(5237 S. K. m. 204) (5271 S. K. m. 170, 174) (353 S. K. m. 19, 243)
Resmi belgede sahtecilik suçundan şüpheli P.Er Erdal ÖZDEMİR hakkında, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itiraz üzerine 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 17.7.2008 tarihli ve 2008/1158 Müt. sayılı itirazın reddi kararına karşı, Milli Savunma Bakanı'nın 30.12.2008 tarihli ve MİY.:9010-011-08/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş. (31-17-08) sayılı yazısı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 15.1.2009 tarihli ve 2009/537 sayılı tebliğnamesi ekinde, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 12.6.2008 tarihli ve 2008/1171-740 esas ve karar sayılı iddianamesiyle, P.Er Erdal ÖZDEMİR'in kendisinin düzenlediği izin belgesini kullanarak birlik dışına çıktığı ve eyleminin TCK'nın 204/1'inci maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu iddiasıyla kamu davası açılmış; izin belgesinin aslının bulunup dosyaya dahil edilememesi nedeniyle, 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince, 18.6.2008 tarihli ve 2008/740 İdd.Değ.No. sayılı duruşmasız işlere dair kararı (Karar, heyet teşkil edilerek verilmiştir.) ile suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlendiği gerekçesiyle, CMK'nın 174/1-b maddesi gereğince iddianamenin iadesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı Askeri Savcılığın yaptığı itiraz, iddianameye konu belge aslının mevcudiyetinin gerekli olduğu belirtilerek 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.7.2008 tarihli ve 2008/1158 Müt. sayılı kararı (Karar, tek hakim tarafından verilmiştir.) ile reddedilmiştir.
Milli Savunma Bakanı'nın 30.12.2008 tarihli ve MİY.:9010-011-08/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş. (31-17-08) sayılı yazısı ile Askeri Savcılıkça soruşturma konusu izin belgesinin aslı araştırılmış ise de kaybolduğu anlaşılan belge aslının dosyaya dahil edilemediği; ancak belgenin okunaklı bir örneğinin dosyada bulunduğu; ayrıca şüphelinin kabulü, tanıkların birbirini tamamlayan anlatımları ve izin belgesinin kullanıldığı nizamiyede bulunan çarşı izin klasöründen getirtilip dosyaya konulan örnek izin belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, P.Er Erdal ÖZDEMİR'in el yazısı kullanmadan bilgisayardaki örnek üzerinden, kendisi için 19.5.2008 tarihli günlük izin belgesi düzenleyip, nöbetçi subayı olarak Sağ.Tğm. İsmail MUTLU'nun ismini yazarak imzaladığı ve bu belgeyi kullanarak nizamiyeden çıktığı, bu haliyle TCK'nın 204/1'inci maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı şüpheli hakkında dava açılması için yeterli şüphenin bulunduğu; iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddedilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu belirtilerek kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur.
İddianamenin iadesi nedenleri CMK'nın 174'üncü maddesinde düzenlenmiş olup, 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, anılan maddenin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmiş olması nedenine dayalı olarak iddianameyi iade etmiştir.
CMK'nın 174/1-b maddesi, Kamu davasının tek veya zorunlu olduğunda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılmasını gerçekleştirebilmek amacıyla; iddianamenin, hukuken geçerli ve yeterli delillerin toplanmasından ve dava açma koşullarının gerçekleşmesinden sonra, tüm yönleriyle doğru ve eksiksiz olarak mahkemeye verilmesi gerekmektedir. 'Yeterli delil bulunmadan veya toplanmadan adeta delilsiz davanın açılmış olması ve bunun sonucu olarak mahkemenin soruşturma yapmak zorunluluğunda kalacağının anlaşılması halinde iddianame iade edilecektir.' .... Böylece soruşturmanın gereğince tamamlanmadan dava açılmasının sakıncaları, duruşmaların uzaması ve ertelenmesi önlenebilecektir. şeklindeki gerekçe ile ihdas edilmiş bulunmaktadır. Maddenin TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmesi sırasında da belirtildiği üzere; Cumhuriyet savcısının dava açabilecek kadar delil toplaması halinde davanın açılmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak suçun sübutuna etki edebilecek mutlak bir delil, ortada görünen bir delil, var olan bir delil eğer toplanmamış ise bu durum iddianamenin iadesi sebebini doğuracaktır.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra soruşturma dosyası üzerinde yapılan incelemede; Askeri Savcılık tarafından soruşturma konusu izin belgesinin aslı araştırılmış ise de, kaybolduğu anlaşılan belge aslının dosyaya dahil edilemediği; ancak belgenin okunaklı bir örneğinin dosyada bulunduğu; ayrıca şüphelinin kabulü, tanıkların birbirini tamamlayan anlatımları ve izin belgesinin kullanıldığı nizamiyede bulunan çarşı izin klasöründen getirtilip dosyaya konulan örnek izin belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; P.Er Erdal ÖZDEMİR'in el yazısı kullanmadan bilgisayardaki örnek üzerinden, kendisi için 19.5.2008 tarihli günlük izin belgesi düzenleyip, nöbetçi subayı olarak Sağ.Tğm. İsmail MUTLU'nun ismini yazarak bilgisayar çıktısı aldıktan sonra imzaladığı ve bu belgeyi kullanarak nizamiyeden çıktığı dosya içeriği delillerden anlaşılmaktadır.
Sahteciliğe konu olan belgenin aldatıcı nitelikte olup olmadığının ve gerek görülüyorsa belge üzerindeki el yazısı veya imzanın kime ait olduğunun saptanması için, eğer mevcut ise belge aslının soruşturma dosyasına konulmasının gerekli olduğunda duraksama yoktur. Ancak belge aslının bulunamadığı durumlarda, diğer deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenebilir.
CMK'nın 170/2'nci maddesindeki soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler hükmü uyarınca, kamu davası açılması gerekip gerekmediği yönünde delilleri takdir yetkisinin Cumhuriyet savcılığına ait olduğu, Askeri Savcılıkça tüm delillerin araştırılması sonucu tamamlanan soruşturmada, elde edilen delillerle bu takdirin kullanılmasının iade sebebi olamayacağı, mevcut delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.7.2008 tarihli ve 2008/1158 Müt. sayılı itirazın reddine dair kesin niteliğindeki kararının 353 sayılı Kanun'un 243'üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (A) bendi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
İsnat edilen suçun niteliği ve kanunun öngördüğü ceza miktarı (TCK'nın 204/1 'inci maddesi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını öngörmektedir.) göz önüne alındığında, iddianamenin iadesi kararında olduğu gibi, bu karara karşı itirazın incelenmesinin de, 353 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesi gereğince, Askeri Mahkeme Kurulunca karara bağlanması gerekirken itiraz mahkemesinin tek hakimle karar vermiş olması kanuna aykırı görülmüş ise de; kanun yararına bozma incelemesinde taleple bağlı olunması ve MSB. lığınca bu konuda bozma sebebi bildirilmemesi nedenleriyle, bozma sebebi yapılamayan bu husustaki hukuka aykırılığa işaretle yetinilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Milli Savunma Bakanı'nın 30.12.2008 tarihli ve MİY.:9010-011-08/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş. (31-17-08) sayılı kanun yararına bozma isteminin, 353 sayılı Kanun'un 243/4-(A) maddesi gereğince KABULÜNE;
2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.7.2008 tarihli ve 2008/1158 Müt. sayılı itirazın reddine dair kararının BOZULMASINA;
Soruşturma dosyasının, müteakip işlemlerin yapılması için, 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilmek üzere Askeri Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE; 27.01.2009 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun İddianamenin iadesi başlıklı 174'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında iddianamenin iadesi sebepleri gösterildikten sonra, 4'üncü fıkrasında Cumhuriyet savcısı (Askeri savcı), iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez denilmiş; 5'inci fıkrasında ise iade kararma karşı itiraz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
353 sayılı Kanunun 204 (CMK'nın 271)'üncü maddesinde de itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler kapsamında iddianamesi iade edilen Askeri Savcı itiraz kanun yoluna başvuracak; itiraz yoluna başvurmaması veya itirazının yetkili Mahkeme tarafından reddedilmesi halinde, CMK'nın 174/4'üncü maddesi kapsamında belirtilen eksiklikleri tamamlayacaktır.
Yasa koyucu, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi kararına karşı herhangi bir yasa yolu öngörmediğinden, Askeri Savcı, kararı doğru bulmasa da itiraz merciinin verdiği karara uymak zorundadır. (CMK'nın 174/2'nci maddesi suçun hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceğini düzenlediğinden, örneğin Askeri Mahkemece eylemin 477 sayılı Kanun kapsamında kaldığından bahisle iddianamenin iade edilmesi ve buna yönelik itirazın reddedilmesi halinde, sadece bu hale münhasır olmak üzere Askeri Savcının yazılı emir yoluna gidebileceği kabul edilebilir ise de, kanuna mutlak aykırılık hallerinde uygulanacak bu istisnanın, eksiklik nedeniyle iddianamesinin reddi haline teşmil edilmek suretiyle genişletilmemesi gerekir).
Somut olayda iddianame, yakalama tutanağının aslının dosyada bulunmadığı gerekçesi ile iade edildiğinden ve itiraz üzerine 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesince bu eksikliğin iddianamenin iadesini gerektirdiği kabul edildiğinden, Askeri Savcının yapacağı tek şey söz konusu eksikliği gidermektir. Burada kanun yararına bozmayı gerektirir bir hukuka aykırılık yoktur.
Kaldı ki, iddianamenin reddi kararı sanık lehine olduğundan, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde kanun yararına bozma isteminde bulunulması, maddenin gerekçesinde açıklanan konuluş amacına da aykırıdır.
Ayrıca, Askeri Yargıtay tarafından kanun yararına bozma sebeplerinin uygun görülerek hükmün bozulması halinde ne yapılacağı 353 sayılı Kanun'un 243'üncü maddesinde dört bent halinde düzenlenmiş olup, kanun yararına bozma istemine konu olan iddianamenin iadesine yönelik itirazın reddine dair karar, bu hallerden hiç birine uymamaktadır.
Tüm bu nedenlerle, Milli Savunma Bakanı'nın kanun yararına bozma isteminin reddi gerektiğini düşündüğümden, çoğunluk görüşüne katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy