkumiyet karan henüz açılmış bir dava dahi bulunmadığı, bilakis tutuklu kaldığı suçlardan dolayı soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, askeri mahkemece; 1.11.2006-2.2.2007 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürenin, halen infaz aşamasında olan (Mahsup kararma dayanılarak daha sonra infazın tamamlandığı anlaşılmaktadır.) iki ayrı izin tecavüzü suçunun cezasından mahsubuna karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu sebeplerle komutan vekilinin itiraz sebeplerine ve tebliğnamedeki görüşe itibar edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy