(1632 S. K. m. 87) (5237 S. K. m. 62, 63) (353 S. K. m. 87, 92, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 166, 256, Ek m. 1) (5271 S. K. m. 147, 149, 150, 191, 324, 325) (5320 S. K. m. 13) (Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik m. 5)
Askeri mahkemece; sanıklar B.K. ve M.Ş.'nin 22.12.2006 tarihinde ve sanık D.B.'nin 12.1.2007 tarihinde, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri kabul edilerek, her birinin ayrı ayrı ASCK'nın 87/1 (birinci cümlesi) ve TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, yirmi beş gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına; yasal imkansızlık nedeniyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme taleplerinin reddine; tutuklulukta geçirdikleri sürelerin TCK'nın 63'üncü maddesi uyarınca mahkumiyetlerinden mahsubuna; Ankara Barosunca; sanıklar B.K. ve M.Ş. müdafii olarak görevlendirilen Av. CM.'ye, her bir sanık için ayrı ayrı olmak üzere soruşturma aşaması için 130'ar YTL (toplam 260 YTL) müdafii ücreti ve 2 YTL 60 YKr mutat zorunlu yol gideri, kovuşturma aşaması için 220'şer YTL (toplam 440 YTL) müdafii ücreti ve 7 YTL 80 YKr mutat zorunlu yol gideri ödenmesine; D.B. müdafii Av.G. S.'ye soruşturma aşaması için 130 YTL müdafii ücreti ve 2 YTL 60 YKr mutat zorunlu yol gideri, kovuşturma aşaması için 220 YTL müdafi ücreti ve 5 YTL 20 YKr mutat zorunlu yol gideri ödenmesine; karar kesinleştiğinde, müdafilerine ödenmesine karar verilen 355 YTL 20 YKr'nin yargılama gideri olarak sanıklar B.K. ve M.Ş.'ye ve 357 YTL 80 YKr'nin ise yargılama gideri olarak D.B.'ye ayrı ayrı ödettirilmesine karar verilmiştir.
Hükümler, müdafiiler ve sanık D.B. tarafından sebep gösterilmeksizin süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümde usul ve esas yönlerinden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmekle beraber; somut olayda sanıklara müdafi tayini için 353 sayılı Kanun'un 87'nci maddesindeki şartların bulunmadığı, sanıkların talebi üzerine 5271 sayılı CMK'nın 147'nci ve 5320 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesi uyarınca baro tarafından avukat görevlendirildiğinin anlaşıldığı, anılan madde gereğince görevlendirilen müdafilere müdafi ücretinin Bakanlık bütçesinden ödeneceğinin düzenlenmiş olması karşısında, kanuna mutlak aykırılık teşkil eden mahkumiyet hükmünün uygulama bakımından bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; birliği komutanlığınca, birlik içinde cep telefonu ve sim kartı kullanmanın ve bulundurmanın yasak olduğuna dair emrin daha önce tebliğ edilmiş olmasına rağmen, sanıklardan B.K. ve M.Ş.'nin 22.12.2006 tarihinde ve sanık D.B.'nin 12.1.2007 tarihinde kışla sınırları içinde cep telefonu bulundurduğunun belirlendiği, böylece hizmete ilişkin emrin gereğini yerine getirmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Askeri mahkemece; sanıkların, tüm unsurları ile oluşan atılı suçlardan, yasal, inandırıcı ve yeterli gerekçelerle, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmalarında hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, yargılama gideri olarak sanıklara ödettirilmesine karar verilen müdafi ücretleri ve zorunlu giderlerle ilgili olarak yapılan muhakeme işlemleri incelendiğinde; soruşturma evresinde sanıkların sorguları saptanırken, talepleri üzerine 5271 sayılı CMK'nın 147/1-c maddesi gereğince Ankara Barosunca sanıklara müdafi görevlendirildiği müdafilerin kovuşturma evresinde de görev yaptıkları görülmektedir.
Konu ile ilgili düzenlemelere bakıldığında, 5271 sayılı CMK'nın;
1. 191'inci maddesinde sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun ve 147'nci maddede belirtilen diğer haklarının da bildirileceği",
2. 147'nci maddesinde, diğer haklarının yanı sıra ... Müdafii seçme hakkının bulunduğu ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, müdafii yardımından faydalanmak istediği takdirde kendisine baro tarafından bir müdafii görevlendirileceği,
3. 149'uncu maddesinde, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabileceği, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli ve sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı,
4. 150'nci maddesinde şüpheli veya sanığın müdafii seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi halinde istemi üzerine bir müdafii görevlendirileceği hususlarının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu yasal düzenlemeler kapsamında şüpheli veya sanığın, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi ve istemesi durumunda, başkaca bir koşul aranmaksızın kendisine bir müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu açıktır.
CMK'nın 324 ve 325'inci maddelerinde; avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı ve cezaya veya güvenlik tedbirine mahkum edilmesi halinde avukatlık ücreti de dahil bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği kabul edilmiştir.
CMK'nın 150/4'üncü maddesinde zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususların, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği ve yine 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'unun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 13'üncü maddesinde CMK gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarını istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten ödeneceği; Bu ücretin yargılama giderinden sayılacağı; Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmelikte belirleneceği öngörülmüştür. Bu atıflar nedeniyle Adalet Bakanlığınca hazırlanarak 2.3.2007 tarihli ve 26450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik"in 5/1'inci maddesinde şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi isteneceği, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi durumunda görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemelerin yargılama giderlerinden sayılacağı ve mahkumiyeti halinde kendisinden tahsil edileceği hususu hatırlatılarak talep ettiği takdirde barodan bir müdafi görevlendirilmesi isteneceği hususları düzenlenmiştir.
Tüm bu yasal ve idari düzenlemelere nazaran adli yargıya tabi olup adliye mahkemelerinde yargılanmakta olan bir sanığın, müdafi seçebilecek bir durumda olmadığını beyan etmesi halinde ve talep ettiği takdirde, Barodan görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemelerin yargılama giderlerinden sayılacağı ve mahkumiyeti halinde kendisinden tahsil edileceği ortadadır.
Ancak durum, askeri yargılama sisteminde farklı düzenlenmiştir. 353 Sayılı Kanun'un;
5530 sayılı Kanun ile değişik ve 5.10.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Ek 1 'inci maddesinde Bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanun'unun adli kontrole ilişkin 109 ila 115, değerlendirme raporu yetkisine ilişkin 166 ve istinafa ilişkin 272 ila 285'nci maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, diğer hükümleri askeri yargıda da uygulanacağı,
Yargılama giderleri başlığını taşıyan 256'ncı maddesinde ise Askeri mahkemelerde görülecek davaların ve askeri makamlar aracılığı ile uygulanacak cezaların giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörülmüştür. Bir başka anlatım ile yargılama giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi askeri yargı sisteminde yargılama giderlerinin karşılanma biçimi özel olarak 353 sayılı Kanunda düzenlendiği için bu konuda Ceza Muhakemesi Kanunu ile Yönetmelik hükümlerinin uygulanamayacağı ortaya çıkmaktadır.
Sanığın talebi üzerine görevlendirilen müdafie yapılacak ödemenin niteliği, yani yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı hususunda 353 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamakla beraber Ek 1'inci maddesinin atfı ile CMK'nın 324'üncü maddesine bakıldığında avukatlık ücretinin ve 5320 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesine bakıldığında bu maddeye göre müdafie ödenmesine karar verilecek ücretin de yargılama giderlerinden sayılacağı öngörüldüğü cihetle, askeri mahkemede yargılanmakta olan bir sanığa tayin olunacak zorunlu müdafie yapılacak ödemenin de yargılama giderlerine dahil olacağı ve Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı belirlenmektedir.
353 sayılı Kanun'un müdafii ücreti başlıklı mülga (5530 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış) 92'nci maddesinde askeri mahkemece tutulan müdafie tarifesine göre Devlet Hazinesinden ücret verileceği, hükümlüye Hazinenin rücu hakkının olacağı düzenlenmiş ise de; bu madde hükmü 5530 sayılı Kanun'un 62'nci maddesi ile yürürlükten kaldırılırken yerine özel bir düzenleme getirilmediği gibi yargılama giderleri konusunda 353 sayılı Kanun'un 256'ncı maddesi tek başına kalmıştır. Anılan 256'ncı madde de, (Ek 1'inci maddesi ile beraber) avukatlık ücreti de dahil tüm yargılama giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını öngörmektedir.
Yukarıda ayrıntılı olarak irdelendiği üzere, adliye mahkemelerinden farklı olarak yargılama giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenmesi gerekirken, somut olayda askeri mahkemede yargılanmış olan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmiş olması nedeniyle, ayrıca baro tarafından atanan müdafilerine yapılacak ödemelerin yargılama gideri olarak sanıklara ödettirilmesine karar verilmesi, 353 sayılı Kanun'un 256'ncı maddesine aykırılık teşkil ettiğinden (Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 25.3.2008 tarihli ve 2008/813-814 sayılı ilamı da aynı doğrultudadır), yargılama giderlerinin sanıklara ödettirilmesine yönelik usul hatası yönünden mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, hükümden sonra, 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca; atılı suçla ilgili olarak bozmadan sonra yapılacak yargılama sonucunda, Askeri Mahkemece, atılı suç nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı konusunda değerlendirme yapılması gerekliliğine işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy