(1632 S. K. m. 47, Ek m. 8) (353 S. K. m. 17) (5271 S. K. m. 8)
Sanık terhisli P.Er E.D.'nin askerlik hizmetini yaptığı sırada, 19.01.2007 tarihinde uyumakta olan mağdurlar P.Onb. Ö.G. ve P.Er Y.K.'yı tokatlayarak kaldırdığı, daha sonra mağdurlardan daha iri yapılı olan sanığın her iki mağduru koğuşun köşesine götürdüğü, burada yine mağdurlara tokat attığı, diğer askerlerin araya girmesiyle darp olayının sonlandığı, ancak sanığın mağdurlara anam avradım olsun size gün yüzü göstermem, ben gidene kadar g..ünüz yiyorsa, komutanlara haber verirsiniz şeklinde sözler sarf ettiği, her iki mağdurun yazılı dilekçe ile sanıktan şikayetçi oldukları dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Kabul olunan maddi vakıadan da anlaşılacağı üzere; sanık eylem bütünlüğü içerisinde, koğuşun köşesine götürdüğü kendisi ile hem rütbe olan er ve üstü olan onbaşı rütbesindeki personele peş peşe etkili eylemde bulunmasını müteakip orada bulunanlarca aralanması sonrası her ikisine birden tehdit içerikli sözler söylediği görülmektedir.
Askeri Mahkemece; sanığın P.Onb. Ö.G.'ye yönelik olarak üste fiilen taarruz ve üstü tehdit suçlarını işlediği sabit görülerek, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, kanunun öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, takdiri indirim sebepleri göz önünde bulundurularak cezasından indirim yapılmasında, ASCK'nın 47/A ve Ek-8'nci maddelerinin amir hükümleri gereği yasal imkânsızlık nedeniyle hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ve ertelenmemesinde, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, Sanığın kendisiyle hem rütbe olan mağdur ere karşı işlediği iddia olunan kasten yaralama ve tehdit suçlan, Askeri Ceza Kanunu'nda yer alan suçlardan olmadığı gibi, Askeri Ceza Kanunu'nun atıfta bulunmak suretiyle cezalandırdığı suçlar arasında da bulunmadığı, unsur ve yaptırımları tamamen TCK'da düzenlendiği, bu anlamda Askeri suç olmadığı konusunda kuşku bulunmamaktadır.
353 Sayılı Kanun'un, Askeri Mahkemelerde Yargılanmayı Gerektiren İlginin Kesilmesi başlıklı 17'nci maddesi; Askeri Mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakmak görevini değiştirmez. Ancak, suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması hâlinde Askeri Mahkemenin görevi sona erer. şeklindedir.
Bu düzenlemeye göre; emeklilik, istifa, terhis veya diğer nedenlerle TSK'dan ilişiği kesilen asker kişiler tarafından işlenen suçların, askeri bir suç olmaması veya askeri bir suça bağlı bulunmaması hâlinde Askeri Mahkemelerin davaya bakmak görevi sona erecektir.
Bu nedenle, askeri suça bağlı suç kavramına açıklık getirmek açısından önemi bulunan bağlılık kavramı irdelendiğinde;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 8/(1)'inci maddesinde Bağlantı kavramı başlığı altında Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Öğretide de; bağlılık, irtibat veya bağlantı kavramının, farklı muhakemelerin konusu olabilecek uyuşmazlıklar arasında bu uyuşmazlıkları birbirine yaklaştıran ve onları birbirine bağlayan ortak nokta olduğu, ceza yargılamasında her uyuşmazlık için ayrı bir yargılama yapılması temel ilke ise de, bağlantılı uyuşmazlıklar açısından bu temel ilkeden ayrılındığı, bağlantılı uyuşmazlıklar yönünden özel kurallara yer verilerek bu uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve ekonomik olarak çözümlenmesinin amaçlandığı, bağlılık hâlinde olaylardan ya da suçlardan biri yönünden görevli yargı yerinin, diğerleri hakkında da görevli olduğu, bu yönüyle bağlılığın, görev kuralının bir istisnası olarak ele alındığı, bağlılığı oluşturan unsurun hâkimin vicdani kanaatinin tam ve eksiksiz oluşmasını gerekli kıldığı, bağlantılı davaların birleştirilmesinin bunun için zorunluluk arz ettiği, şahsi (sübjektif) bağlılığın bir kimsenin birden fazla suç işlemesiyle, fiili (objektif) bağlılığın suç ortaklığı şeklinde ortaya çıkacağı, fiili bağlılığın iştirak hükümlerini de içine almakla birlikte daha geniş bir anlam ifade ettiği ve eylemin birlikte-beraber işlenmesi durumunu da kapsadığı kabul edilmektedir (F. EREM; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun (Şerh), 1996, s: 18-19, E. YURTCAN; CMUK ŞERHİ, 2000, s:64-67, KUNTER/YENİSEY; Ceza Muhakemesi Hukuku, 2004, s:258-268, CENTEL/ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, 2003, s.377-391, H. ÖZBAKAN; Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 1989, s: 13-18, A. P. GÖZÜBÜYÜK; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Şerhi, 1984, s:93-94).
Uyuşmazlık Mahkemesinin yerleşik kararlarında; emeklilik, istifa, terhis veya diğer nedenlerle TSK'dan ilişiği kesilen asker kişilerin, askeri suçlarıyla birlikte işledikleri, aralarında şahsi veya fiili bağlılık (bağlantı) bulunan diğer Kanunlarda yazılı suçlara ilişkin davalara da Askeri Mahkemelerde bakılması görüşü benimsenmiştir.
Bu itibarla, tebliğnamede de isabetle belirtildiği üzere, sanığın, gerek askeri yargıya tabi olan, gerekse görevsizlik kararına konu edilen 19.01.2007 tarihli suçlarını, eylem bütünlüğü içerisinde aynı zaman diliminde, aynı mekanda ve birbiri ardına gerçekleştirmesi, tüm suçların askeri mahalde işlenmesi ve yine hemen hepsinin delillerinin müşterek olması, bu anlamda sübjektif bağlılığın oluştuğu, müşterek değerlendirilmenin yargılamaya başlamış olan Askeri Mahkemece yapılması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın terhis olması dolayısıyla görevsizlik kararma konu suçlarının askeri bir suç olmamasına rağmen, yukarıda açıklandığı üzere üste fiilen taarruz ve üstü tehdit suçlarına bağlı olduğunda kuşku bulunmadığından, atılı suçlardan kurulan görevsizlik kararlarının ayrı ayrı bozulmalarına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy